Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ukrayna’ya saldıran Rusya’ya Batı beklendiği ölçüde tepki veremiyor. Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattı ile başlayan Rusya’ya karşı ilk kısıtlama hareketi başta çip olmak üzere savunma sanayi ve diğer alanlarda kullandığı Batı’nın teknoloji ürünlerini kapsayacak şekilde de genişletilemedi. ABD Başkanı Biden, SWIFT sisteminden Rusya’yı neden çıkaramadıklarını da izah edemedi. Dolayısıyla büyük bir tehdit gibi sunulan SWIFT’ten de Rusya çıkarılmadı.

        Aslında gaz, çip ve SWIFT birbiriyle çok yakından bağlı. Rusya sadece Avrupa’nın değil dünyanın önemli bir enerji tedarikçisi. Gaz ve petrol üretiminde yani iki kaynağa sahip konumuyla ve jeopolitik durumuyla dünyanın en önemli ülkesi. Ancak bu kaynakları çıkarıp dünya piyasalarına sunmak için Batı’nın teknolojisine ve finans sistemine ihtiyaç duyuyor.

        Batı, çip başta olmak üzere teknoloji ürünlerinde Rusya’ya ambargo koyduğu an kendi ayağına da sıkmış olacak. Karşılıklı anlaşmalar da belli ürünleri net bir şekilde ayrıştırmada engel teşkil ediyor. Dolayısıyla bu tarz adımların bugünden yarına atılması zor. Sadece ABD’nin tek başına karar verip yapması ise imkânsız gibi bir şey.

        Rusya ile son 20 yılda şu an yaşadığımız krizleri düşünmeden her türlü ekonomik ilişkiyi, riskleri hesap etmeden kuran, boru hatlarını Rusya’nın stratejisine göre inşa eden Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri şimdi mecburen ABD’nin daha keskin yaptırım kararı almasına engel oluyor.

        REKLAM

        Kuzey Akım 2’ye ABD başından beri karşıydı. Rusya bağımlılığının krize dönüşmesini hesap ediyordu. Almanya ise sadece ihtiyacına ve üretime odaklı olduğundan ikna edilememişti. Dolayısıyla şu an yaşanan Ukrayna saldırısında Almanya’nın çok önemli katkısı var. Kuzey Akım 1 ile başlayan Ukrayna’nın gaz koridoru olmaktan çıkarılma girişimlerinin sebebi de Almanya’dır. Şimdi o doğal gaz çok önemli bir Rusya argümanı olarak karşılarında.

        Almanya sanayisi, işyeri ve konutları Rus gazına son derece mahkûm. Gaz gelmezse Almanya ekonomisi ciddi zarar görür. Bunu Putin görüyor, Merkel de herhalde görüyordur. ABD’de Biden ise zaten durumu bildiğinden geri vites yapma durumunda kalıyor. Rusya’ya karşı yapacağı açıklamalarının basın toplantılarını bile bu sebeplerden zamanında yapamıyor.

        Öte yandan Rusya anlaşmalara dayalı haklarından mahrum olmamak için her durumda gaz vermeye çalışıyor. Miktarını zaman zaman kılıfına uydurup düşürüyor, ama gazın arzında sorun çıkarmamak için çaba gösteriyor. Eğer gazın parasının ödenmesini tehlikeye atacak (SWIFT) kısıtlamalar getirilir veya gazın üretimini ve sevkiyatını aksatacak teknolojik ürün sorunu olursa mücbir sebepler oluşur. Avrupa da enerjisiz kalır. Gemilerle getirilecek LNG ile de bu ihtiyaç karşılanamaz. Zaten ne Avrupa’nın böyle bir altyapısı var ne bu kadar gemi ve ne de kısa sürede talebi karşılayacak LNG var. Şu an Rusya’ya karşı Batı’nın eli ayağı bağlanmış durumda.

        Gaz sıkıntısı ortadayken SWIFT kararı da alınamıyor. Çip gibi önemli teknolojik ürünlerin ihracatı kısıtlanamıyor. Ayrıca iki tarafın birbirine bağımlı olduğu yüksek teknoloji ve emtia ticareti sebebiyle bazı kararların alınması için de mutlaka zaman söz konusu. Bu tavır da dünyayı ve Avrupa’yı hem daha güvensiz yapıyor hem de sorunun büyümesine katkı sunuyor.

        Rusya, dünyanın en büyük ikinci doğal gaz üreticisi ve en büyük petrol üreticisi ülkelerden birisi. Ambargolar sonucu enerji arz sorununun küresel ekonomiyi derinden etkileyeceği endişesi sebebiyle de Batı şaşkınlık yaşıyor. Yeni dünya düzeni işte bu girdap içinde şekillenip, gelişecek…

        REKLAM

        Ukrayna’da gaz kesilirse..!

        Almanya Kuzey Akım 2 hattını askıya alarak Rus gazına olan bağımlılığın ne anlama geldiğini düşünmeye başladı. Rusya ise BM’de ne yaptı? Doğal gazı jeopolitik bir silah olarak kullandığı iddialarını şiddetle reddetti. Gazprom’un müşterilerine karşı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini söyledi. Sözleşmelere, ülkeler arasındaki ikili anlaşmalara vurgu yaptı. Bu dönemde bile uzun vadeli yaptığı sözleşmeleriyle kendini güvende hissediyor. Mesele şu ki, Avrupa’ya giden Rus gazının önemli bir kısmı yaklaşık yüzde 40’ı Ukrayna üzerinden sağlanıyor. Avrupa şimdi bu riski düşünüyor. Bu sebeple de eli ayağı bağlı oturup, mülteci ağırlamaya hazırlanıyor.

        Bir şekilde Rusya, Avrupa’ya giden tüm gaz arzını keser veya bir şekilde gaz kesilirse sanayide sıkıntı yaşanacak, kış ayları ve COVID-19 salgınıyla birlikte büyük bir sağlık sorunu ve ekonomik sıkıntı söz konusu olacaktır. Zaten belli oranda arz sıkıntısı olduğundan enerji sorunu yaşandı, fiyatlar yukarı gitti ve çevre, karbon salınımı dikkate alınmadan kömür santralleri yeniden çalıştırıldı. Şu an durum daha da kötü. Rus gazının tamamının kesilmesi halinde Avrupa’nın bununla başa çıkma imkânı ise yok.

        Rusya hangi hattan ne kadar gaz veriyor?

        • 1) Ukrayna: Kardeşlik Ağları Boru Hattı’nın (4 ayrı hat var) toplam kapasitesi 110 milyar metreküp.
        • 2) Belarus: Kuzey Işıkları ve Yamal Doğalgaz Boru Hattı’nın kapasitesi 77 milyar metreküp.
        • 3) Türkiye: Mavi Akım ve Türk Akım hatlarının toplam kapasitesi 63,25 milyar metreküp.
        • 4) Almanya: Kuzey Akım 1 Boru Hattı’nın 55 milyar metreküp gaz kapasitesi var. (55 milyar metreküp kapasiteli Kuzey Akım 2 ise son gelişmeler üzerine askıda.)

        Rusya, SSCB döneminden kalan boru hatlarına ilave olarak son 20 yılda, Ukrayna'nın çevresini dolaşarak gazını göndermek için yeni boru hatları inşa etti. Bunları yaparken işin stratejisini Avrupa göremedi. Diğer ifadeyle Rusya yıllardır Ukrayna ile yaşayacağı muhtemel sorunlar için hazırlanıyordu. Bu savaş göstere göstere geldi. Batı önlem almadığı gibi Rusya’yı kışkırtacak adımlar attı. Ukrayna ise Batı ile kendine güvenli alan oluşturacağını sanarak gerekli tedbirleri almadı.

        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00
        Yazı Boyutu

        Köprülere var, sağlığa yok!

        Köprülere var, sağlığa yok!
        0:00 / 0:00

        Uygulanan yanlış politikalar sebebiyle bir türlü ilaç sıkıntısı sorunu çözülemiyor. Kısa süre önce ilaç endüstrisine yönelik yapılan fiyat düzenlemesi de çare olmadı. Çünkü güncel Euro kurunun çok gerisinde kaldığından birçok ithal ilaç ve ithal hammaddeye dayalı ürünlerin temininde zorluk yaşanıyor.

        Güncel Euro kuru 15 TL, devlet ise ilaç sektörüne “Ben Euro’yu 6.29 TL olarak güncelledim. 15 TL’den ithal et, yarısının altına da piyasaya sat” diyor. Diyor da tablo ilaç krizi olarak karşımıza çıkıyor. Eczacılar Birliği haklı olarak serzenişte bulunuyor. İlaç endüstrisi ise zararına ilaç satmayarak, ilaç bulundurmayarak tepkisini gösteriyor. Çünkü üreticiler maliyetinin çok altında kalan ilaçları getirip zarar etmek istemiyor.

        Türkiye’de ilacın yüzde 95’e yakını kamu marifetiyle alınıyor. Satılan ilaçların değer olarak yüzde 50’ye tekabül eden kısmı da ithal ediliyor. Buna rağmen Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yıllardır bu meseleye çözüm bulamadı. Hâlbuki diğer bakanlıkları örnek alabilirlerdi. Ulaştırma Bakanlığı köprülerde böyle bir tartışma olduğu an en kralından çözüm bulabiliyor. Sağlık Bakanlığı da buradaki modeli inceleyebilir.

        Mesela Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün (YSS) müteahhitleri ihale şartnamesi gereği yılda bir güncellenen kur meselesini ve yılda bir yapılan garanti ödemesinden duydukları rahatsızlığı ilgili bakanlığa götürüp, isteklerine göre bir düzenleme yaptırmışlardı. Yavuz Sultan Selim ve Kuzey Çevre Otoyolu için devletin işletmeci şirkete yaptığı garanti ödemeleri senede bir defa ocak ayında belirleniyordu. Üstelik ilaçta olduğu gibi ilgili bakanlık kuru da kafasına göre belirlemiyor, güncel kur baz alınıyordu.

        YSS Köprüsü’nün müteahhidi bakanlığa başvurarak yılda bir defa olan kur güncellemesini ve garanti ödemesini yılda ikiye çıkardı. Artık iki farklı tarihte ocak ve temmuzda dolar kuru dikkate alınarak garanti ödemesi yapılıyor. Hem 6 ay önce erken ödeme, hem de 6 aylık kur farkı avantajı var.

        Anlamadığım devlet köprüye, inşaata gösterdiği bu hassasiyeti insanımızın sağlığı için neden göstermiyor?

        Diğer Yazılar