X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Pazartesi akşamı açıklanan “Kur farkı garantisi” adı altındaki faiz garantisinden sonra döviz fiyatları hızla gerileyince sosyal medyada bir soru dolaşmaya başladı:

“Pazartesi günü bir Bulgar vatandaşı Edirne’ye gelmiş. 1.000 dolarını bozdurup 17.500 TL almış. Bütün gün dolaşmış, yemiş, içmiş, alışveriş yapmış, akyam da bir otelde yatmış. Toplam 5.000 TL para harcamış. Salı günü elinde kalan 12.500 TL ile 1.000 dolar alıp ülkesine geri dönmüş. Bu durumda Bulgar turistin harcadığı 5000 TL kimin cebinden çıktı?”

Güzel soru.

Ben de şimdi size bu paranın kimin cebinden çıktığını anlatacağım çünkü Bulgar’ın hesabını ödeyenlerden birini tanıyorum.

Kendisi 40’lı yaşların sonunda, büyük bir yayın kuruluşunun yönetim katında servis görevlisi.

Yıllardır bu şirkette çalışıyor.

Zaten çocuk yaşta çalışmaya başlamış. Neredeyse tüm hayatı çalışmakla geçmiş.

Emekliliğine yaklaşırken tek hedefi başlarını sokacak bir ev alabilmek.

Bunun için eşiyle birlikte 600 bin TL biriktirmişler.

Ve 800 bin TL’ye bir ev bulmuşlar.

200 bin TL de kredi çekip eve sahip olma hayali kurarlarken, ev sahibi dolardaki artışı gerekçe göstererek evi satmaktan vazgeçmiş.

Güvendikleri bir aile dostları da “Dolar hızlı artıyor. Paranız pul olur. Ev mev alamazsınız. Belli ki faizler düşmeye devam edecek ve TL değer kabını sürdürecek. Hemen paranızı dolara çevirin de, yeni bir ev buluncaya kadar paranız erimesin” diye akıl verince önceki Cuma günü 600 bin TL’leri 17 TL’den dolara çevirmişler.

Ellerine 35 bin 290 dolar geçmiş.

Ve üç gün sonra Cumhurbaşkanı tarafından “Dolara endeksli mevduat” sistemi açıklanmış.

Kurlar hızlı düşmüş.

Dün itibarıyla 35 bin 290 dolarları artık sadece 370 bin 545 TL ediyordu.

30 yılda biriktirdikleri 600 bin TL, 1 haftada 229 bin TL erimişti.

Ev alma hayalleri artık çok uzakta kalmıştı.

Tek suçları ise Nas gereği faizlerin daha da düşeceğini zannetmeleri, bunu söyleyenlere inanmalarıydı.

İşte o Bulgar’ın ve daha pek çoğunun harcamaları böyle insanlar tarağından ödenmişti.

Onlar yemiş içmiş, fatura bu insanlara çıkmıştı.

Aslında Maliye Bakanı Nebati haklıydı.

Dolar alıp TL’yi zayıflatmaya çalışan spekülatörler, dış güçler, Türkiye’ye komplo kurmaya çalışan şeytanlar yoktu ortada.

Faizlerin sürekli düşeceğine inandırılmış garibanlar vardı.

Ve zarar eden, para kaybeden, geleceğini, ev hayallerini yitirenler onlardı.