Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN gelen bir haber: Selanik'teki Yeni Cami 90 sene aradan sonra ilk defa ibadete açılmış ve Gümülcine'deki Medrese-i Hayriye'de öğrenci olan bir grup, Selanik Belediye Başkanı Yannis Butaris'in izni ile Yeni Cami'de öğle namazı kılmışlar.

        Minaresi senelerden buyana varolmayan Yeni Cami'nin fotoğraflarına dikkatle baktığınızda, binanın bir köşesindeki saat kulesinin üzerinde camilerde görmeye alışık olmadığımız bir motif farkedersiniz: Saat kulesinin üst kısmı, Museviliğin en bilindik sembolü olan "Davud Yıldızı" ile donatılmıştır.

        Böyle farklı semboller binanın başka yerlerinde de vardır, zira Yeni Cami bir cemaat, Selânik'in meşhur "dönmeleri" tarafından kendilerine mahsus bir ibadethane olarak inşa ettirilmiştir. 1902'de İtalyan mimar Vitaliano Poselli'ye yaptırılan cami geleneksel cami formundan farklıdır ve göründüğü kadarı ile de değişik bir ibadet biçiminin ihtiyacını karşılayacak şekildedir.

        CAMİDE SEKS FİLMİ

        İşte, "Sabataistler" yahut bizdeki yaygın olarak bilinen şekli ile "Dönmeler" için inşa edilen bu cami, Lozan Anlaşması'nın imzalanmasından sonra yaşanan mübadele neticesinde Selânik'teki dönmelerin neredeyse tamamının Türkiye'ye göç etmeleri üzerine cemaatsiz kaldı. Yeni Cami'in ilk iş olarak zaten tek olan minaresini yıktıran Yunan Hükümeti, binayı arkeoloji müzesine çevirdi, kırk küsur sene müze olarak kullanılan cami daha sonra Selanik Belediyesi'ne devredildi ve hâlen sergi salonu ve kültür merkezi vazifesi görüyor.

        Selanik gibi hiçbir camiin ibadete açık olmadığı büyük bir Yunan şehrinde mimarisi ve ilk cemaati biraz farklı da olsa böyle bir camiin 90 sene aradan sonra ibadete açılması tabii güzel bir iştir ama Yunanistan'daki camiler meselesinin daha başka ve daha önemli bir tarafı vardır:

        Yunanistan'da Türk nüfusun yaşadığı Batı Trakya ile bazı adalar dışında, özellikle de Atina ile Selanik'te bugün ibadete açık tek bir cami bile yoktur ve bu, senelerden buyana böyledir. Sadece oralarda yaşayan Türkler değil, yüzbinlerce Arnavut da ibadethaneden mahrumdur. Büyük şehirlerdeki camilerin minareleri Yunanlılar tarafından "Türk ve İslamiyet sembolü" görüldükleri için bundan zaten çok seneler önce yıktırılmış, Osmanlı zamanından kalma ibadethaneler konser salonu, alışveriş merkezi yahut askerî bina olarak başka maksadlarla kullanılmış, hattâ Selânik'teki meşhur Hamza Bey Camii'nin bir bölümü vaktiyle erotik filmlerin oynatıldığı sinema hâline getirilmiştir!

        Türkiye'deki bazı Ortodoks kiliselerinin de zamanla tahrip olduğunu ve ibadet dışı maksatlarla kullanıldığını inkâr edemeyiz ama Yunanistan'da olduğu gibi kasıtlı ve toplu bir tahrip bizde hiçbir zaman yaşanmamış, hattâ 6-7 Eylül cinnetindeki kilise yağmalarına rağmen ayakta duran ve kullanılan binalar bu vaziyete düşürülmemiştir!

        HAMZA BEY AÇILIRSA!

        İstanbul'da bugün birçoğunun cemaati kalmamış olmasına rağmen seksenden fazla kilisenin hâlâ başta Fener olmak üzere diğer Ortodoks Patrikhaneleri'ne ait olmaları ve her an âyin yapılabilecek vaziyette muhafaza edilmeleri de, bunun böyle olduğunu zaten gösterir.

        Dolayısı ile, "Selanik'te 90 seneden buyana ilk defa tarih yazıldı", "Başardııık! Yunanlılar'ı Selanik'te namaz izni vermeye mecbur ettik" yahut "Selanik semâları ezan sesleri ile inledi" gibisinden aşırı heyecanlara düşmemize gerek yok, zira böylesine büyük bir başarı zaten mevcut bile değil...

        Bu gibi sevinç gösterileri ancak "mütekabiliyet" esası tam mânası ile uygulamaya koydurulup Selânik'te 15. asırdan kalan ve restorasyonu senelerden buyana her nedense bir türlü tamamlanamayan Hamza Bey Camii ibadete açtırılabildiği zaman yapılabilir!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar