Jonas Salk'ı minnetle analım
Aşı üretimi oldukça yavaş gidiyor ve beklenen aşılar bir türlü gelmiyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün aşı firmalarına yaptığı “Telif hakkını serbest bırakın, herkes üretsin. Herkes aşıya daha hızlı ulaşsın” çağrısı ise “Açgözlü ilaç devleri” tarafından geri çevrildi.
Araştırmaları için halkın vergilerinden kaynak aktarılan bu firmalar, şimdi de halkların sağlığı üzerinden kazanç peşinde.
AB, ABD, Çin gibi büyük ekonomilerin ilaç şirketlerinin beklenen karlarını karşılamaları karşılığında teliflerin en azından bir yıllığına paylaşılması ve üretimin tüm imkanlarla yapılarak herkesin aşıya erişiminin sağlanması ise gündeme bile gelmedi.
1950’lerin ortasında modern çocuk felci aşısını geliştirenlerden Dr. Jonas Salk olmasını beklemiyoruz kimseden. Ama biraz insaf bekliyoruz.
Salk bu aşıyı bulduğu zaman patentini almamış ve aşıyı insanlığa hediye ederken “Güneyin patentini alabilir misiniz? Ölümü ortadan kaldırmak kişisel kazançtan çok daha önemlidir” demiş milyarlarca doları elinin tersi ile itmişti.
Onun sayesinde bugün çocuk felci diye bir hastalık neredeyse kalmadı.
Şimdi “Bu adam cennetliktir” diyecek olsam din bilgim yetersiz diye suçlanacak, “Müslüman değildi cennete gidemez” eleştirileri alacağım.
O yüzden demeyeyim en iyisi.
BİR AŞIDAN KÖTÜ HABER
Bu arada bazı aşılardan da kötü haberler gelmeye başladı.
İngiliz Astra Zeneca-Oxford aşısı Avrupa’da pek çok ülke tarafından askıya alınmaya başladı.
Aşının yan etki olarak kan pıhtılaşmasına sebebiyet verdiği ve bunun da inmeye neden olduğu iddiası ile Avusturya, Lüksemburg, Estonya, Litvanya ve Letonya bu aşının kullanımını durdurmuştu.
Ardından İtalya, Norveç ve son olarak da Danimarka durum aydınlığa kavuşuncaya kadar aynı kararı aldı.
Elbette ki, yapılan aşı sayısı arttıkça bazı istemeyen yan etkilerin ortaya çıktığı vakalar olacaktır ve yer yer incelemeler tekrarlanacaktır.
Her aşıda.
Ama yine de genel olarak bakıldığında aşıların hiç de fena olmadığı aşikar.