Kadının seçme ve seçilme hakkı..
Atatürk ilke ve devrimleri, bir felsefi temel üzerinde inşa edilmiştir. Bu felsefi temel; çağdaşlaşma ve toplumun kadın-erkek tüm unsurlarını ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yaşamın eylemli ve üretken bir unsuru haline getirmektir. Özellikle; siyasal yaşamda kadının etkin bir rol oynaması; Atatürk'ün en önemli hedeflerinden biri olmuştur. Kadınları siyasal yaşamın asli unsurlarından biri haline getiren ilk yasal düzenleme; 3 Nisan 1930 tarihli "Belediyeler Kanunu" ile yapılmış ve kadınlara yerel seçimlere katılma hakkı tanınmıştır. Bu düzenleme; kadınlara dönük kapsamlı bir devrimin ilk aşamasıydı. Atatürk; esas devrimi 5 Aralık 1934'de gerçekleştirerek Anayasa'nın 10. ve 11. maddelerinde yapılan bir değişiklikle 22 yaşını bitiren her Türk kadınına seçme ve 30 yaşını bitirene de milletvekili seçilme hakkını vermiştir.
AVRUPA'NIN İLERİSİNDEYDİK
Kadınlar, oy verme hakkını ilk kez 1935 seçimlerinde kullanmışlardır. 5 Aralık 1934'de, dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan 17 ülkeden biri Türkiye'dir. Fransa, İtalya, Yunanistan, Belçika ve İsviçre gibi Avrupa ülkelerinde kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesi bile bizden 10 yıl sonra başlamıştır. Örneğin; Fransa'da 1944'te, Belçika'da 1960'da, İsviçre'de de 1971 yılında kadınlar ancak bu haklarına kavu-şabilmişlerdir.
Atatürk, egemenliğin kaynağını değiştirerek dinden alıp halk iradesine vermiş, şeriat hukukundan Batı'nın çağdaş hukukuna geçişi sağlamış ve sosyolojik olarak da tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüşümü gerçekleştirmiştir. Atatürk; si-yaseten de toplumu Batı'nın tüm değerleriyle tanıştırarak modernleşme süreciyle Türk ulusuna vizyon kazandırmıştır.
ATATÜRK NEYİ HEDEFLEDİ?
Daha da önemlisi Atatürk; gelişmiş Batı ülkelerinden çok önce, kadını toplumun temel unsuru olarak görmüş; ona ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yaşamda önemli roller vermiş; seçme ve seçilme hakkıyla da siyasetin asıl unsurlarından biri haline getirmiştir. Ancak; aradan 75 yıl geçmesine rağmen bugün, Türk kadını; ne yazık ki eşit temsilde ve katılımda istenilen düzeye ulaşamamış; TBMM'de kadınların temsil oranı % 9.1 gibi bir düzeyde kalmıştır. Öte yandan; kadına şiddet uygulanması, töre cinayetleri, küçük yaşta evlendirmeler, eğitim olanağından yoksun bırakılmaları ve dolayısıyla Türk kadınının bugünkü statüsü; Atatürk'ün öngördüğü hedefin çok gerisindedir.