Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ABD - İran arasındaki tansiyon karşılıklı açıklamalarla tırmanıyor.

        Son olarak, İran dini lideri Hamaney’in; “ABD baskıyla sonuç alamayacağını anlayınca müzakere çağrısı yapıyor. Bu bir aldatmaca. İran halkını saf bir millet yerine koyuyor” açıklamasının ardından, bir televizyon yayınına telefonla bağlanan Trump da; “İran’a karşı her anlamda üstün olduklarını ifade ederek, artan ABD-İran gerilimi karşısında bir savaşa girmek istemediklerini dile getirdi.

        Muhtemel bir çatışma durumunda Amerikan askerlerinin pozisyonunun ne olacağına ilişkin soruya ise, "Sahada asker olmasından bahsetmiyorum. Eğer bir şey olursa bunun uzun sürmeyeceğini söylüyorum, çünkü çok güçlü bir pozisyondayız" şeklinde yanıt verdi.

        Trump’ın, 100 binlerce Amerikan askeriyle dahi beceremeyeceğini, sahada asker olmadan yapacağız diye anlatması, şimdilik gerilimin belli bir düzeyde tutulacağını gösterir cinsten.

        Yine de karşılıklı açıklamalar sonrası, bütün Ortadoğu coğrafyası yeniden diken üstünde desek yeridir.

        Krizi, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın; “İran’a yönelik intikam saldırısını son anda engellediğini” açıklamasıyla bir kez daha gündemimize aldık.

        ABD, İran tarafından düşürülen 100 milyon dolardan daha değerli insansız hava aracının (İHA) "uluslararası sınırlarda keşif yaparken” düşürüldüğünü iddia etti. İran ise İHA’nın kendi sınırları içerisinde vurulduğunu gösteren görüntüler paylaştı.

        Sam Amca şu an bir intikam saldırısından Trump’ın deyimiyle “orantısız olur” gerekçesiyle vazgeçmiş görünse de bölgeye yığınak yapmaya devam ediyor.

        Son olarak ABD donanmasına ait USS Boxer amfibik saldırı gemisi, USS John P. Murtha amfibik çıkarma gemisi ve USS Harpers Ferry havuzlu çıkarma gemisi Ortadoğu’ya ulaştı. ABD’nin Bahreyn merkezli 5. Filosu’nun sorumluluk alanına giren gemilerin tam olarak nereye konuşlandığı ise açıklanmadı.

        ABD’nin “intikam saldırısından” vazgeçmesinin gerçek nedeni “orantısız olacak” olması mı değil mi bilemiyoruz. Ancak bu durumu; “ABD, İran’ın kararlılığı karşısında geri adım attı” şeklinde yorumlayanların sayısı hiç de az değil.

        Trump’ın, karşılık vermemesi ise şaşırtıcı bulunuyor. Hatta bir takım yorumlara göre, ABD’nin hala askeri bir adım atmamış olması, prestijini sorgulatacak cinsten.

        TANKERLER SAVAŞI

        İran’ın ABD İHA’sını vurmadan önce iki ülke arasındaki gerilimin başlığı “Tankerler Savaşı”ydı.

        Umman Körfezi’nde seyreden iki petrol tankerinin geçtiğimiz günlerde saldırıya uğraması ve birinin batmasından ABD İran’ı sorumlu tuttu.

        Bölgede daha önce Mayıs ayında da ABD’nin önemli müttefiklerinden Birleşik Arap Emirlikleri, dört ticaret gemisinin sabotaja uğradığını açıklamıştı. Hedefte ise, ABD yaptırımlarına karşı ilk tepkisi “Hürmüz Boğazı’nı kapatırız” şeklinde olan İran vardı. Ancak her iki olayda da İran’ı suçlu gösterecek net deliller gösterilmedi.

        Son olarak Rusya’yı ziyaret eden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid el-Nahyan da Umman Körfezi'nde iki petrol tankerine düzenlenen saldırıyla ilgili olarak; 'net, bilimsel ve ikna edici' bir kanıtın bulunmaması nedeniyle hiçbir ülkenin suçlanamayacağını söyledi.

        Petrol tankerlerinin hedef alınması ve bunun yeni bir “Tankerler Savaşı” olarak adlandırılması 1980’lerde körfezdeki “Tankerler Savaşı” olarak bilinen krize bir gönderme niteliğinde.

        1979 İran İslam Devrimi’nin ardından patlak veren İran-Irak savaşında taraflar birbirlerine ait petrol tankerleri ve ticaret gemilerini hedef almaya başlamıştı.

        Daha sonra bu tankerler savaşına ABD’de müdahil olmuş, tanker savaşları ABD’nin (yanlışlıkla olduğu söylendi) İran’a ait bir yolcu uçağını vurmasına kadar varmıştı. O saldırıda uçakta bulunan 290 yolcu ve mürettebat hayatını kaybetmişti.

        GERİLİMDE ÜÇÜNCÜ TARAF İHTİMALİ

        Mayıs ayında BAE gemilerine yönelik sabotajlar ve Umman körfezindeki tankerlere yönelik saldırılar ile Amerikan İHA’sının vurulmasından sonra özellikle Arap medyasında çıkan yorumlar oldukça dikkat çekici.

        Suud medyasına göre, “Amerikan ambargoları altında inleyen İran yönetimi, bunun içerde rejim karşıtı bir sosyal patlamaya yol açmasının önünü kesmek için söz konusu krizi dışarıya yaymaya çalışıyor. Bunun için de ABD’yi kendisine vurmaya kışkırtmak için tanker saldırıları başta olmak üzere değişik yollar deniyor”.

        İran çizgisindeki gazeteler ise ABD’nin İran’ın vereceği tepkileri ölçmek için “taciz” yöntemine başvurduğunu ancak özellikle İHA’nın düşürülmesiyle İran’ın tavizsiz tavrını ortaya koyduğunu savunuyor.

        Gerilimde gelinen noktayla ilgili dikkat çekilen önemli bir nokta da üçüncü taraf ihtimali. Söz konusu ihtimale göre; olası bir ABD-İran savaşını, hem ABD hem de İran’daki “şahin yönetimlerden” çok isteyen başka taraflar da var: Suud-BAE öncülüğündeki Körfez Arap bloğu ve İsrail!

        Bu düşünceyi destekleyen husus, hem Suud ve BAE’nin, hem de İsrail’in, İran’a karşı daha etkin ve daha acil sonuçlar verecek başka adımlar atılması gerektiği yönündeki ısrarları.

        Amerikan Başkanı Trump, savaş istemediklerine dair söylemlerin yanına; “savaş çıkarsa yok olursunuz” mesajını eklemeyi de ihmal etmiyor. Hem de Amerikan ordusunun “açık ara dünyanın en iyisi” olduğunu hatırlatarak.

        Ayrıca Amerikan basınının düşürülen İHA’ya misilleme olarak, İran’ın silah sistemine yönelik bir siber saldırı düzenlendiğine ilişkin haberler paylaşması da dikkat çekici.

        Bir başka adım ise, yeni yaptırımlarla ilgili kararnamenin Trump tarafından imzalanması.

        Kararnamede yaptırım uygulanan isimler arasında İran dini lideri Hamaney ve Devrim Muhafızlarından üst düzey isimler bulunuyor.

        ABD bölgede İran’a karşı diplomatik adımlarını da hızlandırdı. Geçtiğimiz günlerde Batı Kudüs’te ABD, Rusya ve İsrail’in temsilcilerinin katılımıyla ana gündemi Suriye’nin geleceği ve İran olan bir güvenlik zirvesi gerçekleştirildi.

        ABD ve İsrail uzun süredir, Rusya’dan başta Suriye olmak üzere İran’ın bölgedeki etkinliğini kırmak için işbirliği istiyor.

        Rusya, İran’la Suriye konusunda birebir örtüşen bir tutum içinde olmasa da söz konusu konferansta ABD ve İsrail’e istediklerini vermedi.

        Diğer taraftan İran yönetimi, her defasında "savaş istemediklerini, ancak mevcut koşullarda müzakereye de oturmayacaklarını” deklare ediyor.

        Cumhurbaşkanı Ruhani son olarak Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin tacizlere devam etmesi halinde İran ordusunun karşılık vermeye hazır olduğunu belirtti.

        Yakın zamanda ABD ve İran arasında sıcak bir çatışma yaşanır mı, kesin bir cevap vermek zor. Ancak bu günden yarına tansiyonun düşmesi de beklenmiyor. Tarafların tavizsiz tutumları ve açıklamaları da buna işaret ediyor.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar