İran'daki protestolar hakkında neler biliniyor?
28 Aralık günü İran'da ekonomik sebeplerle başlayan gösteriler, ülke geneline yayıldı; yetkililerin açıklamaları ve ABD'nin olası askeri müdahale tehdidi süreci daha da tırmandırdı. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, dün ülkedeki durumun kontrol altına alındığı açıkladı, ancak İran'da neler yaşandığı halen belirsizliğini koruyor. İnsan hakları örgütleri, 15 günde 600'ü aşkın kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi
İran, son yılların en büyük hükümet karşıtı protesto dalgalarından biriyle karşı karşıya. 28 Aralık'ta enflasyonun hızla yükselmesi ve yerel para biriminin döviz karşısında sert değer kaybetmesiyle birlikte Tahran Kapalı Çarşı’da esnafın başlattığı protestolar, kısa sürede ülke geneline yayıldı.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 646'ya yükseldi. 10 bini aşkın kişi ise gözaltına alındı. Ancak İranlı yetkililer, bugüne kadar can kayıpları ve gözaltılara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
BBC'ye konuşan İranlı bir gazeteci, ülkedeki durumu şu sözlerle özetledi:
"Şu anda dışarı çıkmak, ölümü göze almak demek."
2022 yılında 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltında hayatını kaybetmesinin ardından patlak veren protestolarda yaklaşık 500 kişi yaşamını yitirmiş, 20 binden fazla kişi gözaltına alınmıştı. Bu kez ise yalnızca birkaç hafta içinde can kaybının bu sayının üzerine çıktığı bildiriliyor. Bu da ülkede yaşanan protesto dalgasının büyüklüğünü gözler önüne seriyor.
ABD'DEN ASKERİ MÜDAHALE SİNYALİ
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran hükümetinin ölümcül güç kullanmasına karşı askeri müdahale ihtimalini gündeme getirmesinin ardından İranlı yetkililer pazartesi günü çatışmaya hazır olduklarını, ancak diplomasiye de açık olduklarını duyurdu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, başkent Tahran'da yaptığı açıklamada, "Savaş arayışında değiliz ama savaşa hazırız" dedi. Arakçi aynı gün açıklamasında ülkedeki durumun kontrol altına alındığını söyledi. Dün, ülkedeki rejim destekçileri Tahran'da gösteri düzenledi.
İran'da hükümetin çağrısıyla çok sayıda kişi, dün ülke genelinde devam eden protestolara karşı gösteri düzenledi.
Ancak perşembe gününden bu yana İran'da uygulanan internet kesintisi ve uluslararası iletişime getirilen kısıtlamalar ülkede ne olup bittiğini değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Bu sabah saatlerinde internet kesintileri sonrasında ilk kez cep telefonlarından yurt dışına arama yapılabildiği ifade edildi. Associated Press, Tahran'daki birkaç kişinin Associated Press'i arayabildiğini ancak Dubai'deki AP bürosunun bu numaraları geri arayamadığını belirtti.
İran hükümeti ekonomik zorlukları kabul ederken, protestoları bastırma yoluna gitti ve huzursuzluğun dış güçler tarafından kışkırtıldığını öne sürdü.
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, geçen hafta yaptığı açıklamada hükümetin "geri adım atmayacağını" söyledi ve protestocuları, ABD'nin ölümcül güç kullanılması halinde göstericilere destek vereceğini açıklayan Başkan Trump'ı "memnun etmeye çalışan vandallar" olarak nitelendirdi.
Trump ise pazar günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bunu çok ciddiye alıyoruz, ordu da inceliyor ve çok güçlü seçenekler üzerinde duruyoruz" dedi.
İRANLILAR NEYİ PROTESTO EDİYOR?
Her şey 28 Aralık'ta Tahran Kapalı Çarşı'da esnafın, ani döviz çöküşü nedeniyle dükkanlarını kapatıp greve gitmesiyle başladı. Esnaf, çarşıdaki diğer esnaflara da çağrıda bulundu.
Hükümetin ilk tepkisi uzlaşmacıydı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, diyaloğa açık olduklarını ve "meşru talepleri" kabul ettiklerini söyledi. Enflasyonun yüzde 50'ye yaklaştığı ülkede, kısa süre sonra herkese aylık yaklaşık 7 dolar tutarında bir yardım ödemesi yapıldı.
Ancak fiyatlar düşmedi, aksine yükselmeye devam etti. İki hafta içinde protestolar, yoksul kasabalardan büyük şehirlere kadar ülke geneline yayıldı; talepler ekonomik reformlardan siyasi değişime evrildi.
İran ekonomisi, büyük ölçüde nükleer programı nedeniyle ABD ve Avrupa tarafından uygulanan yaptırımlar sonucu yıllardır ciddi baskı altında. Geçtiğimiz haziran ayında İsrail ile yaşanan ve ABD'nin de İran’ın nükleer tesislerini bombalayarak dahil olduğu 12 günlük savaş, ülkenin mali kaynaklarını daha da tüketti.
PROTESTOLARDA KAÇ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ?
ABD merkezli İranlı bir hak izleme kuruluşu olan İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı ise pazar günü yaptığı açıklamada, ülkenin 31 eyaletinin tamamında, 185’ten fazla kentte yaklaşık 585 noktada protesto düzenlendiğini, şu ana kadar 10 binden fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 646'ya yükseldi.
The New York Times tarafından doğrulanan videolarda, cuma ve cumartesi günleri iki İran kentinde silahlı kişilerin boş sokaklarda ateş açtığı görülüyor. Bu görüntülerin, halkı ve olası protestocuları sindirmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.
İran Emniyet Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Ahmed Rıza Radan, ölümler ve yaralanmalardan ABD ve İsrail'i sorumlu tuttu. Radan, eylemlerin güvenlik güçleri tarafından değil, "eğitilmiş ve yönlendirilmiş unsurlar" tarafından gerçekleştirildiğini savundu.
Pazar günü İran sosyal medyasında yayımlanan videolarda, Tahran'ın dışında yer alan Kahrizak kentindeki Adli Tıp Merkezi önünde yere ya da sedyelere dizilmiş onlarca siyah ceset torbası görüldü.
İRAN HÜKÜMETİ NASIL TEPKİ VERDİ?
Hükümet, başlangıçta protestocuların taleplerini dinlemeye açık olduğu sinyalini verdi. Protestoların birinci haftasında vatandaşların büyük bölümüne aylık yaklaşık 7 dolara denk gelen bir ödeme yapılacağını duyurdu.
Ancak İranlı yetkililer kısa sürede sert bir tutum benimsedi. Bu durum, önceki protesto dalgalarında olduğu gibi, kitlesel gözaltılar ve şiddetle gösterilerin bastırılmasını hatırlattı.
Daha önce "her türlü şiddet ve zorlayıcı davranışa" karşı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, pazar günü yaptığı açıklamada ekonomik sorunlara ilişkin öfkeyi gidermek için çalıştığını söyledi, ancak "yağmacıların ülkeyi istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceklerini" vurguladı.
İran Başsavcısı Muhammed Movahedi Azad ise cumartesi günü devlet medyasına yaptığı açıklamada, eylemciler hakkında yürütülecek hukuki süreçlerin "hoşgörü, merhamet ya da taviz olmadan" yürütülmesi gerektiğini söyledi. Azad, protestolara katılanların idamla cezalandırılabilen "Tanrı’ya düşmanlık" suçlamasıyla yargılanabileceği uyarısında bulundu.
İran hükümeti, protestolarda hayatını kaybeden güvenlik güçleri için dün üç günlük ulusal yas ilan etti ve pazartesi günü "Ulusal Direniş Yürüyüşü" düzenlenmesi çağrısı yaptı. Rejim destekçileri Tahran'da bir araya geldi.
Devlet medyası, İran'ın birçok kentinde hükümet yanlısı gösteriler ile öldürülen güvenlik görevlileri için düzenlenen cenaze törenlerinin görüntülerini yayınladı.
ULUSLARARASI TEPKİLER
ABD ve İsrail'den gelebilecek olası yeni bir askeri müdahale ihtimali, İran üzerindeki baskıyı artırıyor. Trump, İran'ın müzakere etmek istediğini söylese de bu görüşmelerin kapsamı belirsizliğini koruyor. Nükleer müzakereler ise durmuş durumda.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu protestoları "yakından izlediklerini" belirterek göstericilere destek verdi. İranlı yetkililer ise olası bir müdahaleye sert karşılık vereceklerini ve ABD ile İsrail hedeflerinin vurulabileceğini açıkladı.
PEHLEVİ TARTIŞMASI
Yaşananlar, İran'ın devrik şahının ABD'de sürgünde yaşayan oğlu Rıza Pehlevi'yi de yeniden gündeme getirdi. Trump'a müdahale çağrısı yapan en gür İranlı seslerden biri, 1979 İslam Devrimi'nde devrilen şahın sürgündeki oğlu, eski veliaht Rıza Pehlevi oldu. Ancak Pehlevi'nin çağrısı ve İsrail'le yakın ilişkileri tartışmalı.
Ancak Pehlevi'ye İran içinde verilen desteğin ne kadar derin olduğunu bilinmiyor, uzmanlar desteğin sanıldığı kadar güçlü olmadığını savunuyor.
Önümüzdeki günler, protestoların bastırılıp bastırılmayacağını ya da sürecin daha geniş bir bölgesel krize dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.