Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Keşfet

Geçtiğimiz günlerde HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı'na katılımı çok tartışıldı.

HÜDA PAR Konca Kuriş’i, Gaffar Okan’ı, Kürt Nurcusu olarak bilinen Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım’ın ölümünden sorumlu olan Hizbullah terör örgütünün uzantısı ya da varyantı. Tıpkı HDP’nin PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmeye yanaşmaması gibi, HÜDAPAR da kendi arka bahçesiyle yüzleşmek istemiyor, yani Hizbullah'ı terör örgütü olarak görmüyor.

Tabii benzerlikler kadar farklılıklar da var. Hizbullah artık klasik anlamda hayatta değil. HÜDA PAR ile ikame oldu. Örgüt ya da parti varyantı olarak 20 yıldır silaha şiddete bulaşmamış bir yapıdan bahsediyoruz.

Oysa PKK öyle değil. HDP var, ayrıca PKK da var, iki yapı ayrı ama bitişik olarak varlığını sürdürüyor. Ve PKK son 20 yılda öldürmeyi bırakmadı.

Bu noktada Hizbullah ne oldu da HÜDA PAR oldu kısmına biraz daha büyüteç tutmak lazım.

Tekrar edelim, HÜDA PAR aslında Hizbullah terör örgütünün birikimi üzerinden gelişen ama onun silah bırakmış, legalleşmiş, siyasallaşmış uzantısı olarak tecessüm eden bir yapı.

Hizbullah tarihinde ilk kez 2012 de siyasal manifesto yayınlayarak Hizbullah adıyla ilkelerini ve programını açıkladı..

Aynı tarihte HÜDA PAR kuruldu...Böylece Hizbullah'ın siyasallaşma süreci başladı.

Aslına bakarsanız Hizbullah-HÜDA PAR ilişkisi, devletin çözüm süreciyle PKK /HDP'ye yaptırmak istediği ama HDP/PKK'nın kibri, sol liberal entelijansiyanın "Kürt meselesini çözen Erdoğan olmasın" anksiyetesi, belki o arada devreye girip suyu bulandıran yabancı istihbarat örgütlerinin müdahaleleri ve son olarak hükümetin böyle bir süreci yürütürken alması gereken tedbirleri almaması gibi nedenlerle nihayete eremeyen çözüm sürecinin başarılı olmuş bir versiyonu.

Hizbullah silah bırakmış ama örgütünü tam olarak feshetmemiş bir örgüt. Silahını da alıp gitmiş. Örgüt rehberi Edip Gümüş başta olmak üzere (HÜDA PAR'ın da siyasi rehberi) örgüt merkezi İran'a taşınmış durumda. Ve Gümüş'ün örgütü fikri seviyede muhafaza ettiği de biliniyor.

Örgütün dini rehberi Melle Mizgin de cezaevinden çıkarak Diyarbakır'da dini irşad faaliyetlerine devam ediyor... Örgütün ayrıca askeri kanadı da çoğunlukla eylemsiz olarak ancak istisnai olarak Kobani olaylarında Diyarbakır'da misilleme eylemleriyle ortaya çıktığı şekliyle yani, "Şeyh Said Seriyyeleri” adıyla çekirdek varlığını muhafaza ediyor...

Bu bilgilerin tamamı internette açık kaynaklarda var.

Bizim gördüğümüzü hükümet de görüyor.

Ancak ben şunu özellikle merak ediyorum. AK Parti’nin kuruluşunda ve ilk iki döneminde emeği geçen insanlar arasında Hizbullah'ın öldürdüğü bilinen İzzettin Yıldırım’ı sevenler sayanlar vardı ve bu nedenle HÜDA PAR'a hiç mi hiç prim verilmez, bilakis uzak durulurdu.

AK Parti nasıl bir haleti ruhiye ile şimdi 100 bin oyu olan HÜDA PAR' a gönül indirdi? Bu durum hazin bir hikayeyi kapsıyor. O eski parlak günlerin, ideallerin, "muhafazakar demokrasi" teorisyeni Yalçın Akdoğan kuytulardan çıkıp anlatsa da dinlesek.

Heyhat bugün anlatacağım şey tamamen başka.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar