İmamoğlu'nun diploma davası görüldü
İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılan ve tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptali aleyhine açtığı dava bugün görüldü
Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davanın duruşması yapıldı.
İstanbul 5. İdare Mahkemesince Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında tutuklu bulunan davacı Ekrem İmamoğlu ve avukatları ile davalı İstanbul Üniversitesinin avukatları hazır bulundu.
Duruşmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İmamoğlu'nun eşi Dilek ile oğlu Selim İmamoğlu, CHP genel başkan yardımcıları, bazı milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri ve partililer izleyici olarak yer aldı.
Duruşmanın görüleceği salonun çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınırken, salonun olduğu bölgeye girişlerde kimlik kontrolü yapıldı.
DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK
Duruşma öncesinde salon şartlarının yetersiz olduğu gerekçesiyle jandarma personeli ve katılımcılar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.
Mahkeme başkanı duruşmada, bugün İmamoğlu ile avukatları ve İstanbul Üniversitesinin avukatlarının beyanlarının alınacağını, davaya ilişkin kararın ise 15 gün içerisinde dosya üzerinden açıklanacağını belirtti.
Duruşmada beyanda bulunan İmamoğlu, bugünkü davanın hayati önemde olduğunu ve buradaki itirazın sadece kendisiyle ilgili olmadığını anlatacaklarını söyledi.
Bugün mahkemeye diploma savunması için gelmediğini ifade eden İmamoğlu, "Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim." dedi.
İmamoğlu, İstanbul Üniversitesinin 2024 yılı ekim ayında yapmış olduğu bir çalışma olduğunu kaydederek, "Üniversitenin, 'Yatay Geçiş Bilgi Notu' başlıklı raporu çok önemli. Kendi hazırladığı bilgi notunda diyor ki, '35 yıl önce aradığınız şartlar bugün yoktu.'. Yani, 'Bu kuralları alıp 18 yaşındaki gencin başına balyoz gibi indiremezsiniz.' diyor. Dahası bu uygulamanın istisnai değil, yerleşik bir uygulama olduğu da açıkça yazıyor. Şimdi üniversite kendi bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işlemi inkar ediyor. Kendi hazırladığı not geçerli değilse hangi belge geçerli olacak?" diye konuştu.
"ORTADA ÖNGÖRÜLEBİLİR, PLANLI, KİŞİYE ÖZEL BİR DURUM YOKTUR"
Kendisinin bu sürecin en masum gençlerinden birisi olduğunu savunan İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Üniversite tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak bu süreci başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialar, sanki bu ilan hiç yokmuş gibidir. Oysa bu ilan bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır. Bu başvurunun sahibinin kim olacağı önceden belli değildir. Kimlerin bu haktan yararlanacağı da bilinemez. Yani ortada öngörülebilir, planlı, kişiye özel bir durum yoktur. İlan herkese açıktır. Kim başvurur, kim kazanır, kim değerlendirilir, bunların hiçbiri önceden tahmin edilemez. Asker de başvurabilir, sivil de. Herkes için eşit bir süreçtir."
İmamoğlu, üniversiteye başvuru dilekçesinden bazı sözleri okuyarak, "İçeriği son derece açık. Anlatım net, talep nettir. Bu dilekçede gizli hiçbir ifade yoktur. Yanıltıcı tek bir beyan yoktur. Aksine, hangi üniversitede eğitim alındığı, hangi bölümün okunduğu, hangi sınıfın tamamlandığı açıkça yazılmıştır. Talebin ne olduğu hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmiştir. Bu bir lütuf talebi değildir. Devletten bir ayrıcalık istemek değildir. Bu, yayımlanmış bir ilanla doğmuş, mevzuatın tanıdığı bir hakkın kullanılmasına ilişkin başvurudur." ifadelerini kullandı.
Dilekçenin yanı sıra geldiği üniversiteye ait belgeler ile kimlik belgelerinin, transkriptin hatta üniversitenin tanıtım broşürünün de başvuru dosyasına eklendiğini belirten İmamoğlu, beyanını şu şekilde sürdürdü:
"Özetle söylüyorum, her şey dosyadadır. Bugün geriye dönüp 'Bilgi eksikti, üniversite yanıltıldı.' demek, hem dosyanın içeriğiyle hem de üniversitenin en üst düzeyde yaptığı idari işlemlerle bağdaşmamaktadır. Bu, hukuki bir değerlendirme değil, kötü niyetle yapılmış bir tutumdur. Bu, asılsız ithamlarla yürütülen bir kurban yaratma çabasıdır. Bu, bir tuzak kurma girişimidir. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim, kim olursa olsun, hangi koşulda bulunursa bulunsun, hukuksuzluğa uğrayan herkes gibi ben de hayatım boyunca hukuk önünde hak arama mücadelesini sonuna kadar vereceğim. Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması hukukun değil, hukuki güvenliğin tartışma konusu haline getirildiğini göstermektedir. Bu diploma, İstanbul Üniversitesinin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmi bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur. Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir, yorum değildir. Bu takvimle sabit bir olgudur. Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?"
Ekrem İmamoğlu'nun ardından avukatları da beyanda bulundu.
İstanbul Üniversitesinin avukatı ise savunmasında, davacı tarafının denklik konusunda üniversitenin yetkisi bulunmadığı, bu yetkinin yalnızca Yükseköğretim Kurumu'na ait olduğuna ilişkin iddiasının bulunduğunu ancak bu yaklaşımın hukuken eksik olduğunu anlattı.
Daha sonra savunmaya karşı İmamoğlu ve avukatlarına tekrar söz verildi. Duruşma, İstanbul Üniversitesinin vekilinin de tekrar savunmasını yapması ve böylece beyanlar ile savunmaların tamamlanmasının ardından sona erdi.
Mahkeme, söz konusu davaya ilişkin kararını 15 gün içinde açıklayacak.
BAŞSAVCILIK TARAFINDAN RESEN SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı duruşma öncesi yaşanan olaylara ilişkin resen soruşturma başladığını duyurdu. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, "Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde, jandarma personeline yönelik olarak 15.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen mukavemet ve hakaret teşkil eden eylemlere ilişkin, Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır" ifadeleri kullanıldı.
BAKAN YERLİKAYA: ETTİĞİNİZ HAKARETLERİN BEDELİNİ HUKUK ÖNÜNDE ÖDEYECEKSİNİZ
Duruşma öncesinde yaşanan olaylara ilişkin sanal medya hesabından açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Hadsizce jandarmamıza hakaret eden CHP milletvekili ve yanındaki şahıs. Siz; vatanımız için canından geçen, gece gündüz demeden fedakarca görev yapan jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz? Arkasında milletimizin duası olan o vatan evlatlarını yalnız mı sanıyorsunuz? O asil üniformayı taşıyan jandarmamızın şerefine hangi cüretle dil uzatırsınız? Hangi cüretle İsrail askerleriyle kıyaslarsınız? Ettiğiniz hakaretlerin bedelini elbette hem milletimizin vicdanı hem de hukuk önünde ödeyeceksiniz. Ne kadar saklasanız da içinizdeki kötülük dışarı vuruyor. Çünkü insanın dili kalbinde olanın tercümanıdır" dedi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu'nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik' suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında İmamoğlu, 12 Eylül'de ilk kez hakim karşısına çıkmıştı.