Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Güneydoğu’da son günlerde neredeyse her gün ortalama 1 askerimizin ölümüne neden olan mayınlar nedeniyle onurlu her Türk evladı gibi içimiz kanıyor. Fakat bunun tek sorumlusunun dünyanın en kanlı terör örgütü olan PKK olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

        Bu rezil olayın iç ve dış sorumlularını herkesin bilme hakkı var elbette. Önce içerdeki sorumlularını bilmekte yarar var. PKK bu mayınları gece yarısı döşemiyor mutlaka. Onları uydu ve diğer izleme araçlarıyla izleyecek elektronik gözlerin bu özel bölgelere ve sınırlarımıza döşenmesi için bütçeye özel ödeneklerin konulması şart. Yolların mutlaka asfaltlanması gerekli. Zira asfalt olan yola mayın yerleştirildiği kolayca anlaşılabiliyor. Bunun için yerel yöneticilerle işbirliği halinde karayollarının sadece bu amaçla bile olsa asfalt döşeme faaliyetlerini hızlandırmaları gerekli. Bu da siyasi irade ve bütçe işi.

        Bir de ordunun sevk ve idaresini izleyerek bunu teröristlere ihbar eden hain işbirlikçileri de unutmayalım.

        Genelkurmay başkanının halkın bu konudaki duyarlılığına işaret etmesi ve halkın mitinglerle terör olgusunun ülkeye nelere yol açtığını tüm dünyaya kanıtlamasını isterken bazı AKP milletvekilleri genelkurmay başkanını bu isteği nedeniyle suçladıklarını gördük. Evet tüm dünya, terör nedeniyle ölen güvenlik görevlilerimizin ölümüne bizim seyirci kalmadığımızı görmeli ve bu durumun uluslararası sorumlularını lanetlemesini istiyoruz.

        Bu mitinglerde halkın terör örgütlerini kimin finanse ettiği kimlerin arka çıktığını öğrenmesi gerek. Dilerseniz bunları sizlerle paylaşalım.

        Dünya mayınları izleme kurulunun (LM) raporuna göre, dünyada 131 ülkede insanları öldürmeyi bekleyen 260 milyon mayın var. Mart 1999 tarihinde, dünyada her 20 dakikada bir kişiyi öldüren ya da sakat bırakan sözkonusu mayınların yasaklanmasına yönelik Ottawa Sözleşmesi (Mayın Yasaklama Anlaşması) yürürlüğe girdi.Bu sözleşme kara mayınlarının kullanımını, depolanmasını, üretimini ve transferini yasaklamakta ve dünya ülkelerini ellerinde bulunan kara mayını stoklarını imha etmeye çağırmaktadır. Dünyanın belli başlı kara mayın üreticileri olan ABD, Rusya, Çin, Hindistan, İsrail, Nepal bu sözleşmeye destek vermiyor. ABD, ancak 2006 yılından sonra sözleşmeye imza atabileceği belirtmesine rağmen halen kıvırıyor.Söz konusu mayınların temizlenmesinin, bu mayınların yerleştirilmesinden çok daha pahalıya mal olduğu vurgulanmakta. 1 Temmuz 2006 itibariyle imzalayan devlet sayısı 151'e ulaştı. Antipersonel mayın ticaretinde küresel anlamda de facto yasak var. 13 ülkede mayın kullanan devlet haricinde terörist gruplar söz konusu. LM, anlaşmaya taraf olmayan devletlerin stoklarında 160 milyondan fazla mayın tuttuğunu tahmin ediyor. Bu mayınların büyük bir kısmı beş devletin elinde bulunmaktadır: bunlar Çin (yaklaşık 110 milyon), Rusya (26,5 milyon), ABD (10,4 milyon), Pakistan (yaklaşık 6 milyon) ve Hindistan (yaklaşık 4-5 milyon).

        Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İsviçre, ABD, Rusya ve İsrail’in bütün tepkilere rağmen mayın ticaretini sürdürdüğünü sokaktaki halk acaba biliyor mu? ABD'nin mayın pazarındaki cirosu yıllık 800 milyon ila 1 milyar dolar arasında değiştiği tahmin ediliyor. Güneydoğu'da askerlerimizin kullandığı zırhlı araçları üreten İtalyan firması aynı zamanda PKK'nın kullandığı mayınları da üretmekte. Yani onlar hem bize hem de teröristlere mal satmaktan çekinmiyor.

        Amerika bir yandan mayın üretiyor bir yandan da mayın dedektörleri. Geliştirilen yeni mayın tarama aygıtları diğer metal detektörlerine göre çok daha hızlı bir tarama yapıyor. Döşenen mayınlar o kadar çok ki, yeni geliştirilmiş cihazlarla bile Bosna-Hersek ve Hırvatistan'ın mayınlardan arındırılmasının 690 yıl alacağını söylersem kulaklarınıza inanmayacaksınız. Bosna–Hersek topraklarında 7 milyon mayının gömülü olduğu ve buna neden olan Sırbistan’ın ise kılının bile kıpırdamadığı raporlara yansımış. Dünya’da MAYIN TARLASI olarak adlandırılan bazı ülkeler var. Bunların en önde geleni Kamboçya. Tahminlere göre ülkede 6 milyon ekili mayın var. Bu, adam başı bir mayın demek. Ülke nüfusunun önemli bir kısmı, mayın yüzünden kolunu bacağını kaybetmiş insanlardan oluşuyor. Her ay yaklaşık 300 Kamboçyalı, mayınlardan ya sakat kalıyor ya da ölüyor. Diğer kurban ülke ise Çeçenistan. Rusya İç Güçler Yönetimi Başkanı Sergey Aranin, 2001 yılında “Biz Çeçenistan'a sadece 500 bini aşkın mayın yerleştirdik.” itirafında bulundu. Dünya literatüründe, 'saklanmış katiller' olarak adlandırılan mayınlardan etkilenen ülkelerden biri de Afganistan. Mayın tarlasına dönen Afganistan'da halen 10 milyon civarında kara mayınının patlamaya hazır olarak beklediği tahmin ediliyor. Her 3,5 dakikada bir mayın patlaması yaşanan ülkedeki bunalım, mayın üretiminde başı çeken ABD’nin umurunda değil. ABD’nin bu konudaki duyarsızlığı yeni bir şey değil. Bir dönem Vietnam’ın her köşesine mayın döşediği halen hafızalarımızda. Mayınların en masum kurbanları ise çocuklar. Sadece geçen yıl mayına çarparak sakat kalan çocuk sayısı 2 bin 300.

        Türkiye'de ise yaklaşık çok sayıda mayının toprak altında bulunduğu ifade ediliyor. Devletin yerleştirdiği mayınlar da var kuşkusuz. Bunların büyük kısmı güneydoğu sınırlarımızda. Gelişen teknoloji bu eski yöntemlerin yerine daha caydırıcı yöntemlerin kullanılmasını öngörüyor. Fakat mayın temizliği, risk eğitimi ve mayın mağdurlarına yardım konusunda yeterli çabanın gösterilmediğini söyleyen onlarca yetkili var. Türkiye'nin 2006'da stoklarında 2 milyon 979 bin 165 adet mayın var ve bunların imhasının tamamlanması için son tarih 1 Mart 2008. Mayın Yasaklama Anlaşmasına imza koyan Türkiye 2014'ten önce temizlemesi gereken bu mayınlardan ancak 20-25 binini temizlemiş durumda. Burada çabaların artarak sürdürülmesi şart.

        Gözden kaçan ilginç bir durumu hatırlatmakta yarar var. PKK, 18 Temmuz 2006'da Birleşmiş Milletlerin devlet dışı aktörler için hazırladığı Genava Call anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmanın Türkçe meali antipersonel mayınların toptan yasaklanması sağlamak. Fakat sıra Türk ordusuna karşı mayın kullanma alçaklığına gelince iş değişiyor. Zaten son zamanlarda içimizi burkan bu mayınlar antipersonel olarak isimlendirilen türde olanlar değil. Bunlar uzaktan kumanda ile patlatılan ve son teknoloji ürünü olan silahlar. İşte bu silahları üreten ülkeleri ve onları destekleyen finans kuruşlarını bilmek sizin hakkınız.

        Dünya üzerindeki bankaların hareketlerini izleyen Netwerk Vlaanderen adlı bir kuruluş var. Aralarında son zamanlarda Türkiye’de banka satın alan bir grubun da içersinde bulunduğu 5 bankanın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından üretimi yasaklanan misket bombası, nükleer bomba, seyreltilmiş uranyum silahları ve mayın gibi mühimmat üreten silah şirketleriyle ortak olduğunu belgeledi. Hazırlanan 52 sayfalık raporda, Belçika'nın önde gelen finans kuruluşlarından biri olan bu bankanın, dünyanın en büyük mayın üreticisi Singapore Technologies Engineering(STE)'de çok sayıda hissesinin bulunduğu ortaya çıkarıldı. Singapurlu STE firmasının ürettiği VS-50 ve VS-69 tipi bu mayınlar, Güneydoğu'da PKK tarafından sıklıkla kullanılıyor. Mayınla mücadele için daha önce bağış yapan 20 bağışçının yarısının mayın eylemine daha az fon sağlama kararı da dikkat çekici. Avustralya, Kanada, Belçika, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, İsveç ve İngiltere’nin isimlerini burada söylemekte yarar var.

        Habertürk’ü dişi ile tırnağı ile kurduğunu bildiğim ve çalışmalarını uzaktan da olsa gözlediğim Ufuk Güldemir’i 12 Haziran Salı günü sonsuzluğa yolcu ediyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyor kederli ailesine ve Habertürk camiasına baş sağlığı diliyorum.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar