X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Bu zeytinliklerin madencilik faaliyetine açılmasına, üstelik de son derece kalitesiz, beş para etmez bir linyit madenciliği için açılmasına çok fena kafaya takmış durumdayım.

Yüzlerce yıllık zeytinleri, altındaki beş para etmez düşük kalorili linyiti çıkarmak için keseceksin.

O linyiti yakılabilir hale getirmek için yıkayacaksın.

O linyit, akışkan yatağı olmayan, bacasında doğru düzgün bir filtresi olmadığı için doğaya sülfür salan eski moda bir santralde yakılacak.

Doğayı, ormanı, insanları, kuşları, hayvanları, denizi katledecek.

Sonra da çocuk kandırır gibi zeytinliklerin madencilik faaliyeti bittikten sonra buraların rehabilite edileceğini, eski haline getirileceğini söyleyeceksin.

Allah aşkına söyleyin, bir tek ferdi vahit buraların rehabilite edileceğine inanıyor mu?

Mümkün mü!

Ama biliyorlar ki, buraların rehabilite edilip edilmediği anlaşılacağı zaman bu kararı alanların hiçbiri bu dünyada olmayacak.

30-40 yıl hatta belki 50 yıl sonraya kim öle kim kala!

Bakanlık bugün bir açıklama yaparak zeytin ağaçlarının kesilmeyeceğini, taşınacağını söylüyor.

Yerseniz.

Nereye, hangi araziye, nasıl, hangi maliyetle, kimin kontrolü ile.

Ayrıca da "sözde taşınan" her ağaç için 5 zeytin fidanı dikilecekmiş.

Nereye, hangi araziye?

Kim kontrol edecek, kim sayacak!

Tam bir "Gaz alma" açıklaması.

Uygulanabilir tarafı yok.

Çocuk kandırır gibi, "Üfle geçsin" söylemi.

Zeytinliği yok ettiren de, bu yok oluşun önüne geçişi denetleyecek olan da aynı kurum.

Ve üstelik dediğim gibi, her şey düşük kalorili, kalitesiz bir linyit için.

10-20 yıl sonra kullanılması belki de tüm dünyada yasaklanacak bir enerji üretim yöntemi için.

Bir yandan “Yenilenebilir enerjiye büyük yatırım yapıyoruz” diye övüneceksin, bir yandan nükleer santraller yapacaksın, diğer yandan çok ama çok kısa vadeli bir çıkar için zeytinlikleri, ormanları yok edeceksin.

Üstelik toplamda baktığınız zaman zeytinlik ülke için mali açıdan da daha kârlı.

Çünkü ucuz ve kalitesiz kömürü bir kere çıkaracaksın ve arazi bitecek.

Zeytin ise binlerce yıldır verdiği gibi, binlerce yıl daha ürün vermeye devam edecek.

Basit bir hesap yapsak bugün Ege’de çıkarılan kalitesiz linyitin “yıkanmış” fiyatı yaklaşık 450 TL/ton.

Zeytinyağının fiyatı ise 40.000 TL/ton.

Ebette bir dönüm araziden kısa sürede elde edilecek kalitesiz kömür zeytinyağından daha fazla ama o kömür bir kere, o zeytinyağı ise sonsuza kadar üretilecek.

Üstelik de zeytinlik insana, doğaya yararlı ve sürdürülebilir.

Diğeri ise bir kez yakmak dışında ne yararlı ne de güzel bir şey.

Yani kararın ekonomik mantığı da yok.

Tam bir ben bugünü kurtarayım, yarını yarın yaşayacak olanlar düşünsün yaklaşımı.

Evlatlarını seven, ailesini düşünen bir babanın asla yapmayacağı bir şey.

Bu zeytinliklere kıymak aslında tam bir mirasyedi hayırsız evlat mantığı.

Düşünün, atadan, babadan kalma bir mülk var.

Her ay güzel bir kira getiriyor ve ailenin geçimine katkı sağlıyor.

Ama hayırsız evlat mülkü satıyor.

Parasını ya kumara ya da saçma sapan işlere harcıyor.

Bir süre sonra aile aç kalıyor.

Ve tabii başta söylememiz gerekeni sonda söyleyelim.

Tüm bu işler yine aynı müteahhit taifesi için yapılıyor.

Hani şu dağıtım şirketlerini satın alıp, araya aracı şirketler koyarak bizlere pahalı elektrik satan müteahhitler için.

Çünkü zeytinlikleri katledip, oralardan santralleri için kömür çıkaracak olanlar da yine onlar.

Anladınız dalgayı herhalde.