X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Türk kamuoyu Ukrayna-Rusya savaşında yine bölünmeyi başardı.

O kadar ki, sağ ve sol da, iktidar yanlıları ve muhalifler de kendi içinde bölündü.

Rusya’yı haklı görenler ve Ukrayna’yı haklı görenler olarak iki cephe oluştu.

Bir kısım ABD’yi ve Batı’yı Ukrayna’ya gaza getirdiği ve devlet başkanı bazı güçlerin oyuncağı olduğu için suçluyor, bazıları ise Rusya’yı yayılmacı ve saldırgan bir güç olarak gördüğü için.

Bana göre ise ABD ve Rusya aynı oranda suçlu.

Ama egemen bir ülkeye saldırmaya kimsenin hakkı yok.

ABD Ukrayna’yı Batı blokuna dahil edeceğini söyledi mi?

Söyledi.

NATO sözü verdi mi?

Verdi.

Ukrayna bu vaatlere inanarak Batı yanlısı bir politikaya yöneldi mi? Yöneldi.

Aynı ABD, aynen Irak lideri Saddam’a 1. Körfez Savaşı öncesi yaptığı gibi Rusya’ya da Ukrayna’ya saldırması halinde askeri müdahalede bulunmayacağını söyleyerek gaz verdi mi?

Verdi.

Ve sonunda Rusya egemen bir ülkeye, demokrasi ile iş başına gelmiş bir hükümeti devirmek için saldırdı mı?

Saldırdı.

Saldırı başlarken ABD Başkanı bu saldırının daha yaygın ve daha fazla hedefli olmasına imkan verecek bir çekingenlik sergiledi mi?

Sergiledi.

Sonuçta Ukrayna’da yaşanan insani felaket konusunda ABD ile Rusya arasında bir taraf tutmak anlamsızdır.

Her ikisi birbirinin tamamlayıcısıdır.

Yılmaz Özdil gibi bazı yazar arkadaşlarımız, Ukrayna Devlet Başkanı’nın ve uyguladığı politikaların Ukrayna halkına kirli bir medya tarafından empoze edildiğini ve bu sayede yüzde 70 oyla seçildiği, Rusya’nın ise haklı olduğunu yazdı mesela.

Bu çok tehlikeli bir söylem.

Diyelim ki, Devlet Başkanı seçimi konusunda Ukrayna halkı yanılmış olsun.

Bu Ukrayna’nın sorunudur.

Yanlış tercihler yapmış olan bir ülkeye dış müdahaleyi savunmak kabul edilemez.

Üstelik de Ukrayna halkının yanlış tercih yaptığı da bir dış iddiadır.

Bunu tartışmak bile Ukrayna halkına karşı ayıptır.

Yılmaz Özdil arkadaşımız, kendisine yönelik eleştirilere ise “Taksim’deki anıta bakın” yanıtını vermiş.

Doğrudur.

Taksim’deki Atatürk Anıtı’nda Atatürk’ün arkasında duran Rus generaller de ölümsüzleştirilmiştir.

O günlerde çok taze bir devlet olan Bolşevik Rusya’nın emperyalist saldırıya karşı Türkiye’ye destek verdiği bilinmeyen bir gerçek değildir.

Ama Yılmaz Özdil unutmamalıdır ki, aynı Bolşevik Rusya çok değil, 13 sene sonra Kurtuluş Savaşı’nda yardım ettiği Türkiye’den Kars, Ardahan ve Artvin’i istemiş, kısa süre önce imzalanmış Montreux Anlaşması’nın da iptalini ve Boğazların kontrolünü istemiştir.

Acaba bugünkü Rusya hangisidir?

Putin Lenin midir, yoksa her ikisine de sövdüğü halde Çar 1. Petro kostümüne bürünmüş bir Stalin mi!