Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MİLLÎ Eğitim Bakanlığı azınlık okulları konusunda önemli bir karar aldı ve yönetmelik değişikliği yaparak, Türk vatandaşı olmayan gayrımüslim çocukların da bu okullarda okumalarını sağlamanın ilk adımını attı.

        Karar sadece yönetmelik seviyesinde kaldığı ve ilgili kanunda henüz bir değişikliğe gidilmediği için şimdilik uygulanamayacak ise de, ortada bu konuda bir irade bulunduğu için yakın gelecekte diğer hukukî engeller kalkacak gibi gözüküyor.

        Kararla ilgili olarak bugün-yarın ardarda eleştiriler yapılacağına, "Bu kadar tavizi de neden veriyoruz ki?" diye konuşacak olanların çıkacağına emin olduğum için peşinen söyleyeyim: Bu kararın öteki konulardaki gereksiz tâvizlerle bir alâkası yoktur, yerindedir ve çok daha önce yapılmış olması gereken bir iştir.

        Bunu "azınlıkların memleketin zenginliği olduğu", "mozaik" yahut "diyalog", vesaire gibi yeni moda kavramların gereği olarak söylemiyorum; zaten bir memlekette asırlar boyunca yaşamış azınlıkların o memleketin zenginliği veya süsü değil, sizler-bizler gibi sâkini ve hattâ kendi mülkünün sahibi olduğuna inanırım.

        EMPERYAL MİRAS

        Dolayısı ile, Millî Eğitim'in aldığı bu kararın iki ayrı şekilde değerlendirilmesi gerekir: İlki, devlette çok uzun zamandan buyana vârolan azınlık endişesinin artık ortadan kalkmaya başladığını göstermesidir. Azınlıklara, vakıflarına ve okullarına karşı vârolan tuhaf bakış ile garip yaptırımlar artık değişmekte gibidir ve kendinden emin olan bir devlete yakışan da budur.

        Kararın bir diğer boyutu ise, "emperyal miras" ve "âtıfet" kavramlarıdır. Türkiye, 70 küsur seneden buyana resmî bir redd-i miras politikası takip ettiği için imparatorluk geçmişini unutmuş, hattâ herkesin unutmasına da şiddetle çalışılmıştır ama cumhuriyet tarihinin gerisinde "emperyal" bir geçmiş mevcuttur ve bu geçmişin gereği olan "eski teb'aları kollamak" gibisinden bir vazife, hiçbir zaman hatıra gelmemiştir.

        Bir zamanlar imparatorluk olan bugünün devletlerine ve bu devletlerin sabık teb'aları ile olan kültürel ve siyasî ilişkilerine bir bakın: İmparatorluk devrinin başkenti, geçmişin teb'ası olan şimdinin devletleri arasında bir "âkil adam" gibidir. Meselâ, bugünün bağımsız devletleri olan Afrika'daki Fransızca konuşan memleketlerdeki krizlerin çözüm yeri, genellikle Fransız Dışişleri Bakanlığı'dır. Büyük bir anlaşmazlık yahut kapışma ânında Fransa mutlaka devreye girer ve dediğini de yaptırır. Zira o devletlerin başında bulunanların neredeyse tamamı Fransa'da okumuş, kültürlerini ve bütün siyasî görüşlerini orada edinmişlerdir.

        KARŞILIKLILIK İLKESİ

        Bir zamanlar imparatorluk başkenti olan İstanbul'daki azınlık okullarında bundan böyle Türk vatandaşı olmayan öğrencilerin de eğitim görebilmelerine izin verilmesi, işte bu yüzden şık ve önemli bir harekettir. Üstelik, kendine güvenen bir devletin âtıfet duygusunu da açık şekilde göstermektedir!

        Ortodoks bir öğrencinin asırlar önce Bizans'a da başkentlik etmiş olan İstanbul'da Türk Millî Eğitimi'ne bağlı bir okulda yetişmesinin o öğrencinin geleceğini ne şekilde etkileyeceğini de, siz tahmin edin...

        Azınlık okullarına yabancı ülke vatandaşı olan öğrencilerin de kabul edilmeleri kararını takip etmesi gereken bir karar daha var: Heybeli'deki Ruhban Okulu'nun tekrar açılması...

        Ama, bir şartla: Devletler Hukuku'nun en önemli kurallarından olan "mütekabiliyet" yani "karşılıklılık" ilkesi işletildiği ve aynı haklara Batı Trakya'da yaşayan Yunan vatandaşı soydaşlarımız da sahip olabildikleri takdirde...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar