X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Alman Deutsche Welle, Uber'in lobi faaliyetleri ile ilgili bazı bilgiler ele geçirmiş ve bunları yayınlamış.

Şirketin Türkiye faaliyetleri ile ilgili olarak da bilgiler var.

Hangi siyasetçi ile iş yapmış, hangi eski büyükelçi ile lobicilik için anlaşmış, hangi siyasetçi yakınlarına ulaşıp iş kotarmaya çalışmış.

Deutsche Welle haberinin bir yerinde benim de adımı geçirmiş.

Uber'in dosyalarında benim de iki yazımdan bahsediliyor ve benim için “İktidara yakın gazeteci” deniyormuş.

İktidara yakın cümlesine güldüm.

Diğerine sinirlendim.

Bu tipik bir istihbaratçı karalama taktiğidir. Üç doğrunun yanına, bir yalan ekle. 

Deutsche Welle de şöyle yapmış.

Benim hangi yazım ve ne yazmışım açıklasınlar.

Bu köşede Uber lehine tek satır yazılmadığı gibi, tam aksine Uber aleyhine pek çok yazı kaleme alındı.

O dönemi yani hatırlayanlar hayatta.

Çok değil üzerinden 4 yıl falan geçti.

Uber’in Türkiye’de yasa dışı faaliyette bulunduğuna, vergi kaçırdığına, Türkiye’nin kaynaklarından haksız biçimde faydalandığına, Uber'in korsanlığına izin verilmemesi, taksi sorununun belediyelerin yapacağı ihalelerle çözülmesi ve buradan belediyenin milyar dolarlık gelirler elde edebileceğine ilişkin onlarca yazım var.  

Yazın Google’a ya da başka bir arama motoruna hepsi çıksın karşınıza.

Öyle ki o tarihte Uber’in Türkiye’de olmasından memnun olanlar benim taksi plakası sahibi olduğumu ve bu yüzden Uber’e karşı çıktığımı bile söylediler.

Ekşi Sözlük’te bile Uber’e karşı çıkmamla ilgili entry’ler var.

Dahası o dönemde Uber’den gelen tüm randevu taleplerine olumsuz yanıt vermişim.

Sadece eski Büyükelçi olarak tanıyıp, saygı duyduğum Namık Tan aradığında kendisi ile Uber’in lobisini yaptığını bilmeden konuşmuşluğum var. Öyle ki, Tan’ın sözleri üzerine “Herhalde siyasetçiler bu Uber’le anlaşmış ki, Namık Tan bana böyle bir telefon açtı” diye düşünmüştüm.

Ama Uber’ın yasa dışı korsan taşımacılık işine yine de karşı çıkmaya devam etmişim.

Tüm bunlara rağmen şimdi “Fatih Altaylı’nın iki yazısı”.

Ulan olsa olsa aleyhlerine yazdığım iki yazıdan söz ediyorlardır.

Başka ne olacak.

Ama DW’yi bu iki yazının ne olduğunu açıklamaya davet ediyorum.

Yok öyle üç çamur beş kuruş.