X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Türkiye muhteşem rakamların ülkesi.

Bilimsel kandırma metodu istatistiki en iyi uygulayan ülke.

Sürekli sağımızdan solumuzdan sayılar, rakamlar uçuşuyor.

Biz de bunları şaşkınlıkla izliyoruz.

Sürekli büyüyoruz ama cebimizdeki para küçülüyor.

Sürekli gelirimiz artıyor ama biz sürekli fakirleşiyoruz.

Şimdi de aşı konusunda sayılar uçuşuyor.

Aşılanma oranımız övünçle ve kıvançla anlatılıyor.

Ancak benim kafamda hep bir soru işareti.

Mesela milli gelir konusunda.

Geçen yılın açıklanan kişi başı milli geliri 8.599 dolar.

Biliyorsunuz bu gelir Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın nüfusa bölünmesi ile elde ediliyor.

İyi de nasıl.

Kaç kaça bölünüyor.

GSYH’yı üç aşağı beş yukarı bilebiliyoruz.

TÜİK’e göre 2020 gayrisafi milli hasılamız 5 trilyon 47 milyar 909 milyon TL.

Buna göre kişi başı milli gelirimiz de 60 bin 537 TL.

Buradan anlıyoruz ki, TÜİK’e göre Türkiye’nin nüfusu 83,3 milyon kişi.

TÜİK 5 trilyon 47 milyar 909 milyonu, 83 milyon 300 bin kişiye paylaştırmış kişi başı 60 bin 537 TL düşmüş.

İyi de bu hesap doğru mu!

Tabii ki değil.

Bu hesapta Türkiye’deki en az 7 milyon göçmen yok.

Bunlar da Türkiye’de ekonomik faaliyetlerin içinde olduğuna, çalıştığına, kazandığına, harcadığına, yiyip içtiğine göre bunları da hesaba katmak gerek.

Yani gelir aslında yüzde 8 oranında daha düşük olmalı.

Bunları da hesaba katarak 60,5 bin TL değil, 56 bin TL’ye düşmeli.

Aynı şey aşı için de geçerli.

Bakan Koca aşıda şu oranı geçtim, bu oranı geçtik deyip duruyor.

Peki Sayın Bakan’ın bu açıklamalarına ülkedeki Afganlar, Suriyeliler, Iraklılar ve Afrikalılar dahil mi!

Yoksa onlar hasta olmuyor ve hastalığı bulaştırmıyor mu!