X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Gençler pek hatırlamaz, şimdilerde yine adı sık sık gündeme gelen Tansu Çiller var ya, bir zamanlar önce Ekonomi Bakanı, sonra da Başbakanlık yaptı.

Herkese iki anahtar, bir ev, bir otomobil vaadiyle koltuğa oturduğu dönemde Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biri yaşadı.

İki anahtarı geçtik, millet poposundaki donu zor kurtardı.

Bu arada Tansu Hanım’ın banka batırmaktan sabıkalı kocası Özer Uçuran Çiller de gayrıresmi olarak devlet yönetiminin içindeydi ve özellikle iş dünyası Özer Uçuran Çiller’le görüşmeden, Özer Bey’i görmeden iş yapamaz hale gelmişti.

İhale zarfları Çillerlerin yalısında açılır olmuştu.

Yolsuzluk iddiaları ayyuktaydı.

Çillerlerin mal varlığı dillerdeydi.

Ama o zamanlar şimdikine oranla biraz daha fazla hesap verme zorunluluğu hissedildiği için, ABD’deki yatırımları da ortaya çıkınca Tansu Çiller, laf olsun diye de olsa hesap vermek, mal varlığındaki hızlı artışı açıklamak zorunda kaldı.

Tabii hesap oldukça komikti.

Tansu Çiller büyücü gibiydi.

Hesabına göre dolar ne zaman artacak olsa tüm parasını önceden dolara çevirmiş, borsa yükselirken birkaç gün önce borsaya girmiş, mark yükselirken Tansu Hanım bunu önceden hissedip marka yatırım yapmış, altın fiyatlarını önceden öngörmüştü.

Sanki zaman makinası ile ileri gidip olacakları görüyor, sonra geri gelip yatırım yapıyordu.

Herkes “Keşte ekonomiyi de böyle öngörüyle yönetseydi” diye dalga geçmişti Tansu Çiller ile.

Bunu niye yazdım.

Olan olduktan sonra parasal gelişmelere kılıf bulmak kolaydır.

Aynen “Biraz enflasyona razı olup, büyümeyi tercih ettik” denmesi gibi.

Tersi olsa, “Vatandaşı enflasyona ezdirmektense büyümeyi azaltmayı tercih ettik” diyecekleri kesindi.

Ancak sıkıntılı olan “enflasyon” kelimesi.

Öğrendik ki, Türkiye’de enflasyon yok.

Onun yeni adı “hayat pahalılığı”.

Müsebbibi ise zaten iktidar değil.