ASO'da madencilik sektörü ele alındı
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Türkiye'nin maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirterek, "Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladı." dedi.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Türkiye'nin maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirterek, "Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladı." dedi.
Ankara Sanayi Odasının (ASO) ev sahipliğinde düzenlenen "ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması", Oda Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi.
Baran, burada yaptığı konuşmada, madenciliğin insanlık tarihi açısından en eski sektörlerden birisi olduğunu hatırlatarak, yer altı kaynaklarının değerlendirilmesinin, uygarlığın gelişmesine yol açtığını ve kalkınmanın temelini oluşturduğunu anlattı. Sanayiden enerjiye, savunmadan inşaata kadar pek çok sektörün temel girdisini sağlayan madenciliğin, ekonomi ve milli güvenlik açısından da stratejik bir sektör olduğuna dikkati çeken Baran, Türkiye'nin jeopolitik yapısı itibarıyla yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke olduğunu vurguladı.
Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 maden türünün, 70'inin Türkiye'de bulunduğunu, 60'ının da aktif olarak üretim ve ticaretinin yapıldığını aktaran Baran, "Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladı." diye konuştu.
- "Ekonomiye kazandırılmayı bekleyen 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahibiz"
Baran, söz konusu sektörün ekonomik büyüklüğünün 2024'te 400 milyar lirayı aştığını, bugün ise 500 milyar lira seviyesine ulaştığına değinerek, sektörün yaklaşık 150 bin kişiye de doğrudan istihdam sağladığını söyledi. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunun altını çizen Baran, şu ifadeleri kullandı:
"Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz. Ham madde ihracatçısı bir ülkeden, ileri işleme teknolojileriyle nihai ürün üreten ve ihraç eden bir yapıya geçmek, madencilikte gerçek sıçramayı sağlayacak en önemli yoldur. Bor madeninde, dünya rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip bir ülkeyiz. Altında, nadir toprak elementlerinde, kromdan barite, feldspattan tronaya kadar pek çok stratejik alanda güçlü bir portföye sahibiz."
Eskişehir'de tespit edilen 694 milyon tonluk nadir toprak elementleri sahasının, Türkiye'nin bu alanda sahip olduğu potansiyeli ortaya koyduğunu dile getiren Baran, nadir toprak elementlerinin, savunma sanayisinden yenilenebilir enerji teknolojilerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Baran, Türkiye'nin sahip olduğu kaynaklar, bilgi birikimi, girişimci ruhu ve insan kaynağıyla, küresel ölçekte söz sahibi olabilecek potansiyelinin bulunduğuna dikkati çekerek, bu potansiyeli harekete geçirmenin ancak, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun güçlü işbirliğiyle mümkün olacağını kaydetti.
- "Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahibiz"
ASO Başkanı Seyit Ardıç ise madenciliğin yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti olmadığını belirterek, enerji dönüşümü, savunma sanayisi, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki ivmenin ham maddeye stratejik önem kazandırdığını söyledi.
Teknolojinin sadece yazılımla, kodla üretilmediğini aktaran Ardıç, yazılımların çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işleme ihtiyacının bulunduğunu anlattı.
Yeşil dönüşüm için daha fazla madenciliğe, işlemeye ve daha güçlü sanayi altyapısına ihtiyaç olduğuna işaret eden Ardıç, "Bir elektrikli araba yapmak için benzinli arabadan 4 kat daha fazla bakır gerekiyor. Bir rüzgar türbini dikmek için tonlarca çelik lazım. Asıl önemli olan, bu kaynakları çevreyle uyumlu, verimli ve yüksek katma değer üreten bir anlayışla değerlendirebilmektir." şeklinde konuştu.
Ardıç, Avrupa pazarının kritik ham maddelerde bağımlılığını azaltmaya çalıştığını, 2030 için yerli üretim, geri dönüşüm ve işleme kapasitesine yönelik hedefler koyduğunu belirterek, Türkiye'nin coğrafi konumu ve kaynak çeşitliliğiyle bu yeniden yapılanmanın tam eşiğinde durduğunu ifade etti. "Ham madde sat, bitmiş ürünü al" yaklaşımıyla, bu yarışın kazanılmayacağını, asıl değerin madenin ara ürün ve nihai ürüne dönüşmesiyle, yani sanayi entegrasyonuyla oluşacağını bildiren Ardıç, şu değerlendirmede bulundu:
"Madenden çıkan ürünlerin işlenmesi ve daha yüksek katma değere dönüşmesi, katkı ve sürdürülebilirlik bağlamında da önemli bir ekonomik kaldıraç etkisi yaratacaktır. Ülkemizin bu noktada çok güçlü bir örneği var, bu da bor. Eti Maden verilerine göre, dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahibiz. Bu rakam, camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek."
- "Ankara madenin katma değere dönüşmesinde merkez olma potansiyeline sahip"
Ardıç, bu noktada sektörün günlük gerçekliğinin de konuşulması gerektiğine değinerek, izin süreçleri, mevzuatın öngörülebilirliği, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) uygulamalarının standardı, orman izinleri, denetim rejimi, yatırım ortamı ve finansmana erişim konularının da göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu vurguladı.
Sahada sektörün nabzını tuttuklarını, sektörden gelen geri bildirimleri sistematik biçimde derleyerek, ilgili kurumlarımıza ilettiklerini aktaran Ardıç, şunları kaydetti:
"Ankara, güçlü imalat altyapısıyla, makine-teçhizat, savunma, elektronik ve ileri malzeme ekosistemiyle, madenin yüksek katma değere dönüşmesinde doğal bir merkez olma potansiyeline sahip. Burada hedefimiz, zenginleştirme, rafinasyon, kimyasal dönüşüm ve ileri malzemeye giden zinciri, yatırım teşvikleri ve kümelenme yaklaşımıyla büyütmektir. Çevre standartları artık sonradan uyum başlığı değil, finansmana erişimin, ihracat pazarlarının ve kurumsal itibarın şartıdır. ÇED süreçlerinin bilimsel, şeffaf, tutarlı ve zaman yönetimi güçlü bir çerçevede yürümesi hem yatırımcıyı hem toplumu korur. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği konusunda, toleransımız yok. Sıfır kaza hedefi, maliyet kalemi değil güvenliğin ve sürdürülebilirliğin temelidir."
Anadolu Ajansı, DHA ve İHA tarafından geçilen tüm Ankara haberleri, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Ankara Haberleri alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Ankara
Nöbetçi Eczaneler