Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Günlerden bir gün fakir Fransız hizmetçi, geceliği 3 bin dolarlık süitinde duştan çıkmakta olan zengin IMF patronunun cinsel saldırısına maruz kalır. Fransa’nın gelecekteki en büyük başkan adaylarından olan bu zat-ı muhteremin hem Fransa’ya hem de hizmetçiye ilişkin fantezileri paketlenip yaka paça indirildiği ve gözaltına alındığı JFK Havalimanı’ndaki Paris uçağında son bulur.

        Aynı zamanda milliyetçi duygularını Nicolas Sarkozy ve First Lady Carla ile törpülemeye, ülkeyi yeniden dış sermayeye açmaya başlayan Fransa’nın artık Kahn’a karışmış olan Sosyalist Başkan fantezisi de onunla birlikte tarih olur. Yakası paçası kaymış IMF Başkanı’nın resimleri dünyaya servis edilir ki ibreti alem olsun. Kimse öyle ulu orta kimseye uçkur çözmesin.

        "GELİŞMEKTE OLAN" BAŞKAN

        Hikaye kısaca böyle. “Sarkozyan ABD’nin komplosu” teorilerini, “IMF Başkanı olmuşsun ama ahlaklı olamamışsın” tarzı ahlak nutuklarını bu işin uzmanlarına bırakıyoruz. Ve bu erotik filmin bizi ilgilendiren sahnelerine bakıyoruz.

        Kahn’ın istifa etmesinden önce zaten konuşulmaya başlanan ve istifasıyla iyiden iyiye gündemin baş köşesine yerleşen yeni IMF başkanı senaryolarında iki Türk’ün ismi sıkça geçti.

        Biri bir niyet bildirimi olarak Mehmet Şimşek’ti. Diğeri ise uluslararası bahis sitelerinde bile tek geçilecek kadar ciddi olan Kemal Derviş.

        Derviş’in isminin bu kadar sıkça telafuz edilmesinin arkasında yatan en önemli gerekçelerden biri IMF’nin başına artık yeni parasal ve ekonomik düzene uygun olarak gelişmekte olan ülkelerden bir başkan atanması beklentisi vardı.

        Derviş’le birlikte Hindistan’dan, Meksika’dan ve Güney Afrika’dan, Çin’den, Brezilya’dan hatta Kazakistan’dan adayların isimleri de vardı olasılıklar listesinde.

        BEYHUDE TAHMİNLER VE KANDIRMACA

        Fakat bu beyhude tahminlerin çok fazla uzamasına gerek kalmadı. Neden beyhude? Evet son yaşanan küresel kriz IMF için gelişmekte olan ülkelerin hayati rolünü hiç de hafife alınmayacak ölçüde artırdı. Evet misyonu bir ara bitme noktasına gelen IMF kapı kapı dolaşıp gelişmekte olan ülkelerden bulduğu destekle yeniden kafasını kaldırdı.

        Evet 2010 yılında gelişmekte olan ülkelerin kotasıyla birlikte IMF’deki oy ağırlıklarının da sandalye sayısıyla beraber artırılmasına, batı ülkelerinin ise ağırlığının azaltılmasına karar verildi (Bu arada 2010’da alınan bu kararın 2012’deki toplantıda fiiliyata geçeceğini Türkiye’nin 2 koltuk değil hâlâ IMF’de tek koltuğa sahip olduğunu da hatırlatalım). Fakat başkanlık deyince orada bir duralım.

        Şu anda IMF’den fiilen kredi kullanan ve IMF programını uygulayan ülkeleri çok dikkatli düşünelim. Kimler var? Portekiz, Yunanistan ve İrlanda. Her ne kadar AB ekonomisi içerisinde ağırlığı çok yüksek ülkeler olmasalar da bu üç ülkenin batmaları halinde AB denilen organizasyonu sarsabilecek, Avrupa Para Birliği’nin çocuğu Euro’yu allak bullak edecek kadar derin bağları var. Üstelik İtalya, İspanya gibi ülkeler her geçen gün reyting kuruluşlarından not uyarısı alıyor. Onları bırakın ABD’nin reytingçilerden yediği son tokat ve uçurumun kenarındaki bütçesi de IMF’nin tetikte olduğu cephelerden birini oluşturuyor.

        O KOLTUĞU BİZE YEDİRİRLER Mİ?

        Bu yüzden henüz AB’ye üye olmasını isteyip istemediklerine bile karar veremedikleri Türkiye’ye veya en yüksek oy oranına sahip 10 ülke arasında yer alsa bile Çin’e uluslar arası paranın iktidar koltuğunu vermek, bir anlamda AB’nin kader oyununda çok kritik bir rol oynayacak olan bir kurum üzerinden siyasi intihardan başka bir şey değil. O yüzdendir ki gelişmekte olan ülkeler azınlık iktidarı için kulis yapar yapmaz, kriz boyunca birbirinin kuyusunu kazan Almanlar ve Fransızlar hemen Fransız adayda birleşme sinyali verdi.

        Çin bile Lagarde'ın adaylığına destek verirken geride Lagarde'a formaliteden bir rakip olarak Meksikalı başkan adayı kaldı.

        O da kalmasaydı zaten süreç "IMF'ye başkan seçiyoruz" değil, AB olarak "IMF'ye başkan atıyoruz" olurdu.

        ABA ALTINDAN SOPA

        Düşünsenize gelişmekte olan ülkeden bir IMF Başkanı’nın Yunanistan’ın yardıma rağmen batmasına çeyrek kala Avrupa’yı eleştirdiğini. Maazallah yaratacağı etki Kahn’ın skandalını bile aşar.

        İşte bu nedenledir ki “IMF Başkanı bir Türk” her ne kadar kulağa hoş geliyorsa da olsa olsa bir kandırmacadır. Daha ötesi değil.

        Daha ötesinin olamayacağı mesajını da bahis sitelerinin 1 numarası görünen Derviş’e aba altından, bekar olduğu dönemde “evli kadınla ilişkisi olduğu” sopasını göstererek açıkça izah ettiler zaten. Bu mesele de seks kasetleri dünyasına yenileri katılmadan kapanmış oldu. Artık önümüzdeki IMF Başkanlığı seçimlerine bakacağız.

        berkaya@haberturk.com

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar