X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Taliban ile aynı masaya oturulur mu!

Bu kadar anlamsız bir sual görmedim.

Elbette oturulur.

Devletler ve gazeteciler herkesle aynı masaya oturabilirler.

Aynı masaya oturmak, aynı fikirde olmak, aynı ideolojiyi paylaşmak, aynı hedeflere sahip olmak, aynı fikir çevresinde buluşmak anlamına gelmez.

Bir yandan “Suriye ile aynı masaya oturmamız lazım", “Mısır ile aynı masaya oturmamız lazım”, “İsrail ile aynı masaya oturmamız lazım” diyerek sorun yaşadığımız ülkelerle diplomatik diyaloğun önemini vurgulayıp, inada ve kişisel sempatilere dayalı dış politika olmamalı diyeceğiz, sonra dönüp aynı hatayı tekrarlayarak “Taliban ile aynı masaya oturulmaz” diyeceğiz.

Buna ilkesizlik denir, buna garabet denir.

“Taliban’la dost olunmamalı, Taliban ile uluslararası işbirliği içine girilmemeli” demek başkadır “Taliban ile aynı masaya oturulamaz” demek bambaşkadır.

Elbette ki, Taliban’la dost ve kardeş olunmaz ama Taliban’la elbette ki görüşülür.

Taliban rejimini tanıyan ilk ülke elbette olunmaz ama Taliban’la gereksiz yere kavga eden ilk ülke de olunmamalıdır.

Burada belirleyici olan hangi düzeyde ve nasıl görüşüldüğüdür.

Taliban liderini resmi konuk olarak Ankara’ya çağırıp, kırmızı ya da son zamanların modası turkuaz halı ile karşılayıp, Saray’da ağırlamak ne kadar büyük yanlış olursa, Taliban’ı yok saymak da aynı oranda büyük bir yanlıştır.

Elbette ki, şu aşamada Taliban ile en üst düzeyde resmi heyetlerle oturulup konuşulacak değildir ama birileri de devlet adına bu görüşmeyi yürütmelidir.

Üstelik siz bakmayın ABD’nin Taliban ile ilgili sözlerine ve tavırlarına.

ABD Başkanı ile Taliban yönetiminin Türkiye’den Kabil’de aynı görevi talep etmesi bile Taliban’ın aslında ne olduğunun göstergesidir.

Herhalde Biden yönetimin de ve Taliban yönetiminin de Türkiye’den Kabil Havalimanı açık tutacak ülke olmasını istemesi, bir Türk şirketi olarak TAV’ın havalimanı işletmeciliğindeki başarısına bağlanamaz.

Ancak şunu da söylemeden geçemeyiz.

Taliban ile aynı masaya oturmayı haklı olarak bir dış politika gerekliliği olarak görenlerin, başka masalara oturmama ısrarlarındaki haksızlığı da kendilerinin görmesi gerekir.