Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Tanısız Çocuk Kalmasın: Aranan umut tam 8.5 yıl sonra bulundu! Erdem ve 12 arkadaşı milyonlara öncülük edebilir | Sağlık Haberleri

        "Nadir" kelime anlamıyla; az bulunan, sık rastlanmayan, seyrek demek. Okuduğunuz haberin konusu, nadir hastalıklar arasında yeni tanımlanan nörogelişimsel bir mutasyonu ve onun etkilediği insanları ele alıyor. İlk olarak dünyada 7 bine yakın nadir hastalık olduğuna dikkat çekelim. Uzmanlar bu sayının çok uzak olmayan bir gelecekte 10 bin olacağını belirtiyor.

        Yine uzmanlardan, dünyada 300 milyon kişinin, Türkiye'de ise 5-6 milyon insanın nadir hastalığı olduğunu öğreniyoruz.

        Bu satırları okuyan bazılarınız haklı olarak çok az sayıda kişiyi ilgilendiren bir genin keşfini, önemli bir gelişme veya kayda değer bir haber gibi görmeyebilir. Bu nedenle konuya başka açıdan bakmak gerekir.

        Bilim insanları çok az sayıda kişiyi bile etkilese, bir gendeki bozukluğun düzeltilmesi halinde, bu çalışmaların başka nedenli sorun yaşayan hastalar için de umut olabileceğini söylüyor ve bunun nedenini, genlerin birbirleriyle iletişim halinde olmasına bağlıyor.

        Örnek vermek gerekirse, Türkiye'de sadece 12 kişide görülen bir hastalığa çare aranırken, o genetik bozukluğa neden olan tablo başka genlerde de görüldüğü için, bulunacak çözüm farklı hastalıkların teşhis ve tedavisi anlamına gelebiliyor.

        Daha açık bir ifadeyle bu sorunun çözümünün milyonlarca hastaya umut olabileceği düşünülüyor.

        REKLAM

        Geçtiğimiz ay, detaylarını aşağıda okuyacağınız Herdem Çare Derneği - Acıbadem Üniversitesi buluşması, bu umudun somut gerçekliğe dönüşümünü göstermesi açısından önemliydi. Buluşma "nadir hastalıklar" hakkında önemli bilgiler edinilmesini sağladı.

        Uzmanlar, kurumlar, üniversiteler, dernekler ve nadir hastalıkları olan ailelerin bir araya geldiği toplantı gösterdi ki dünyaya entegre olmak ve çözüme ulaşmak için birlikte hareket etmek şart.

        TBL1XR1 GENİNİN KEŞFİ

        Bugün "10 Şubat Dünya TBL1XR1 Farkındalık Günü". Konuyu kavrayabilmek adına öncelikle söz konusu geni ve bu gen mutasyonunun etkilediği bir çocuk ile ailesini tanıyalım.

        10 yıl önce tanımlanan gen "TBL1XR1" ismini taşıyor.

        Türkiye'de gerek soyadlarını taşıyan üniversite gerekse iş dünyasındaki başarılarıyla tanınan Nusret Altınbaş ile akademide doktor öğretim üyesi ve hukukçu kimliğiyle bilinen Ayşegül Altınbaş çifti, çocukları bu gen mutasyonundan etkilendiği için yıllarca hastalığa teşhis konulması için mücadele etmiş.

        30 yıldan fazla süredir evli olan çiftin 4 çocukları var. 4 kardeşin üçü sağlıklı iken en küçük çocukları olan Erdem'de bir sorun olduğunu anlamaları çok sürmemiş.

        Anne Ayşegül Altınbaş, "Daha önce 3 çocuk büyüttüğümüz için bu konuda tecrübeliydik. Erdem'in bir aylıkken dikey pozisyonda gözlerini açamaması dikkatimizi çekmişti. Gittiğimiz doktor oğlumuzun durumunu kas gevşekliği (Hipotoni) olarak tanımladı. Bu sorunla ilgili olarak hem Türkiye'de hem de Almanya'da farklı doktorlara başvurduk. Çoğundan 'Merak etmeyin çocuğunuz zaman içinde bu sorunu aşacak, her şey normal' yanıtını aldık. Ne yazık ki öyle olmadı. Gidiş gelişler ve çözümsüzlük tam 8,5 yıl sürdü. Tek isteğimiz oğlumuzun hastalığına teşhis konmasıydı. Tersini kabul edemezdik" diyor.

        REKLAM

        "KADER KISMET DEYİP VAZGEÇMEDİK"

        Bu süreçte Altınbaş Ailesi, oğullarının tanı ve tedavisi için İngiltere ve Amerika'da da temaslarda bulunuyor. Çevrelerinden bu durumu kabullenmeleri gerektiğini söyleyen çok kişi çıkıyor. "Kader kısmet deyin!'" diyerek mücadeleden vazgeçmelerini isteyen yakınlarına karşın, ikna olmuyor ve inandıkları yolda devam ediyorlar.

        Yapılan genetik incelemeler sonucunda oğullarındaki gen mutasyonun anne ve babada bulunmadığı, sonradan ve kendiliğinden ortaya çıkan (de novo) bir genetik değişim olduğu anlaşılıyor.

        Anne Ayşegül Altınbaş, "Tüm bu süreci yaşarken, doğal olarak oğlumuzun sorunuyla ilgili herhangi bir suçluluk duymadık ve bunu 'kaderin bir cilvesi' olarak değerlendirdik. Buna karşın mücadeleden vazgeçmeye yaklaştığımız zamanlar olmadı değil. Bu noktada en büyük şansımız, yolumuzun 2018 yılında kesiştiği doktorumuz Prof. Dr. Yasemin Alanay idi.

        Prof. Dr. Yasemin Alanay
        Prof. Dr. Yasemin Alanay

        Onun sayesinde bu sorunun teşhis ve tedavisi için mücadele etmemiz gerektiğine yürekten inandık. Oğlumuz Erdem'in çabası karşısında da şaşkındık. Erdem kendini bırakmıyor, durumunu anlayıp bunu değiştirmek için çaba gösteriyor gibiydi. Dürtüselliğine ve epilepsi nöbetlerine rağmen mücadeleden vazgeçmemesi hepimizi çok etkiledi. Engelleri olmasa eminim gelişimi daha farklı ilerlerdi"diyor.

        REKLAM

        8,5 YIL SONRA GELEN TEŞHİS

        Ayşegül Altınbaş yaşadığı zorluklar karşısında karamsarlığa kapılsa da inandığından vazgeçmeyen bir anne. Onunla tanışan biri, enerjisinden çalışkanlığını, konuştuğunda ise kararlı ve mücadeleci yapısını hemen anlıyor.

        Uzun yıllar boyunca her sabah, güne oğlu Erdem'in kendisine verdiği motivasyonla başladığını söylüyor.

        2018 yılında Erdem'e en ileri genetik test olan "Tüm genom dizileme" ile tanı konulamıyor, 2021 yılında ise genom verisi tekrar analiz edilerek TBL1XR1 geninde "önemi belirsiz" bir harf değişikliği saptanıyor. Anne ve babasında olmayan bu mutasyonun Erdem'in bulgularını açıklama olasılığı doğurduğu belirtilmesine karşın bu bilgi Altınbaş Ailesi'ni tatmin etmiyor. Çünkü tedavinin ancak tanı kesinleşirse gerçekleşeceğine ve bunun için hastalığın bir adının olması gerektiğine inanıyorlar.

        Türkiye'deki doktorları, Erdem'de yeni tanımlanan ve hakkında az bilgi bulunan bu gen mutasyonunun olabileceğinden şüphelenince hemen girişimde bulunuluyor.

        REKLAM

        Harvard Üniversitesi'ne bağlı Massachusetts General Hospital'da, TBL1XR1 geni üzerine çalışan araştırma ekibi, Erdem'in genetik bulgularını araştırma düzeyinde değerlendiriyor.

        2 yıl önce Kan örneği ve cilt biyopsisinden elde edilen hücrelerle yapılan fonksiyonel incelemeler sonucunda, başlangıçta "VUS" olarak değerlendirilen varyantın hastalıkla ilişkisi netleşiyor.

        Böylece tam 8,5 yıl sonra, şüphe gerçeğe dönüşüyor ve Erdem'in hastalığının kesin tanısı konmuş oluyor.

        "GÖZYAŞLARINA BOĞULDUĞUMUZ O AN"

        O günden sonra, geçmiş yılların verdiği ağırlık yerini büyük bir rahatlığa bırakıyor.

        Anne Ayşegül Altınbaş bu duyguyu, "Omuzlarımdaki yükün hafiflediğini hissettim" diye anlatıyor ve devam ediyor; "Artık oğlumuzun hastalığının bir adı olduğu için sorunun çözümüne daha sistematik yaklaşabileceğimize inandık ve çok şey öğrendiğimiz bir dönem yaşadık. Bu tanı sürecinde, doktorumuz Yasemin Alanay aracılığı ile Harvard Üniversitesi'nin düzenlediği TBL1XR1 - Aile Forumuna katıldık. Orada dünyanın dört bir yanından gelen 15 aileyle çok güzel bir buluşma gerçekleştirdik. Daha önce hiç tanışmadığımız ailelerle gerçekleşen bu buluşmada ortak duyguların etkisiyle birbirimize sarılıp gözyaşı döktük. Aynı çaresizliği yaşayanların, verdikleri mücadelede yalnız olmadıklarını hissettikleri bir an yaşıyorduk. 8,5 yıl boyunca bir bilinmezlik içinde verdiğimiz bireysel çabayı, başka ailelerle birleşerek ve güçlenerek sürdürme duygusu eşsizdi."

        ERDEM'İN YAPABİLDİKLERİ VE YAPAMADIKLARI

        Bu noktada insanın aklına "Bu süreçte Erdem neler yaşadı" sorusu geliyor. Ayşegül Altınbaş bu soruyu şöyle yanıtlıyor;

        "Oğlumuzun yapabildiği ve yapamadığı şeyleri anlatırsam durumu anlamanız kolaylaşacaktır. Önce yapamadıklarıyla başlayayım;

        Oğlumuz konuşamıyor, tuvalet eğitimi alamıyor, kalem tutmakta zorlanıyor. Bu durumlar daha çok duyusal bütünleme, dürtüsellik, dikkatini sürdürebilme ve odaklanma ile ilgili.

        Buna karşın yürüyebiliyor ve yüzebiliyor. Üstelik çok sevdiği yüzme sporunda oldukça iyi.

        Sosyal iletişim açısından da güçlü. Çevresiyle ilişki kurabilen, temas etmeyi seven ve akranlarıyla bağ geliştirebilen bir çocuk.

        Güzel haberlerden biri de oğlumuzun normal gelişim gösteren çocukların devam ettiği bir okula 'kaynaştırma öğrencisi' olarak gidiyor olması.

        Ana akım eğitim, yani farklı gelişen çocukların, yaşıtlarıyla birlikte aynı eğitim ortamında bulunması, Erdem'in hem öğrenme hem de sosyal gelişimi açısından çok önemli.

        Çünkü çocuklar en iyi çocuklardan öğreniyor.

        Erdem'in akranlarıyla bir arada olması, iletişim becerilerini ve hayata katılımını güçlendiriyor.

        Bu ortam, birlikte eğitim alan diğer çocukların empati duygularını, farkındalıklarını ve sosyal sorumluluklarını da artırıyor.

        Bu yaklaşımın her iki taraf için de vazgeçilmez olduğuna inanıyorum."

        REKLAM

        HERDEM ÇARE DERNEĞİ'NİN KURULUŞU VE AMACI

        Oğullarının konuşma, yürüme, günlük hayat aktivitelerini yerine getirme, yaşam kalitesini artırma ve belirtilerini hafifletme çabasında olan Altınbaş Ailesi, yıllar süren mücadele boyunca yaşadıkları belirsizliğin sadece Erdem'e ait olmadığını fark ediyor.

        Erdem'in yaşam mücadelesi devam ederken, bu zorlu süreçte edindikleri deneyimlerin başka çocuklar ve aileler için de yol gösterici olabileceği düşüncesi harekete geçmelerini sağlıyor. Bu süreçte yurtdışındaki temaslarında, Harvard Üniversitesi'nde birlikte çalıştıkları bir akademisyenden, hastalıklarda bilimi destekleyebilmek için güçlü hasta ve aile topluluğu oluşturma gerekliliğinin ne kadar önemli olduğunu duyuyorlar. Ne kadar çok klinik veri ve hasta bir araya gelirse, araştırmaların o kadar anlamlı ve etkili ilerleyeceğine inanıyorlar. Bu düşünce, derneğin kuruluşunda çıkış noktası oluyor. Altınbaş Ailesi o günden sonra amaçlarını; TBL1XR1 gen mutasyonu olan çocukların ve ailelerinin bilinmezliklerinde yol gösterici olmak, hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak ve yenilikleri paylaşmak olarak açıklıyor.

        Bu amaçla, geçtiğimiz yıl 28 Şubat Nadir Hastalıklar Günü'nde "Herdem Çare" adını verdikleri bir dernek kuruyorlar.

        Dernek; Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi, Harvard Üniversitesi'ne bağlı Massachusetts General Hospital ve ACURARE (Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi) gibi üniversite ve bilim kurumlarının iş birliğiyle büyürken, nadir hastalıkların çözümüne yönelik yürüttüğü çalışmalarla da dikkat çekiyor.

        REKLAM

        Herdem Çare Derneği, öncelikle TBL1XR1 gen varyantları için araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Hedefin, Türkiye'de TBL1XR1 ilişkili nörogelişimsel durum tanısı alan tüm çocuklara ve ailelerine ulaşmak olduğu belirtiliyor. Bu hastalıktan etkilenen bireylerin konuşma ve iletişim becerilerinin desteklenmesi, nöbetleri anlama ve azaltma ile davranışsal sorunların yönetilmesine yönelik farkındalığın artırılması önemli hedefler arasında gösteriliyor.

        İlerleyen süreçte, 1–3 Ekim 2026 tarihleri arasında, dünyadaki TBL1XR1 ailelerinin ve araştırmacılarının bir araya getirilmesi hedefleniyor.

        Ocak 2026 itibarı ile Türkiye'de bu genetik mutasyonun olduğu 12 birey olduğu belirleniyor. Bu tanıyı alan bireylere ilişkin klinik ve genetik verilerle ilgili çalışmaların, üniversiteler ve yetkili sağlık kurumları tarafından yürütülen bilimsel araştırmalar kapsamında ele alınmasına yönelik iş birlikleri destekleniyor.

        Veri tabanı ve dosya incelemelerini detaylandırma çalışmaları, ilgili üniversiteler, hastaneler ve bilim kurumları tarafından, etik kurallar ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yürütülüyor. (Hasta geçmişi, teşhis sırasında biyomarker ölçümleri, tedaviye yanıt, mevcut hastalık durumu, ileriye yönelik veri toplama, doğal seyir çalışması)

        REKLAM

        Hedefler arasında hastaların hangi tedaviye en iyi yanıt vereceğini anlamaya yardımcı olacak hastalık modellerine yönelik araştırmaların desteklenmesi, gen ve tedavi yaklaşımlarına ilişkin bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi ve bu alandaki yeniliklerin paylaşılması bulunuyor. Derneğin konuyla ilgili en önemli hedeflerinden birinin de, Türkiye'de gen tedavilerine giden yolda; kamu, akademi, araştırma merkezleri ve sivil toplumu bir araya getiren, yurt dışındaki bilimsel çalışmalarla etkileşim halinde ilerleyen, örnek bir iş birliği modeli oluşturmak olduğu belirtiliyor.

        "BİREYSEL YOLCULUKLA BİR YERE VARILMAZ"

        Bu noktada farkındalığın önemine dikkat çeken Ayşegül Altınbaş; "Çocuğumun başına gelmeden önce bu veya benzer alanda bir farkındalık yaşamamış, sorumluluk almamıştım. Erdem'in hastalığı bu eksiğimizi ortaya çıkardı. TBL1XR1 gen yolculuğunun diğer genlere, hastalıklara nasıl faydası olabileceği konusu çok önemliydi. 8,5 yıl sonra bireysel yolculukla bir yere varmamızın mümkün olmadığını anladık. Bunun çözümünün, tıpta da ifade edildiği gibi, farklı disiplinlerin birlikte çalıştığı multidisipliner bir yaklaşımla mümkün olabileceğini gördük. Bireysellikten uzaklaşıp bütüne hizmet etmekle hem çocuğumuza hem de başka çocuklara faydamız dokunacaktı. Bu noktada kimse 'Ben ne yapabilirim?' dememeli. Nadir hastalıklar, düşündüğümüzden çok daha fazla kişiyi kapsıyor. Çevremizdeki 4 kişiden birinin, nadir bir hastalıkla doğrudan veya dolaylı temas halinde olması da bunu gösteriyor.

        Burada önemli olan ailelerin, devletin, üniversitelerin, bilim insanlarının ve özel sektörün birlikte hareket etmesi. Oğlumuzun hastalık sürecinde desteklerini esirgemeyen hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza minnettarım. Bilim insanlıklarının ve hekimliklerinin dışında, aile ve dost olarak yaklaşımları da çok değerli" diyor.

        REKLAM

        KAMU KURUMLARINDAN BÜYÜK DESTEK

        Hedeflerine ulaşma konusunda kamu kurumlarından aldıkları desteği çok önemli bulduklarını söyleyen Ayşegül Altınbaş şöyle devam ediyor: "Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, ilettiğimiz konularla yakından ilgilendi. Kendisi konuya yalnızca bugünü değil, geleceği de gözeten vizyoner bir bakış açısıyla yaklaşarak, sürecin şekillenmesine ve ilerlemesine doğrudan katkı sağladı. Bizi Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile bir proje geliştirmek üzere bir araya getirmesi çok kıymetliydi. O günden bu yana bu projenin hayata geçmesi için canla başla çalışıyoruz. Bu yolculukta hiçbir şeyin tek başına yeterli olmayacağına inanıyoruz. Bu herkesin el ele vermesi gereken bir yolculuk.

        REKLAM

        GERÇEKLEŞEN ÇÖZÜM MİLYONLARCA KİŞİYİ ETKİLEYEBİLİR

        Altınbaş Ailesi'nin bu yolculuğuna tanıklık eden ve bugünlere gelinmesinde önemli katkısı bulunan doktorları Prof. Dr. Yasemin Alanay, çocuk genetik hastalıkları uzmanı. Erdem'in uzun ve zorlu mücadelesinde ailenin yanında olarak hastasına teşhis konulduğu güne kadar mücadeleyi bırakmamış biri. Kendisine yönelttiğim, "Bize genlerin nasıl görev yaptığı konusunu en basit şekilde nasıl anlatırsınız?" sorumu şöyle yanıtlıyor; "Genler, farklı genlerle iletişim içinde çalışır. Biz dışarıdan bunu; 'konuşmada gecikme', 'epilepsi nöbeti', 'otizm', 'öğrenme güçlüğü' gibi farklı sorunlar olarak görürüz.

        Erdem'in doktoru Prof. Dr. Yasemin Alanay

        ACURARE-Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü

        Söz konusu genler yan yana dizilmiş harflerden oluşur ve her genin birden fazla işi vardır. Yan yana dizilmiş harflerde meydana gelen değişiklikler genin işini bozar. Eğer biz yaptığımız çalışmalarla soruna yol açan gendeki harfin bozukluğunu düzeltirsek, farklı nedenle konuşması geciken veya yine farklı nedenle epilepsisi olan çocuklara faydalı olabiliriz. Bu durum genlerin birbirleriyle iletişim halinde olmaları kaynaklıdır.

        Kısacası TBL1XR1'e çare ararken onun genetik bozukluğu nedeniyle ortaya çıkan tablo başka genlerde de görüldüğü için bu çalışmalarımız farklı genetik sorunların çaresinin bulunmasını da sağlayabilir" diyor ve devam ediyor; "Habere konu olan gen binlerce harf barındırıyor olabilir. Bazı harf değişiklikleri epilepsi ve ağır otizm yaparken, bazı harfler sadece hafızayı, dikkati ve öğrenmeyi etkileyebilir. Bu durumda, bu genle ilgili gerçekleşecek bir çözümün farklı hastalıklar için de çözüm olabileceği düşüncesindeyiz. Bu tür hastalıklar bu şekilde değerlendirilmeli ve etki alanının birkaç kişiden milyonlarca kişiye ulaşabileceği gerçeği unutulmamalıdır."

        REKLAM

        TANISIZ HASTA KALMASIN

        Peki konunun duygusal yükü, umutsuzluk ve mutluluk boyutu?

        Prof. Dr. Yasemin Alanay tüm bu hisleri şöyle anlatıyor; "Erdem gibi yıllarca teşhis konulamamış çocukların mutlu sona ulaşmasına duygusal yönden ve mücadelenin yoruculuğu açısından bakmak kişiyi farklı bir boyuta götürüyor. Biz genetik uzmanları buna 'Diagnostic Odyssey' diyor ve dünyanın her yerinde gösterilen bu çabayı, yıllar süren fırtınalı bir deniz yolculuğuna benzetiyoruz. Fırtına bittiği zaman hissedilen duygunun tarifi olmuyor. Ben nadir hastalıklarla uğraşan bir hekim olarak Erdem'in annesi Ayşegül Altınbaş'ın hislerine çok sayıda ailede tanık oldum. Bilinmezlik fırtınasının sonunda aileler artık çocuklarındaki sorunun ne olduğunu ve adını öğrenmiş oluyorlar. Şimdilik tedavisi olmasa bile, ilerleyen süreçte olabileceği ve belki de milyonları etkileyeceği için 'Tanısız hasta kalmasın' sloganını, konunun tüm tarafları için çok önemli buluyoruz. Bu nedenle işimizi yaparken ilk ve en büyük dileğimiz, hastaların ve ailelerin içinde bulundukları bilinmezlikten bir an önce çıkmalarıdır."

        2. BÖLÜM: Genetik alanında son 10 yılda meydana gelen gelişmelerin ne tür sonuçları oldu? Gen tedavisinden anlamamız gerekenler nelerdir? Beyin organoidi modellemesi ne demek? Gerçekleşmesi halinde tedavi protokolünde ne tür değişiklikler bekleniyor? Nadir hastalıklar alanında çalışan doktorların "Keşke Türkiye'de de olsa" dediği ideal aileler hangi özelliklere sahip olmalı?

        ÖNERİLEN VİDEO

        Park halindeki otomobille radar taklidine 173 bin lira ceza

        Eskişehir'de çevre yolunda park ettikleri araca çakar takıp, kendilerine radar yapan trafik ekibi görüntüsü verdiği tespit edilen 2 kişiye 173 bin 392 lira idari para cezası uygulandı. (DHA)

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa