Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çok değil, 7 yıl önce 2005’te Dünya Mimarlık Kongresi için Türkiye’ye gelen Uluslararası Mimarlar Birliği Başkanı Jaime Lerner, helikopterle İstanbul’u gezmeye çıkarılır. Ayasofya, Topkapı Sarayı, Yeni Cami, Galata Kulesi üzerinde uçar. Lerner, Dolmabahçe Sarayı üzerine geldiğinde ise Boğaz’ın manzarası karşısında adeta büyülenir: “Bu gördüğüm manzara gerçek olamaz. Rüyadayım galiba. Bu rüya hiç bitmese keşke...” diye mırıldanır.

        Tarihi yarımada ve Boğaz’dan sonra, bu defa İstanbul’un arka bölgeleri, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Esenler ve Bağcılar gibi semtleri havadan turlar ve ünlü mimar rüyadan uyanarak şu sözleri sarf eder: “Bu binaları Mimar Sinan’ın torunlarının yaptığına beni kimse inandıramaz.”

        Aslında Türkiye’nin estetik değerlerinin bozulması camilerle sınırlı değil. Eski Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar‘ın ülkemize armağan ettiği ucube eserler ortada. Bayramda Bursa‘nın göbeğinde bina yığınına denk gelince yanımdaki arkadaşa sordum, “Bunlar nedir?” diye. Hatırlayamadı. Tahmin edeyim dedim: “Kesinlikle bir TOKİ eseridir.” Yanılmamıştım.

        Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na terfi eden Bayraktar’a sorun bakalım, bu kadar konut yaparken yanında kaç tane estetikten, sanattan, bölgelerin özelliklerinden, mimari değerlerinden anlayan, araştıran mimar vardı? TOKİ’nin inşa ettiği çoğu beton yığınında konumlandırma hatası var. Eski hatalarını düzeltmek için Bayraktar‘a yeni makamında ciddi görev düşüyor.

        Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in durumu da çok farklı değil. Tek avantajı kurumun başında yeni olması. Bir süre eleştiri yapabilir. Ancak kurumu adına doğru işler yapmak üzere yola çıkmışken, ortaya koyduğu yanlış eleştirilere anlam vermek de mümkün değil. Zira mimarlara bu olayda bir rol düşmüyor. Hata tamamıyla olgunlaşmamış, hayatı her yönüyle kavrayamamış, estetikten, sanattan uzak eski ve yeni Diyanet İşleri Başkanları‘nındır.

        Din, Diyanet para işleri...

        Yıllardır Diyanet Vakfı kanalıyla başta hac ticareti olmak üzere birçok işi yapan kurum, isteseydi bir mimarlar heyeti oluşturabilirdi. Köye, kasabaya, şehirlerde varoşlara, büyük şehirlerde merkezi noktalara gerekli olan mabetler için projeler hazırlar, duruma göre Türkiye’den ve dünyadan önemli mimarlara görev verebilirlerdi. Ama yapmadılar, vizyonları yetmedi, ihmal ettiler.

        Hatta mevcut camileri yönetmeyi dahi beceremiyorlar. Ayakkabı koyacak mekân düzenlemesini bile henüz başarabilmiş değiller. Gasilhane, abdesthane, tuvalet gibi alanlara değinmek bile istemiyorum. Camiler aynı zamanda sosyal alanlardır. Yerine göre iyi bir projelendirmeyle sağlık ocağı, hastane, okul, alışveriş merkezi, kütüphane, dershane, kahvehane vesair kurumlarla beraber de hayata geçirilebilir. Bu tarz projelere de ihtiyaç var. Halkın kendi parasıyla yaptığı bu eserlere Diyanet, proje anlamında bile destek vermeyi beceremezken, cami önlerinde kayıt altına almadan para toplamayı nasıl iyi beceriyor? Her cuma “Boş geçmeyelim” ifadesiyle camiye gelen cemaatten cami kullanma parası kesen bu anlayışa çekidüzen verilmesi şart.

        Uzaktan minareleri görüp biblo eşya muamelesi yapanların eleştirilerine de gülüp geçelim. Çünkü mevzu sadece bazı yeni camiler veya Çamlıca’ya cami yapmaktan ibaret değil. Büyüğüyle, küçüğüyle yaşayan mabetler inşa etmektir. Kıblesi yanlış olan camileri bile kontrol etmeden imam atayan Diyanet, bu konuda eleştiri yapacak son adrestir. Çünkü bu görev onların, ama becerebilmiş değiller. Sorun sadece yeni yapılacak veya cumhuriyet imzası taşıyacak camilerle de sınırlı değil, mevcutları muhafaza etmek, işletmek de ayrı bir sıkıntılı durum. Tarihi camilerin ve vakıf eserlerinin nasıl hor kullanıldığını görmüyor musunuz?

        Netice itibarıyla Başkan Görmez’e başlattığı tartışma için teşekkür etmeliyiz. Sadece cami projeleri değil, nerelere, nasıl yapılması gerektiği de dikkate alınmalı. Camilerle birlikte inşa edilecek mahallelerin sosyal ihtiyaçları hesaba katılırsa eskinin külliyelerine benzer yeni ve işlevsel eserler ortaya konulabilir.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar