Maalesef 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin tamamen kaldırılması, ciddi anlamda vatandaşın aleyhine olmuştur. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Ticaret Bakanlığı yetkililerinden öğrendiğime göre, bazı muafiyetlerin getirilmesi için çalışmalar yapılıyormuş. Anlaşılacağı üzere bakanlık da konuyla yakından ilgileniyor.
Bilindiği üzere 7 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, posta ve hızlı kargo üzerinden Türkiye’ye gelen bireysel gönderilerde uygulanan 30 Euro’luk gümrük muafiyeti tamamen kaldırıldı. Eğer ikinci bir düzenleme veya muafiyet yönünde bir adım atılmazsa, karar 6 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Umarım vatandaşı, özellikle de gençleri mutlu edecek bir karar alınır.
Karar açıklandığında, geçmiş yıllarda da yerli üreticiyi desteklemek için eleştirel yazılar yazan nadir gazetecilerden birisi olarak durumu ilk önce olumlu buldum. Fakat 15 yıl öncesine göre küresel ölçekte temin edilebilecek ihtiyaç kalemleri ciddi anlamda farklılaşmış durumda. Dolayısıyla kararın olumsuz yanları çok daha fazla…
İş dünyası da tahmin edeceğiniz gibi kararı olumlu karşıladı. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç de düzenlemeyi; yerli üreticiyi ve istihdamı koruma, dış ticaret dengesini iyileştirme amacıyla olumlu bulduklarına dikkat çekti. Başka sivil toplum kuruluşları da benzer şekilde destek açıklamaları yaptı.
Fakat vatandaş, ülkedeki pahalılık atmosferinde en fazla esnaftan ve iş dünyasından şikâyetçi olduğundan, bu karar sonrası maliyetlerin artacak olması nedeniyle tepkili. Haklılar. Zira Çin’den o kadar yolu kat edip gelen bir ürünle rekabet edemeyen bir iş dünyası kendisini sorgulamalıdır.
Ayrıca Çin ile yapılan ticarete ve ithalat rakamlarına bakıldığında, 30 Euro’luk muafiyet ile gerçekleşen tutar oldukça küçük bir oranda kalıyor. Bunun yanında; vatandaşa sağladığı rahatlığın ve Türkiye’de bulunmayan ürün çeşitliliğinin ortadan kaldırılması, insanların basit ürünlere erişim imkânının sonlandırılması telafi edilemeyecek sorunlara sebep olacaktır. Kamu otoritesinin ve iş dünyasının bu hususları görmesi lazım.
Öte yandan, çok düşük tutarlı gönderilerin bile gümrük ve beyannameye tabi hale gelmesinin kamuya maliyetinin de dikkate alınması gerekir. Yeni düzenleme Temu, AliExpress, Shein gibi platformlardan alışveriş yapan bireysel tüketiciler için maliyetli ve zahmetli işlemler gerektireceği için bu imkân son bulacaktır. Belki kısmen iç pazar korunacak, dış ticaret açığı bir nebze azalacak; ancak bunun yarattığı huzursuzlukla kıyaslandığında “Değer mi?” sorusuna bir cevap bulunması lazım.
Ticaret Bakanlığı, bu karar öncesinde zaten güvenli ürün kapsamında incelemeler yapıp 30 Euro muafiyetiyle gelen ürünler hakkında kararlar almıştı. Ancak özellikle Çin merkezli şirketlerin tüketici şikâyetlerini dikkate almaması nedeniyle bazı rahatsızlıklar söz konusuydu. Dolayısıyla bakanlığın tüketici şikâyetlerini dikkate alıp sorunları gidererek vatandaşın bu muafiyete olan ilgisini değerlendirmesi ve kararı geri alması yerinde olacaktır.
Emekliliği tek çatı altına toplama zamanı gelmedi mi?
Türkiye’de sağlık sisteminin tek çatı altında toplanması (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı), 2006’da devrim gibi bir kararla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde gerçekleşti. Böylece 2008’de uygulamaya geçerek ortak bir sistemle her şey daha kontrollü hale geldi; doktora erişim imkânları arttı, ilaç fiyatları belli bir formülle aşağı çekildi ve tedavi imkânları kolaylaştı. Bu karar da, son yılların en önemli “sosyal devlet” adımı olarak tarihe geçti. Dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı da bu vesileyle anmak gerekir. Kamu bu tecrübesini harekete geçirip aynı tabloyu neden emekliliğe uygulayıp tek çatı altında toplamıyor?
SSK (4A), Bağ-Kur (4B) ve Emekli Sandığı (4C) farklı prim oranları ve gün sayılarıyla çalışıyor. Memurların maaşları toplu sözleşme ve ek ödemelerle belirlendiği için birleşmenin önünde bir engel gibi sunuluyor. Ama aynı prim ve gün haklarına sahip vatandaşlar arasındaki emekli maaşı adaletsizliğinin de artık giderilmesi lazım.
Şüphesiz memurlar; yüksek prim ve ek gösterge avantajlarından vazgeçmek istemeyecektir. SSK ve Bağ-Kur tarafında ise düşük primli geçmiş dönemler ek mali yük getireceği için kamu otoriteleri adım atmakta zorlanacaktır. Ama sağlık sisteminde sağlanan istikrar dikkate alındığında, emeklilik için de benzer bir adımın atılması sosyal devlet açısından büyük faydalar getirecektir. Adaletli bir emekli maaşı uygulamasıyla tartışmaların ortadan kalkacak olması bile önemli bir kazanım olacaktır. Böylece sistem; adaletli, basit ve sosyal güvenlikte eşitlik olacaktır. Uzun vadede ise daha öngörülebilir bir bütçe yapılmasının önü açılacaktır.
Kredi kartında “Ciro Aşımı” uyanıklığı…
Esnaf uyanıklığına dair son hikaye... Kısa süre önce bir hastane yakınındaki eczaneye yolum düştüğünde ilginç bir durumla karşılaştım. Vatandaş ödeme yapmak için kredi kartını uzattı, kasadaki personel ise; “Maalesef kartınızdan çekim yapamıyorum, ‘ciro aşımı’ uyarısı var. Buyurun fişteki uyarıyı siz okuyun,” dedi. Bu uyarı üzerine vatandaş başka bir kartını uzattı ancak ikinci kartı için de “ciro aşımı” uyarısı sebebiyle ödeme gerçekleşmedi. Eczane personeli, vatandaşı hemen yanı başlarındaki bankamatiğe para çekmeye yönlendirdi.
Aslında “ciro aşımı” uyarısı kredi kartı sahibinden ziyade işletme sahibinin problemi; ama bazı uyanık esnaflar vatandaştan nakit almanın bir yolunu daha bulmuşlar. Çünkü POS veya sanal POS sözleşmesinde belirlenen aylık/yıllık ciro limitinin aşılması, tamamen işletmeyi ilgilendiren bir durumdur. Banka veya ödeme kuruluşu, işletmeye belirli bir ciro limiti tanımladığı için limit aşıldığında müşterinin kredi kartıyla işlem yapması engelleniyor. Eğer o işletme “ciro aşımı” uyarısı sonrası kredi kartıyla işlem yapmaya devam ederse ilave komisyon ödemesi gerektiği için, bu maliyeti vatandaşa yüklemeyi tercih ediyor. Anlayacağınız, güvenilirliğini gittikçe yitiren bazı esnaflarımız, vatandaşı mağdur etmek pahasına yeni formüller üretmekten geri kalmıyor.
- 1
Türkiye F-35'e hangi şartlarda dönecek? - 2
Türkiye'nin TROY'unu görmezden gelmek mümkün mü? - 3
Akkuyu NGS'de yeni dönem… - 4
F-35'e dönüş KAAN'ı ne kadar etkiler? - 5
Hazar'da 30 yıllık hayal! - 6
Uçak bilet fiyatlarında tedarik zinciri etkisi! - 7
Tökezleme sırası Airbus'ta mı? - 8
Sabiha Gökçen'de yeni dönem çok yakın - 9
Ülke milli gelirinin yüzde 27'si havadan! - 10
"Veri Koruma Otoritesi" neden yok?