X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Bazıları “Diplomasi Zaferi” dedi, ben ise tersini yazdım.

“Onlar durduğu yerde duruyor, biz 180 derece çark ettik” dedim.

Kızdılar.

Sonra Finlandiya Cumhurbaşkanı çıktı anlattı. Dedi ki, "Fatih Altaylı doğru söylüyor"

Yani demeye getirdi.

“YPG’ye insani yardım sürecek. Türkiye’nin terörist dediği herkesi terörist olarak adlandırmamız mümkün değil” dedi.

İsveç’ten gelen haberler de farklı değil.

“Bağımsız mahkemelerimizin vereceği kararlara uyarız” yani İsveç mahkemeleri terörist derse ve iade kararı verirse, İsveç Türkiye’nin istediği kişileri iade edecek.

Diplomasi Zaferi denilen bu.

Kağıt üzerinde de farklı bir şey yazmıyor.

Bazı diplomasi guruları “Ama anlaşma çok önemli ve mutabakat metninde en üstte Türkiye Dışişleri Bakanı yer almış. Az uz şey mi” diyorlar.

Ben de bunların dış politika uzmanlığına gülüyorum.

Tabii bir de “Söz verdiler” meselesi var. Metin’de yer almayan ve İsveç’in ve Finlandiya’nın verdiği sözler.

Duymadım ama varmış.

Mutlaka vardır.

Ama benden duymuş olmayın ama eğer uluslararası ilişkilerde konuya “Söz verdiler” diye giriyorsanız ve bu yazılı olarak çok net biçimde kayda geçirilmemişse, genelde bir süre sonra konuya “Sözlerinde durmadılar. Bizi kandırdılar” diye girmek kaçınılmazdır.

Ki şanlı yakın tarihimiz bu söz “Kandırılmalarla” ve “Sözlerinde durmamalarla” doludur.

Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğine verdiğimiz onayla başlayıp, Avrupa ile vizelerin kaldırılmasına ya da ayrıcalıklı ticaret anlaşmalarına kadar “Sözlerinde durmadılar” listesi oluşturabilirsiniz.

Bu yüzden bu işler sözle olmaz.

Yazı ile olur.

Hem de kaçamaksız, net yazı ile.

“İade ederiz ama bağımsız yargımız karar verirse” diye yazarsa bile olmaz.

Çünkü bağımsız yargı Türkiye’nin istediği kararı genelde vermez.

“Tabii yaparız ama parlamentomuz bu konuda yasa çıkarmalı” derlerse o da olmaz.

Çünkü parlamentoları genelde o konuda Türkiye’nin beklentisine uygun bir yasa çıkarmaz.

Tabii haklı olarak diyebilirsiniz ki, “Uluslararası ilişkilerde inat olmaz. Bir yerde uzlaşmak gerekir”

Bak bu doğrudur işte.

Ama uluslararası ilişkilerde yüksekten sallamak da olmaz.

Sonra Papazı verirsiniz, Deniz’i verirsiniz, işadamını ara bulsun diye Rusya’ya yollarsınız.

Çok yukardan sallarsanız, inişiniz de sert olur!

Bu inişte ayağınız incinmez belki ama ulusal onurunuz fena halde berelenir!