Adalet peşinde 'uzun bir hikâye'
Mustafa Kutlu’nun eserinden sinemaya uyarlanan, başrolünü Kenan İmirzalıoğlu’nun oynadığı, Osman Sınav’ın yönettiği ‘Uzun Hikâye’, yerleştiği her kasabada iktidar sahibi elitlerle karşı karşıya gelen, adalet peşindeki bir adamın öyküsünü anlatıyor
OSMAN Sınav 'Kurtlar Vadisi'nin ilk dönemi başta olmak üzere gerek televizyonda gerekse sinemada Türk seyircisini yakalama matematiğini çözmüş tecrübeli bir yönetmendir. Mezun olduğu İstanbul Sinema Televizyon Merkezi'ndeki (STM) hocalarından devraldığı ulusal sinema geleneklerini de önemser. Ama açıkçası 1993 tarihli 'Yalancı'dan bu yana gönlümüzü fetheden bir sinema filmine imza attığını söylemek mümkün değil. Mustafa Kutlu'nun eserinden sinemaya uyarladığı 'Uzun Hikâye' de bu durumu değiştirmiyor. Film, bir büyüme öyküsü anlatıyor. Ama karısıyla (Tuğçe Kazaz) birlikte İstanbul'dan kaçan ve demiryollarının güzergâhı üzerindeki kasabalarda kendine bir yuva arayan Ali (Kenan İmirzalıoğlu) adlı baba karakteri aslında öyküden daha önemli. Zaten film de son tahlilde, oğlun babasıyla aynı kaderi paylaşmasının öyküsü. "Nerelisin?" diye sorulduğunda 'Sevdaköylüyüm' demesi babanın yurt sevgisine olan bağlılığının bir göstergesi. 'Sosyalist' lakabı, eşitlikçi ve adalet taraflısı olmasından geliyor ama aynı zamanda Bulgaristan göçmeni bir anti komünist ve bazen rakı keyfi yapsa da cumayı kaçırmayan bir Müslüman. Elinden her iş gelen bu çalışkan, ahlaklı ve özü sözü bir adam yerleştiği her yerde resmi otoriteyle çatışmaya giriyor. İlkokul müdürü, belediye zabıtası, iktidar partisinin belediye başkanı ve savcı gibi devletten aldıkları gücü halka karşı kullanan çok kötü kalpli insanlar bunlar. İşi gücü bırakıp vatandaşa eziyet çektiriyorlar. Bu eziyet ve kötülük, Türk sağının tek parti döneminden beri otoriter devlet elitine karşı duyduğu bir tepkinin yansıması elbette. Malum, karşı tarafın da 'hacı hoca, ağa ve sermaye' alerjisi vardır.
KÖTÜ ADAMLAR İYİ ADAMA KARŞI
Mustafa Kutlu'nun eseri kendi tarihselliğinde belki anlamlı çatışmalar barındırıyor olabilir. Ama 3 dönemlik AK Parti iktidarıyla çok fazla anlamı kalmayan bu tür kültürel alerjik reaksiyonlardan bence artık kurtulma zamanı geldi. Politikacıların Türkiye'yi hâlâ böylesi bir sosyolojik eksende değerlendirip karşılıklı mağduriyet söylemleri üretmesi normal olabilir. Ama sanatın, sinemanın tüm bunları geride bırakmasının zamanı geldi de geçiyor bile. İşte bu nedenlerle 'Uzun Hikâye' benim için hayal kırıklığı oldu. 'Uzun Hikâye' prodüksiyon kalitesi, profesyonel anlatımı, başarılı taşra atmosferi, sanat yönetimi ve Kenan İmirzalıoğlu'nun tutkulu oyunculuğuyla sivrilse de, 'kötü adamlar iyi adama karşı' tekdüzeliğine kurban olup gidiyor.