Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        12 Eylül’de yapılacak olan halk oylamasına yönelik takınılan tavırlar, belki de uzun süreden beridir, toplumu okuma adına başvurulan parametrelerin toplamından daha verimli ve somut veriler sunacak düzeydedir.

        Tek parti geleneği ile özdeşleşmiş, varlığını bu tekçiliğe borçlu olan bir partinin, “tek parti diktatörlüğü için hayır” sloganı ile toplumun huzuruna çıkmış olması sadece insanda hoş bir tebessüm duygusu uyandırmaz, aynı zamanda insanı ürkütür de. Sahip olunan konumun koruması adına her türlü yola başvurulmasından çekinilmediğini, tahakkümün devam ettirilmesi için pek çok olayların çok rahat bir biçimde ters yüz edilebildiğini de gösterir. İşte insanı ürküten nokta da burasıdır. Demek ki statüko şimdiye kadar çok rahat bir biçimde ak olanı kara, kara olanı da ak olarak gösterebilmiştir. Acaba bugüne kadar halk için olduğu söylenen eylemlerden hangileri bunun gibi manipülatif amaçlıdır. Yoksa, tamamı mı böyleydi.

        Hiçbir olay, bu halk oylaması kadar MHP ile BDP’nın paralel bir ideolojiye sahip olduklarını göstermeye yetmeyecekti. Tamamen farklı gibi görünseler de esas olarak her ikisi de aynı “duygu” alanından beslenmektedirler. Biri diğerinin varlığının ön koşuludur. Onun için her ikisi de birbirine karşı söylem dışında tehditkâr bir politikanın içinde olmazlar. Yine her ikisi de, var olan sorunların anayasal zeminde çözülmesine karşıdırlar. Demokratik açılım sürecinde de görüldüğü gibi buna en çok karşı çıkanlar bu iki parti olmuştu.

        Bu halk oylaması sürecinin belki de unutulmayacak yanlarından birisi de, BDP’nın büyüsünün bozulmuş olmasıdır. Esasında BDP’de kafalar hayli karışıktır. Birincisi BDP entelektüellerinin kafası karışıktır. AK Partiyi “akepe, PKK’yı da “pekeke” diye telaffuz edip sözüm ona demokratlığını ve liberalliğini somutlaştıran kimi aydın-entelektüelin evet demesi, gerçekten onlar için karmaşık bir durumdur. Bu bahsi geçen kişilerin de, esas olarak sivil siyasetin güçlenmesinden rahatsız oldukları için hayır deme gibi gizli bir niyetlerinin olduğu bile söylenebilir ama bir kez piyasada demokrat liberal bir imaj çizmişler. Kendi var oluşları ile çelişecek bir pozisyonda olmak kolay olmasa gerek.

        İkincisi BDP’nın iradesini elinde bulunduran “halk önderliğinin” son ana kadar nasıl bir karar verebileceğinin bir türlü kestirilememesi ve avukatları ile gönderdiği mesajların da nasıl bir hikmet içerdiğinin bu faniler tarafından bir türlü öngörülemiyor olmasıdır. Hani DTP’nın kapatılmasından sonra sine-i millete geri dönüş gibi bir durum olabilir mi sorusu hep akıllardadır. Gerçi dün Eşbaşkan Demirtaş, artık kim gelirse gelsin Boykot kararımız değişmeyecek dedi ama kendi oyunu kendisi için dahi kullanma iradesine sahip olmayan birisinin bu tarz iddialı laflar etmesi hoş olmayan sonuçları da beraberinde getirebilir.

        Üçüncüsü, kimlik ve hak taleplerini farklı yollardan dile getiren bir zengin kesimin giderek güç kazanmaya başlamasıdır. Aslında burjuvazi ile ilgili algılamalar çoğunlukla olumsuzdurlar ama unutmamak gerekir ki batı demokrasisinin gelişmesinde burjuvazinin katkısı çok büyük olmuştur. Özellikle de Batı Avrupa toplumlarında sanatın, demokrasinin, hukukun ve özgürlüklerin gelişmesinde ve güvence altına alınmasında burjuvazinin önemli bir rol üstlendiği bilinmektedir. En azından, hak talepleri için başvurulan yöntem farklılaşır. Daha alt gelir grubuna ait olanlar şiddeti, üst gelir grubuna ait olanlar da demokrasiyi bir hak arama yöntemi olarak görürler. İşin sosyolojisi de bunu gerektirir. BDP’ye ve şiddete rağmen zenginleşme, BDP’nın büyüsünü bozmuştur. PKK’nın öldürdüğü insan hakları savunucularını anma töreni düzenlemek bile büyüyü geri getirmez. Zengin olanlar kimliklerinden vazgeçmiyorlar, aksine taleplerini şiddet üzerinden değil sivil siyaset üzerinden dile getirmektedirler. Bu da doğal olarak hepinizin adına ben varım postasını bitiren bir yaklaşımı beraberinde getirmektedir.

        Bu büyüyü bozanlar adına Ticaret Odası Başkanı Galip Ensarioğlu ile Esnaf Odaları Başkanı Alican Ebedinoğlu’na teşekkür ederiz, bu halk size minnettardır.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar