Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Genel Yayın Yönetmenimiz Fatih Altaylı bir yazı yazdı, "Ben bu tür yazılar pek yazmam" diyerek girizgâh yaptığı yazıyı ben çok sevdim. "Sevdim" dedim ya, artık ne yalakalığım kalır ne de patronseviciliğim. Hiç de umurumda değil ama aslında ben de genelde "bu tür" yazılar yazmam, ancak bu yazıyı çok önemsedim. Neden mi? Çünkü herkesin tek ortak derdi olan mutluluk üzerine çok anlamlı bir yazıydı.

        ÜNLÜLERİ BİZ SOYMADIK

        Los Angeles'a gittiğinde, ekranlardan, dergi ve gazetelerden tanıdığımız, hayatları bu açıdan çok çekici görünen birçok insanla bir araya gelmiş ve şahit olduklarını en sade haliyle aktarmış bize. Magazinde biz, erkeklerin otomobilleri, aşkları, kadınların en seksi pozlarıyla, bazen selülitleriyle ama yaşam biçimleriyle ilgili fikir veren haberler yaparız. Gazeteci olarak derdimiz kimseyi küçük düşürmek, kadın çıplaklığını satmak filan değildir. Bilen bilir. Bilmeyenler için küçük bir anımsatma: Kışın Etiler'de, Bebek'te, Cihangir'de gezenler yazın Bodrum'da, Çeşme'de bikiniyle geziyor. Normal olarak... Onları biz soymadık yani!

        'TÜRKİYE'DE İŞ YAPAR MIYIM?'

        Neyse Fatih Bey'in Los Angeles yazısına dönersek; şu sıralar "sette çok çalışmaktan baygın düştü" haberleriyle gündeme gelen, efsanevi oyuncu Elizabeth Taylor'u canlandırdığı bir filmin çekimleri devam eden Lindsay Lohan'ın ne kadar acınası halde olduğunu görmüş. Sürekli ağlayıp sızlanan, kendisi dahil her şeyden mutsuz olan kız, Fatih Bey'e "Türkiye'ye gelsem iş yapar mıyım?" diye sormuş. Bu kız neden mutsuz? Zannedildiği gibi zengin değil, zannedildiği gibi kendine güveni tavan yapmış değil- aksine yerlerde sürünüyor, ailesi onu şimdi bozuk bir para makinesi gibi görüyor. Yazık. Ben bu kıza çok uzun zamandır dikkat kesilmiştim. Neden tam bilmiyorum. Ama çok hüzünlü bir yanı var hep... En şen şakrak, en seksi pozlarında bile bakarsan görünen bir hüzün...

        NEYİ ÖNEMSİYORSAN OSUN

        Biz de biraz daha farkında olsak mutluluğun selülitlerle, günlük gazetenin (yani okunduktan sonra çöpe giden, yahut üzerinde domates doğranan bir miktar kâğıt halini alan) tek bir sayfasında birkaç santimetrelik bir alanda fotoğrafının yayınlanmasıyla hiç alakası yok. "İnsan neyi önemsiyorsa odur" demişler ya, önemsediklerimizi ve bir çeşit "ütopya" olduğu inancıyla ittiğimiz mutluluğu düşünelim biraz.

        Yol arkadaşım

        Kedici insanlarla daha iyi anlaşırım. Burası gerçek. Hem kitap seven, hem yazmak çizmekle alakası olanı hem de kedi sevenlerle daha da iyi. Artemis Yayınları’nın yayın koordinatörü Ilgın Sönmez de bu tarife tıpatıp uyanlardan... Ne kedilerinden, ne de kitaplarından vazgeçer. İyi de eder. Bol kedili, bol kitaplı bir yaşam dilerim

        BOĞAYI ÖLDÜR

        Naviga Yayınları’ndan çıkan “Boğayı Öldür”, Mehmet Mollaosmanoğlu’nun yeni kitabı. Yazar, daha önce de arkeolojiyle kuantum fiziğini, dinleri ve mistisizmi sevenlere hitap ediyordu, bu yeni kitabı da benzer bir havada... Gerilim romanlarından hoşlanan, farklı düşünmeyi ve okurken kendisine yeni ufuklar açmayı sevenler için iyi bir fırsat. “Yeniden düşünmeye” açık olanlara tavsiye ederim.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar