Düşene neden güleriz? Başkalarının başına gelen talihsizliklerden zevk mi alıyoruz?
Düşmek gerçekten acı verici bir durumdur. Gerek kendimiz gerekse başka birisi düştüğünde normalde duyulan acı için üzülmek gerekir. Ancak bazen bu durum böyle olmuyor. Birisi düştüğünde birden kendimizi tutamayız ve kahkahalara boğuluruz. Oysaki bu olumsuzluk karşısında üzülmemiz gerekli değil mi? Peki, neden düşene güleriz?
- 1
Normal şartlarda insanların başına olumsuz bir olay geldiğinde endişelenmemiz, üzülmemiz hatta panik olmamız gerekir. Fakat gelgelelim ki bazen bu durum hiç de öyle olmuyor. Çoğumuzun başına mutlaka gelmiştir; biri düştüğünde ya da herhangi bir kötü durum meydana geldiğinde ya kendimiz ya da ortamda bulunan birisi gülmekten kendini alamaz. Bundan her ne kadar utanç duysak da kahkaha atmak artık kaçınılmaz olmuştur.
- 2
Bazen hiç olmadık şeylere katıla katıla güleriz. Bu kimi zaman bir düşme, kimi zaman kovalanma, bazen birilerin kavgası ya da dayak yemesi veya üzerine bir şey dökülmesi veya çarpma olabilir. Psikologlar, kontrol edemediğimiz bu kahkahaların en önemli ve temel insan davranışlarından biri olduğunu söylüyor.
- 3
Karşımızdaki kişi düşmüş ve acı çekiyor olsa bile gülme krizine girdiğimiz anlar hemen hemen herkesin başına gelmiştir. Gülmenin bulaşıcı bir yanı da vardır ve ortamda kahkahalarla gülen birisi varsa buna eşlik eden kişilerde artar. Londra'daki UCL Üniversitesi'nde nörolog Sophie Scott'un gülme konusunda araştırmaları bulunuyor. Fakat bu çalışma meslektaşları tarafından her zaman olumlu karşılanıp destek bulmamış.
-
- 4
Başkalarının yaşadığı talihsiz olaylardan zevk duyuyoruz
İnsanlar başkalarının başına gelen talihsiz olaylardan zevk alır. Duyulan bu zevk, en hızlı bir şekilde gülme olarak tepki verilmesine neden olur. Tabii düşene gülmenin nedeni sadece bundan kaynaklanamaz elbette. Başkasının yaşadığı bir talihsizlikten zevk almamızın sosyolojik nedenleri var.
Uzmanlara göre, gülmek toplumsal düzenin ve normların hem düzenleyicisi hem de denetleyicisi olarak görülmektedir. Ancak aynı zamanda düzene ve normlara başkaldırmanın da işareti olabiliyor. Toplumsal düzen ise çoğu zaman güçlü olanların tarafındadır ve yine güçlü olanlar tarafından korunur. Ancak, birinin başına talihsiz bir olay geldiğinde gülen kişi, toplumsal hiyerarşide güçsüz de olsa gülme anında üstün konuma gelir. Başka bir ifadeyle insan, hiyerarşik olarak kendisinden üstün olan birisine gülerek sınırları yerle bir etmiş olur. İşte bu sebeple, insanlar birinin başına talihsiz bir olay geldiğinde, bundan zevk alırlar! Böyle bir durumda ortaya çıkan bir "kahkaha patlaması" ise, bir zafer hissinin uzantısından başka bir şey değildir.
- 5
Gülmek, insanı 'normal' olmaya iter
Gülünç duruma düşme korkusu, insanların talihsiz olaylarla karşılaşmamak için daha dikkatli davranmalarına neden olur.
Eski zamanlardaki halka açık idamlar, seyirlik bir gösteri şeklinde gerçekleşirdi. İnsanlar, bir panayıra gidiyormuş gibi, idamı izlemeye giderler ve idamdan zevk alırlardı. Buradaki hazzın ise ilginç bir kaynağı vardı. Mahkûma karşı geliştirilen "biz kurallara uyduk ve hayattayız sense uymadın ve ölüyorsun, gülünçsün" duygusu! Uzmanlara göre, bu örnekte olduğu gibi insanlar gülünç duruma düşmemek için dikkatli davranırlar. Toplumsal kurallara daha fazla dikkat ederler.
- 6
Fizyolojik nedenleri de var
Bazı uzmanlara göre, talihsiz olaylar yaşayan insanlara gülünmesinin nedeni şaşkınlık duygusu. Çünkü gülmek eyleminin ortaya çıkmasına neden olana talihsiz olaylar, çoğu zaman aninden meydana geliyor. İnsanlar, ani gelişen olaylar karşısında ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bu sebeple, gerçeği algılama bozuklukları yaşanabiliyor. Böylece şaşkınlık ve algı bozukluğu nedeniyle beyin normalin tam tersi bir tepki veriyor. Sonuçta, düşen birine gülmek gibi zıtlıklarla dolu bir eylem ortaya çıkıyor.
-
- 7
Kendi başımıza gelen talihsiz olaylara da gülüyoruz
Bunun nedeni ise, savunma mekanizması! Uzmanlara göre gülmek, yaşadığımız talihsiz olaylarla mücadele etmenin bir parçası haline geliyor. Öte yandan bazı olumsuz durumlarda kendimize gülmek, durumun çok da kötü olmadığını ifade etmenin başka bir yolu. Böylece hem kendimize hem de çevremizdeki insanlara korkacak bir şey olmadığının mesajını veriyoruz.
Ayrıca gülmek ve ağlamak vücudun sinir sistemi ile alakalı süreçler. Bu sebeple, bu iki eylem iç içe geçmiş bir halde bulunuyor. Bunun sonucunda ise insanlar zaman zaman ağlamaları gereken durumlara gülerek tepki verebiliyor. Yani gülmek, sinir sistemimizdeki süreçlerin dışarıya yansıyan bir uzantısı.
- 8
Sophie Scott mesleğe ilk başladığında genel olarak insan sesini incelemiş ve kimliğimize dair ne kadar geniş bilgi içerdiğini görmüş. Scott ses yoluyla cinsiyet, yaş, sosyoekonomik statü, coğrafi köken, ruh hali, sağlık gibi konularda ipuçlarına ulaşılabileceğini söylüyor.
Deneylerinden birinde, profesyonel taklitçi Duncan Wisbey’i başka insanların konuşmalarını taklit ederken beyin taramasını çekmiş. Wisbey taklit ettiği kişinin konuşmasını denerken o kişinin kimliğine bürünmeye çalıştığı için Scott da tarama görüntülerinde beyin aktivitesinin bedensel hareket ve görselleştirme ile ilgili alanları harekete geçirdiğini görmüş. Taklitçilerle ilgili araştırmaları, aksan ve artikülasyon gibi konuların ses kimliğinin önemli bir parçası olduğunu göstermiş.
- 9
Fakat Scott gülüşün en zengin ses özelliklerinden birini yansıttığını Namibya’daki çalışmaları sırasında tespit etmiş. İnsana özgü 6 evrensel duygunun - korku, öfke, şaşkınlık, tiksinti, üzüntü ve mutluluk – yüz ifadesinden anlaşılacağını daha önceki araştırmalar ortaya koymuştu. Scott ise sesin içerdiği daha ayrıntılı bilgilerin anlaşılıp anlaşılmayacağını merak ediyordu. Bunun için Namibyalılardan ve İngilizlerden oluşan bir gruba birbirinin seslerini içeren kayıtları dinlemelerini ve o seslerde yansıyan altı evrensel duygunun yanı sıra rahatlama, zafer ve ferahlık duygularını tespit etmelerini istedi.
-
- 10
İki grubun da en kolay tespit ettiği duygu gülme olmuş, diğer pozitif duygulardan farkını hemen ortaya koymuştu.
Araştırmayı derinleştirdikçe gülmenin ne kadar karmaşık bir davranış olduğunu görüyordu. Birçok gülme halinin aslında mizahla ilgisi yoktu. "İnsanlar çoğu zaman başkalarının şakalarına güldüklerini sanır, ama konuşma sırasında en çok gülen aslında konuşan kişidir" diyor.
Scott artık gülmeyi insanları bir araya getiren ve bağ kurduran bir "sosyal duygu" olarak görüyor. "İnsanlarla birlikte güldüğünüzde onlarla aynı fikirde olduğunuzu, ya da aynı gruba dahil olduğunuzu göstermiş oluyorsunuz. Gülme bir ilişkinin gücünü gösteren bir endekstir aslında."
- 11
Bulaşıcı kahkahalar
Birlikte gülmek çiftlerin ilişkisini sürdürmelerinin temel yollarından biri olabilir. Scott, birlikte gülen çiftlerin gergin bir olayın ardından bu gerginliği dağıtmasının daha kolay olduğunu gösteren araştırmalara işaret ediyor. Bu insanların ilişkileri de daha uzun süreli oluyor. Komik videolara birlikte gülen insanların özel bilgilerini daha rahat paylaştıklarını ve aralarında ortak görüşlerin daha kolay oluştuğunu gösteren araştırmalar da var.
- 12
Scott’un izlettiği bir videoda, arkadaşları bir Alman erkeğin farkında olmadan donmuş bir havuza atlayışını gördükten sonra kahkahalarla gülüşünü duyuyorsunuz. Bu gülme bile arkadaşları daha fazla birleştirmiş olabilir. "Arkadaşlarının bu kadar çabuk gülmeye başlaması ilginç. Sanırım onun kendisini daha iyi hissetmesini sağlamak için gülüyorlar" diyor Scott.
Oxford Üniversitesi’nden Robin Dunbar da gülmenin acı eşiğini yükselttiğini gördü. Bunun muhtemelen endorfin hormonunun salgılanması sayesinde olduğunu ve bu hormonun sosyal bağları da güçlendirdiği biliniyor.
-
- 13
Scott şimdilerde de konuşma esnasında aralara serpiştirilen gülmeler ile istem dışı kontrolsüz gülmeler arasındaki farkları tespit etmeye çalışıyor.
Kontrollü ya da fazla içten olmayan gülmelerde ses genellikle burundan gelirken, istemsiz gülmelerde gülme sesinin burundan gelmediğini fark etti. Beyin taramalarında beynin her iki gülme tarzına ne şekilde tepki verdiğini görmeye çalıştı.
- 14
Scott, istemsiz gülmelerle yapay gülme arasındaki farkı söylemenin her zaman kolay olmadığını, bu farkı tespit edecek becerilerin 30’lu yaşlara kadar doruğa ulaşmayabileceğini söylüyor.
- 15
Bazı insanların sahte gülüşü bize hoş gelmese de Scott bunun o kişi hakkında olmaktan daha çok bizim hakkımızda, onların sosyal sinyallerine bizim ne şekilde tepki verdiğimize dair ipuçları içerdiğine inanıyor. Karşıdaki insandan hoşlanmıyorsak gülüşüne katılmıyor ve onu sahte ya da sinir bozucu buluyor olabiliriz.
-
- 16
Stand-up şovlarında da dinleyicinin komedyene gülerek verdiği tepkileri merak eden Scott, aslında bunun dinleyici ile sahnedeki kişi arasında kurulan bir ilişki ve etkileşimi gösterdiğini düşünüyor. "Seyirci gülmeye başladıktan sonra bu gülmenin nasıl azalarak son bulduğunu, seyircilerin etrafındaki insanlara göre mi tepki verdiğini, onları hesaba katıp katmadıklarını anlamak istiyorum."
- 17
Komedyenler belki de gülmenin bulaşıcı özelliğinden dolayı geniş alanlarda, çok sayıda dinleyici kitlesine konuşmayı daha kolay bulur.
Kahkahanın koptuğu ve söndüğü noktayı tespit etmek yaptığı araştırmasında dinleyicilere sensörler takan Scott, bu yöntemin fazla başarılı olmadığını, seyirciye böylesi bir ilgi yöneltildiğinde donduğunu ifade ediyor.
- 18
Scott gülmenin kendimizi ifade etme ve insanların dinlemesini sağlamada güçlü bir araç olduğuna inanıyor. "Kahkaha önemsiz, geçici ve manasız görünebilir. Ama hiçbir zaman nötr ve anlamsız değildir, hep bir şey ifade ediyordur."
Kaynak: BBC, Independent
-