X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Antalya Altın Portakal Festivali’nde bana göre abartılan bir tatsızlık yaşandı.

Altın Portakal ödülü alan oyuncu Nihal Yalçın’ın teşekkür konuşmasını fazlaca uzatması üzerine, sunucu Tamer Karadağlı Yalçın'a ödülünü uzatmış, Yalçın da bunun üzerine sinirlenip “Konuşmayı kes mi demek istiyorsun” demiş.

Ortam gerilmiş falan.

Bana göre iki tarafın da haklı, iki tarafın da haksız olduğu durumlardan biri meydana gelmiş.

Nihal Yalçın’ın uzun konuşması gereksiz ama Karadağlı’nın da yaptığı densizlik ve kabalık.

Yalçın’ın da olayı bu kadar büyütmesi manasız.

Sonuçta Karadağlı’nın “Kusura bakma, özür dilerim” gibi basit bir cümlesi ile kapanacak bir konu.

Kimse için üzerinde tepinilecek bir durum değil aslında.

Ama nedense artık en gereksiz konular bile uzun uzun sündürülüyor ve gerilim haline geliyor.

Bu da öyle oldu.

Açıkçası ben Nihal Yalçın’ın konuyu gereksiz yere büyütüp, gereksiz yere uzattığını düşündüm.

Ancak hikayenin sonunda tam bir rezillik ortaya çıktı

Karadağlı bir açıklama yaparak Nihal Yalçın’ın HDP ve Demirtaş destekçisi olduğunu söyledi.

Neredeyse “PKK’lı bu kadın” demeye getirdi.

İşte burada ölçü tamamen kaçmış oldu.

Tamer Karadağlı nasıl bir ilkelliğin pençesine düştüğünü gösterdi.

Ben kötü bir şey yapmadım, niyetim kötü değildi, ödülü alıp konuşmaya devam etsin dedim diyeceksin.

Sonra çıkıp “Bu kadın HDP’ye oy veriyor” diye suçlayacaksın.

Bir kadını hedef gösterip, kendini aklayacaksın. 

Sahte bir milliyetçilik arkasına saklanacaksın. 

Madem bu kadar milliyetçiydin ve böyle bir suçlama yapıyorsun, o zaman “Siyasi görüşlerine katılmadığım birine sahnede ödül vermem” diyecektin Tamer Bey. 

Haksız olurdun ama tutarlı olurdun.

Ama çıkacaksın, ödülü vereceksin.

Sonra "Ama o bölücü" demeye getireceksin. 

Yok artık Tamer Efendi o kadar da uzun boylu değil.

Biraz edep yahu.

Biraz.