Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Bilgi Yaşam Ayna başka, kamera başka: Fotoğraflarda neden kendimizi tanımıyoruz?

        Kamera karşısında donup kalan yüz ifadeleri, aynadaki tanıdık görüntüyle neden örtüşmüyor? Aslında sorun ne kamerada ne de bizde. Beynimizin gerçeği nasıl işlediğini öğrendiğinizde bu çelişki anlam kazanıyor.

        AYNADA KENDİMİZİ BEĞENİRKEN, FOTOĞRAFLARDA NEDEN AYNI HİSSİ YAŞAMIYORUZ?

        Aynaya baktığımızda “Bugün fena değilim” derken, aynı gün çekilen bir fotoğrafı görünce yüzümüz neden düşüyor? Bu durum neredeyse evrensel bir deneyim. Sosyal medyada sıkça dile getirilen bu çelişki, yalnızca estetikle değil; psikoloji, nörobilim ve algı yönetimiyle doğrudan ilişkili. İşte aynayla fotoğraf arasındaki o gizli uçurumun perde arkası…

        REKLAM

        AYNADAKİ YÜZÜMÜZ: ALIŞKANLIĞIN KONFORU

        Aynada gördüğümüz yüz, aslında gerçek yüzümüzün yansımasıdır. Yani sağımız sol, solumuz sağ görünür. Biz bu yansıma ile yıllar boyunca defalarca karşılaşırız. Diş fırçalarken, hazırlanırken, kendimizle konuşurken…

        Beyin, alışık olduğu görüntüyü daha güvenli ve daha çekici algılar. Buna psikolojide mere exposure effect (maruz kalma etkisi) denir. Ne kadar sık görürsek, o kadar “bizden” hissederiz.

        Kısacası:

        Aynadaki yüz, beynimizin “evim” dediği yüzdür.

        FOTOĞRAFLAR GERÇEĞİ Mİ GÖSTERİYOR, YOKSA YABANCILIĞI MI?

        Fotoğraflarda ise işler değişir. Çünkü fotoğraflar:

        Ters çevrilmiş değildir

        Tek bir anı dondurur

        Perspektif bozulmaları içerir

        Işık, açı ve lens farkıyla oynar

        Ve en önemlisi:

        Biz fotoğraflardaki yüzümüze alışık değiliz.

        Beynimiz, simetriye son derece duyarlıdır. Yüzlerimiz ise doğal olarak asimetriktir. Aynada bu asimetriyi ters haliyle görürken, fotoğrafta “gerçek” halini görmek bize yabancı gelir.

        REKLAM

        Bu yabancılık, beyin tarafından çoğu zaman “beğenmeme” olarak yorumlanır.

        KAMERA ASLA MASUM DEĞİL: LENS GERÇEĞİ BÜKER

        Telefon kameraları özellikle ön kameralar:

        - Burnu olduğundan büyük

        - Yüzü daha yuvarlak

        - Gözleri daha yakın veya uzak gösterebilir

        Bu bir algı meselesi değil, optik bir gerçek. Geniş açı lensler yüzü merkeze doğru çekerken kenarları bozar.

        Yani fotoğraftaki görüntü:

        Ne aynadaki sen, ne de başkalarının gördüğü sensin.

        KONTROL DUYGUSU: AYNADA YÖNETEN BİZİZ

        Aynaya bakarken:

        Açımızı seçeriz

        Mimiklerimizi ayarlarız

        Beğendiğimiz halimizde kalırız

        Fotoğrafta ise kontrol çoğu zaman bizde değildir. Beklenmedik bir anda çekilen kare, bizi en savunmasız anımızda yakalayabilir.

        REKLAM

        Kontrol kaybı, beyin için tehdit algısı yaratır.

        SOSYAL MEDYA ETKİSİ: FİLTRELİ GERÇEKLİK SENDROMU

        Günümüzde fotoğraflarla olan ilişkimizi en çok bozan şeylerden biri de filtre kültürü.

        Pürüzsüz ciltler

        Kusursuz simetri

        Gerçek dışı yüz oranları

        Bu görüntülere sürekli maruz kalan beyin, kendi fotoğrafını gördüğünde “eksik” hissedebilir. Oysa eksik olan sen değil, beklentidir.

        BAŞKALARI BİZİ NASIL GÖRÜYOR?

        İlginç bir gerçek:

        Başkaları bizi fotoğraflardaki kadar eleştirel görmez.

        Çünkü onlar:

        Yüzümüze alışkındır

        Mimiklerimizle bütün halinde algılar

        Bizi tek bir kareye sıkıştırmaz

        Yani senin “kötü çıktım” dediğin fotoğraf, başkası için sadece sendir.

        REKLAM

        BEĞENMEMEK NORMAL, GERÇEK DIŞI DEĞİL

        Aynada kendimizi beğenip fotoğraflarda aynı hissi yaşamamamız:

        Bir özgüven problemi değil

        Bir estetik kusur değil

        Bir “gerçekten çirkinim” kanıtı hiç değil

        Bu durum, beynin tanıdık olana duyduğu sevgiden ibaret.

        Belki de sorun fotoğraflarda değil; kendimizi tek bir kareyle yargılamaya çalışmamızda.

        Görsel Kaynak: shutterstock

        ÖNERİLEN VİDEO

        Evden 'bebek ağlama sesi' geldi, herkes seferber oldu

        ERZURUM'un Palandöken ilçesinde, evde kilitli bırakılan 1,5 yaşındaki Gökçe bebek, ağlamasını duyan vatandaşların ihbarı ile seferber olan ekiplerin çalışması sonucu kurtarıldı. Sağlık kontrolü için hastaneye götürülen bebeğin annesine ulaşılamazken Oltu ilçesindeki baba ifadesi alınmak üzere polis merkezine çağrıldı.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa