Cem Uzan salı günü hangi suçu işledi?
Ben buradayım Yazıcı
BURSASPOR Başkanı İbrahim Yazıcı, HABERTÜRK muhabiri Erhan Telli'yi dövdü. Öyle delikanlıca falan da değil. Korumalarına tutturduktan sonra. Bu yapılana ne deneceğini bilirim de söylemem. Ayıptır. Muhabir arkadaşlarımız işlerini yapıyor, bildiklerini, duyduklarını yazıyorlar. Doğru yazdıklarını biliyor, inanıyorum. De ki, ezkaza yanlış bir şey yazdılar. Bunu çözmenin yolu var. Kendinden eminsen düzeltme yollarsın, yayınlamazsak tekzip yollarsın. Bütün bunları yaparken de dava hakkını saklı tutar, gerekirse davanı açarsın. Muhabir dövmezsin. Hele hele yanındaki çakallara tutturup, eli kolu bağlı adamı hiç dövmezsin. Bu adamlık değildir. Yazıcı Efendi bilsin ki, bu gazetede çıkan her haberden ben sorumluyum. Doğrusuyla da, yanlışıyla da buradaki her haber benim haberim. Ve Yazıcı'ya bir teklifim var. Bu işlerin dövüşerek hallolacağını düşünüyorsan ben buradayım. Eğer kendine güveniyorsan, korumaların arkasına saklanıp aradan yumruk atmaya çalışmayacaksan gel. İstediğin yerde, istediğin zaman. Köşede yazdığı gibi Teke Tek. Not: Şöyle bir düşündüm de, en yakın dostlarımın çoğu Bursalı. Özhan Canaydın, Özcan Çetinsoy, Ertuğrul Arıkonmaz, Yiğit Şardan, Celal Sönmez. Bu güzel insanların kentinde böyle bir adam kulüp başkanı. Yazık!
Kiminin adında kiminin yüreğinde
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ermenistan'la yakınlaşma için bas bas bağırıyor. Unutuyor ki, Ermenistan'la yakınlaşmanın ilk adımını atan partisinin kurucusu, ebedi genel başkanı, Başbuğ'u Alparslan Türkeş. İlişkilerin en gergin olduğu dönemde Levon Ter Petrosyan'la görüşen, o dönemde sınırın açılması için çaba gösteren, ama dönemin iktidarı Türkeş Bey'le aynı yürekliliği gösteremediği için girişimleri sonuçsuz kalan Alparslan Türkeş. Alparslan Türkeş ile Devlet Bahçeli arasındaki fark işte burada ortaya çıkıyor. Türkeş Bey, Türkiye'nin ne büyük bir güç olduğunu, çevresiyle barışık bir Türkiye'nin dünya gücü olacağını, Ermenistan'la çözülecek sorunların Türkiye'ye zafiyet değil güç vereceğini bilen bir devlet adamıydı. Alparslan Türkeş, sıradan bir parti genel başkanı değil, yürekli bir liderdi. Görüşlerini beğenmeyebilirdiniz, hiç katılmayabilirdiniz, karşı olabilirdiniz ama Alparslan Türkeş'in lider özelliğini inkâr edemezdiniz. Bu yüzden Alparslan Türkeş, Ermenistan'la ilişkilerin normalleşmesini istiyordu, bunun için uğraşıyordu. O uğraşlar sonuç verseydi bugün Ermenistan'da çok daha aklıselim bir yönetim olurdu, Türkiye ile Ermenistan başka noktalara gelirdi. Bu adım geç de olsa atıldı. Türkeş'in mirasını hovardaca yiyen Devlet Bahçeli "tepkili". Bunun nedeni basit. "Devlet" Bahçeli'nin adında, Alparslan Türkeş'in ise yüreğindeydi. Not: Devlet Bahçeli'nin de hakkını yememek lazım. Partisini temiz tutma konusunda çok başarılı oldu. Ama bu gerek şart, siyaset için yeter şart olmuyor.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Nefesine güvenenin borazancıbaşı olduğunu unutmadığımız zaman.