Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hürriyet’in başyazarı Oktay Ekşi istifa etti.

        Etti ama, ardından hiç kimse “Oktay Bey iyi gazeteciydi, kıymetli bir meslek büyüğüydü, hoş insandı, çok severdik” gibisinden sözler söylemedi. Üstelik, “Sen hepimize lâzımsın, gitme, kal, bizi bırakma!” şeklinde nezaketen de olsa alışılmış birkaç kelime sarfeden tek bir kişi bile çıkmadı.

        Bunun neden böyle olduğu, bizzat Oktay Bey tarafından düşünülmesi gereken bir konudur ve derinlemesine düşünmeye artık herhalde vakti olacaktır.

        Oktay Ekşi‘nin gazetesinden ayrılmasından sonra, şimdi “Basın Konseyi’nin başkanlığını da bıraksın” diyorlar...

        Hürriyet’in “sâbık” veyahut “sâkıt”, yani “düşürülmüş” başyazarının böyle bir iş yapmasına, yani Basın Konseyi’nin başkanlığından istifa etmesine gerek yoktur, zira “Basın Konseyi” hukuken mevcut değildir ve asla olmamıştır!

        “Konsey” adını takınan bu nâmevcut grup bir eş-dost topluluğudur ve bunun böyle olduğu internetteki sitelerinde “Basın Konseyi, ...bir tüzel kişilik taşımaz” cümlesi ile kendileri tarafından da itiraf edilmiştir! Ama, “Konsey” gibi tantanalı bir ismin arkasına gizlendiği için, basın dışındaki çevrelerde maalesef ciddî bir meslekî kuruluş zannedilir.

        HÂKİM AMCA OYUNU

        Bu eş-dost grubu ne yapar bilir misiniz? “Doktorculuk” yahut “evcilik” misâli “hâkim amcacılık” oyunu oynar, o kadar! Hukuken vârolmamasına rağmen üye kaydeder ve hem bu kişileri, hem de kendisini yok sayan ve ciddîye almayan gazetecileri yargılamaya kalkar. “Filâncayı kınadık, falanca hakkındaki şikâyeti yersiz bulduk” yahut “Feşmekân gazeteyi uyardık” gibisinden tuhaf açıklamalar yapar, sonra bunları bazı gazetelerin iç sayfalarında rica minnet tek sütuna yayınlatır.

        Bir zamanlar Tanıtma Fonu’ndan yani vergilerimizden para alıp “uluslararası bilmem ne toplantısı” adı altında saraylarda, şalelerde ve otellerde romantik akşam yemekleri de verirlerdi. Ama fonların başındakiler karşılarında hukukî bir yapının mevcut olmadığını geç de olsa farkedip muslukları kıstıkları için artık har vurup harman savuramıyorlar!

        Bu “hakim amca” tulûatında “Yüksek Kurul” diye hayâlî makamlar, “seçilmiş” ve “okur temsilcisi” olduğu iddia edilen tiyatrocu hanımlar, isimlerini işitmediğiniz gazetecilik profesörleri, mütekaid valiler ve “Başkonsül”ün arkadaşı olan işadamları da vardır. Ama bütün bu kurullar, temsilcilikler vesaire sadece süsten ibarettir, zira mâlûm konsey son derece demokratik bir şekilde faaliyette bulunur ve senelerdir değişmeyen Başkonsül Hazretleri’nin kararı her şeyin üzerindedir. Başkonsül üstelik öylesine otoriterdir ki, vakti zamanında başyazarı olduğu gazetenin bu eş-dost grubu hakkında kendisi gibi düşünmeyip birkaç söz etmiş olan genç bir muhabirini bile gözünü kırpmadan kovdurtma basiretini göstermiştir!

        TAZE ÇIKMIŞ KUKİLER

        “Basın Konseyi” işte budur, yani birilerinin oyun ve de doyum vasıtasıdır! Dolayısı ile bir eş-dost grubunu muhatap alıp “Oktay Bey başyazarlığı bıraktı, Konsey’in başkanlığından da ayrılsın” demek, “hakim amcacılık” oyununa meraklı bu zevâtın kendilerini bir şey zannetmesine yol açar ki, hiç gereği yoktur, zira zaten yokturlar!

        İstifa meselesinin benim merak ettiğim başka bir tarafı var:

        Hürriyet’te son zamanlarda köşe yazılarının yayın öncesi sıkı bir denetimden geçirildiğini bilmeyen yok, hattâ bunun böyle olduğunu sağır sultan bile duydu...

        Peki ama, makaleleri sayfaya girmeden kelime kelime okuyup muzır bulduğu yazıların sahiplerini arayarak “Olmamış, yeniden yaz” demekle görevli olan sansür danışmanı, Oktay Bey’i istifaya kadar götüren satırı nasıl atladı?

        O sırada Anna Nebretko‘nun CD’sini dinleyip fırından taze çıkmış kukileri yemekle mi meşguldü acaba?

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar