X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

İlk günden beri "ABD, Ukrayna-Rusya çatışmasını teşvik etti ve bu yolla kendisinden uzaklaşan Avrupa’yı yeniden kendisine yaklaştırdı, Kuzey Akım projesinin durmasını sağlayarak da en önemli siyasi hedefini elde etti" dedim durdum.

"Bu elbette Rusya’nın saldırganlığını, egemen bir devlete “dalmasını” mazur kılmaz ama ABD’nin ellerinin de en az Rusya’nınki kadar kirli olduğunu bilmemiz gerekir" dedim hep.

Güneyimizdeki vekalet savaşlarına, kuzeyimizdeki bir vekalet savaşı eklendi.

Yıllardır dikkat çektiğim Türkiye’ye yönelik tehdit üst seviyede.

Türkiye’nin en büyük şansı ise böyle bir duruma “Ciddi bir ekonomik krizin” içinde yakalanmış olması.

Ülke içindeki şartlar o kadar ağır ki, bu durum Türkiye’nin çok dikkatli adım atmasını, çok dikkatli davranmasını ve tarafsızlığını korumasını sağlıyor.

Tam da Cumhuriyet’in kurucu babalarının uyguladığı tarafsızlık politikasına uygun gidiyoruz.

Bu noktada tahtaya vuruyorum sürekli.

Dediğim gibi, bu duruma ekonomik krizde yakalanmış olmak Türkiye’nin şansı oldu.

Aksi takdirde neler olabileceğini tahmin etmek bile istemiyorum.

Allah muhafaza geçmişin aşırı özgüvenli müdahalelerini tekrarlayıp, yüzümüze gözümüze bulaştırabilir, Kazan Camii'nde namaz nidaları ile gaza gelebilirdik.

Bazen musibet zannettiğimiz şey nimet olabilirmiş.

Bu kez kötü yönetilen ekonomi bizim nimetiniz oldu.

Para kaybediyoruz ama en azından ülkemiz bir maceraya sokulamıyor, canımızı kaybetmiyoruz.

Yine de Türkiye’nin hedef ülke olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın.

Ve sürekli taraflara bölünen bir ülkenin altımızı ve üstümüzü karıştıranlar için çok önemli bir hedef olacağını unutmayın.