X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

TÜSİAD, Türk Sanayici ve İşadamları derneği.

Bir zamanlar Türkiye’nin en etkili sivil toplum örgütü idi.

Gençler hatırlamaz, hatta belki de duymamışlardır bile ama bu işadamı örgütünün ilanla başbakan devirmişliği vardır.

Ülkede suni bir yokluk yaratarak rahmetli Bülent Ecevit’i alaşağı etmişlerdi vakti zamanında.

Öylesine önemli bir örgüttü ki, güç sahibi olmak isteyen gazeteciler bile bu derneğe üye olmak isterler hatta bazıları bunu başarırdı da…

Gel zaman git zaman TÜSİAD giderek etkisini ve önemini yitirdi.

Öyle ki, bir zamanlar iş dünyasının en önemli ailelerinin ve isimlerinin başkan olmak için yarıştığı dernek, giderek herkesin başına geçmekten çekindiği, profesyonellerin başkanlık yaptığı, en sonunda da da KOBİ’lerin örgütü haline geldi.

Siyasete yön verme iddiasından ise zaten çoktan vazgeçmiş, uzun zamandır sessizliğe bürünmüştü.

Ümit Boyner’den bu yana pek sesi soluğu çıkmıyordu.

Ta ki bu haftaya kadar.

Niyeyse, birdenbire, üstüne üstlük de çok da kendisi ile ilgili olmayan bir konuda, bir dış politika meselesinde, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği konusunda Türk halkının büyük bölümünün de katılmadığını düşündüğüm bir açıklama yaptı TÜSİAD Başkanı.

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tam da aradığı ortamı yarattı.

Her seçim dönemi öncesi ringe birini alarak kendi tabanına güç odaklarıyla mücadele eden güçlü lider mesajı vermekten hoşlanan Erdoğan’a şahane bir fırsat verdi.

Üstüne bir de dün İsveç’in PKK yanlısı tavrı eklenince iktidar ve iktidar yanlısı gazeteciler için duble kaymaklı bir ekmek kadayıfı servis edilmiş oldu.

Hiç kimse bana TÜSİAD’ın bu açıklamasının içerik ve zamanlamasının iyi niyetli olduğunu anlatamaz.

Hem seçtiği konu, hem konunun ele alınış biçimi hem de zamanlama olarak.

Hiç kimse anlatamaz…