Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Zannederim iktidarın büyük ortağı olan partinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde, farklı politikaları var.

        Bunu söylemeden önce üç gün bekledim.

        Üç günün sonunda emin oldum ve yazıyorum.

        Biliyorsunuz ki, AK Parti Millet İttifakı’nı, ittifaka dahil olmayan HDP ile işbirliği içinde olmakla ve özellikle de İstanbul seçimlerinde ortak hareket etmekle suçluyor.

        Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bu işbirliğinin süreceğini ima ediyor ve Millet İttifakı'nı ve özellikle de CHP’yi HDP üzerinden terörle işbirliği yapmakla suçluyor.

        Ancak gördüğüm kadarı ile bu AK Parti’nin Batı ve Orta Anadolu’da uyguladığı politika.

        Doğu’da ise aynı AK Parti bambaşka bir politika ile ilerliyor.

        Batı ve Orta Anadolu’da düşman ilan ettiği HDP ile Doğu’da el ele kol kola yürüyor.

        Bunu nereden mi çıkarıyorum?

        Bismil’den.

        Geçenlerde Bismil’de HDP’nin bir açılıştaki fotoğrafları kamuoyuna yansıdı.

        Bu açılışı kim yaptı biliyor musunuz!

        AK Parti Bismil İlçe Başkanı Veysel Yağmur.

        Şaka yapmıyorum.

        Her yerde yazıldı zaten, şakalık tarafı yok.

        Açılışta AK Partili İlçe Başkanı “Baş Konuk”.

        Mahzur var mı!

        Bence yok.

        Keşke tüm partiler birbirlerine karşı bu kadar nazik olsalar.

        Mahzur var mı!

        Bence var.

        REKLAM

        Batı’da HDP’yi terörist ilan edip, Doğu’da kol kola gezmek açıkça vatandaşı kandırmak demek.

        Peki niye üç gün bekleyip dördüncü gün yazdım.

        Hani belki ilçe başkanı bunu kafasına göre yapmıştır ve parti hemen kendisini disipline verir diye.

        Vermediklerine ve ses çıkarmadıklarına göre politika bu.

        Sanki eyalet sistemine geçilmiş gibi.

        Allah kabul etsin!

        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00
        Yazı Boyutu

        Metro'da bok, karargahta dosya

        Metro'da bok, karargahta dosya
        0:00 / 0:00

        Yıllardır bildiğimizi bu kez gördük.

        Sağ olasın Boji.

        Bildiğimiz ne idi?

        Kendi kafana, kendi fikriyatına uymayanı engellemek için gerekirse kumpas kur, gerekirse yalan söyle, gerekirse üzerine troller sal.

        Hak ve hukuk önemli değil.

        Önemli olan haklıymış gibi görünmek, önemli olan karşındakini alt etmek.

        Bunu kumpas davalarında bildik, bunu aydınlar, gazeteciler içeri atılırken bildik.

        Bunu emekli olmuş generaller darbe yapacak iddiasında hissettik.

        Bunu Henry Barkey’le ilişkisi olanların kimi darbeci diye hapse atılır, kimi ise büyükelçi yapılırken bildik.

        Hep bildik, hep söyledik ama ilk kez Boji isimli köpek sayesinde gözlerimizle gördük, kayıt altına alındı.

        Toplu taşıma araçlarında yaşayan zararsız bir köpekten kurtulmak için oraya “bok” yerleştirenle, karargahta döşeme altına dosya yerleştiren özünde aynı kişidir.

        Boji’yi vagondan atmak için koltuğa bok koyanla, gazeteciyi sistemden atmak için çalışma odasına sahte belge, CD koyan özünde aynı kişidir.

        Onları hep biliyorduk.

        Ama bu kez gözlerimizle gördük.

        Soysuzluğu, utanmazlığı, yalanla kazanmaya çalışmayı, hiçbir değere sahip olmamayı, "Her yol mübah"ı bu kez kameraya kaydetmeyi başarmışlar.

        Mesele Boji değil anlamadınız mı!

        Mesele Boji’nin içinde olduğu insanlık, çağdaşlık, hak, hukuk vagonu.

        Mesele o vagondan sadece Boji’yi değil, herkesi indirmek.

        Acaba Kemal Bey, o boku oraya koyanla da helalleşmeyi düşünüyor mu, ben asıl onu merak ediyorum!

        Tarım Bakanlığı Knorr'un yaptığını biliyor mu!

        Tarım Bakanlığı Knorr'un yaptığını biliyor mu!
        0:00 / 0:00

        Gıda dedektifi ortaya koymuş, ben Ayşe Özyılmazel’in sosyal medya hesabından öğrendim.

        Knorr isimli uluslararası markanın rezilliğini.

        Knorr’u biliyorsunuzdur.

        Uluslararası bir gıda devi.

        200 yıla yakın geçmişi olan şirket, 2000 yılından beri Unilever’in çatısı altında faaliyet gösteriyor.

        Muhtemelen hepimizin evlerinde de çeşitli ürünleri kullanılıyordur.

        Gıda dedektifinin ortaya çıkardığı ise şu.

        Knorr’un İngiltere’deki tavuk bulyonunun içeriğinde yüzde 3 oranında tavuk yağı ve yüzde 1 oranında tavuk eti var ve İngiltere’deki ürün MSG içermiyor.

        Aynı markanın Türkiye’deki tavuk bulyonunda ise toplamda on binde 5 oranında tavuk eti var ve MSG içeriyor.

        MSG dediğimiz şey Monosodyum Glutamat.

        Bizde bilinen adıyla “Çin tuzu”.

        Zararlı mı zararsız mı tartışmaları bitmeyen ama Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 yılından bu yana MSG’nin sucuk, salam, kavurma gibi et ürünlerinde kullanımını yasakladığı bir madde.

        Ama belli ki, bulyonlarda var.

        Türk halkına “Bon pour l’Orient” kafası ile Avrupa’dakinden farklı ve daha kalitesiz bir ürünü dayayan Knorr’a Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ne yapacağını doğrusu çok merak ediyorum.

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

        NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
        0:00 / 0:00

        Empatisi olmayanlara sempatinin de olmayacağını anladığımız zaman.

        Diğer Yazılar