Bu aşağılık ortama yetişemiyorum
BENİM için Türkiye ölmüştür. ABD’de idama giden mahkûmların arkasından “Dead man walking” diye bağırırlar. Benim bu ülke için sloganım da “DEAD TURKEY WALKING”dir.
Daha önce “Ölüyü anmak için bir rozet yaptıracağım ve onu hep takacağım” demiştim ya... Sözümü tuttum, bugün sayfaya koyduğum selfie fotoğraflardan da göreceksiniz, TÜRKİYE R.I.P (29 EKİM 1923-24 ŞUBAT 2014) yazılı rozetim hep üzerimde. Bunu tabii ki halka bir mesaj filan vermek için takmıyorum. Bence bu halk, mesajı kafasına odunla vursan bile anlamaz. Böyle bir rozetten mesajı algılayıp anlayacaklarını sanmak, bunların seçimde AK Parti’ye oy vermeyeceğini sanmakla eşdeğerdir benim için. Rozeti sadece kendime, ne tür berbat bir yerde yaşadığımı sürekli hatırlatmak için takıyorum.
Bir gün geçmiyor ki ortaya yeni bir rezalet, yeni bir pislik dökülmesin. Etraf kanalizasyona döndü vallahi billahi. Türkiye’nin öldüğü günkü gibi hepsine ayrı bir rozet yaptırıp takacak olsam, mümkün değil tiksindirici olayların hızına yetişemem. Ama 24 Şubat 2014 ölüm günü gibi bazı özel günler var ki, bunların bir şekilde hatırlanması ve rozetinin takılarak unutulmaması gerekiyor.
Mesela Başbakan’ın medya patronuyla yaptığı ve onu ağlattığı konuşma günü için bir “BURJUVAZİNİN ÖLÜM GÜNÜ” rozeti rahatlıkla yaptırılabilir. Gerçi o günden önce de Türkiye’de burjuvazi diye bir kavram var mıydı veya bu sınıf hiç olabildi mi bunları da tartışmak gerekiyor.
Gerçek bir burjuva sınıfı olabilseydi, Türkiye adam gibi bir ülke olurdu. Burjuvazisinin düzgün olamadığı ülkede ise ne devlet adamları, ne doğru dürüst siyasetçi, ne de düzgün gazeteci olabiliyor. Kapitalist demokraside sağlam burjuva sınıfı, o ülkenin çıpasıdır, o olmadığı takdirde ülke dalgalı denize doğru açılır ve bizim gibi batma tehlikesi de yaşar.
Aslında en güzel rozet tasarımımı 31 Mart günü için tasarlıyorum. Ülkenin öldüğünü şu anda takmakta olduğum rozetle ilan etmeme rağmen, eğer 31 Mart’ta bunca olaydan, bunca yaşanandan sonra AK Parti oylarında bir düşüş olmazsa yeni bir rozet bastırarak ülkenin başına ölümden de beter bir şey geldiğini ilan etmeliyim. Bunu yapacağım ama o rozetin sloganını henüz bulamadım. Türkiye R.I.P sloganını şimdiki rozette taşıdığıma göre “HER ŞEYİN SONU” olabilir veya “DİBE VURMAKLA KALMADIK YERİN DİBİNE DE GİRDİK” yazdırabilirim ya da sadece “UTANIYORUM” kelimesi yeterli olur. Şimdilik aklımda olan sloganlar bunlar, daha vakit var nasılsa, güzel bir laf bulurum.
Bu sonuncusu gibi bir rozete neden ihtiyaç duyulabileceğini anlamayanlar, kendilerini benden çok daha halkçı görseler de bu halkı hiç anlayamıyorlar. Sağduyu, mantıklı düşünme, rasyonel hareket gibi kavramlar bu halkın hiç ilgilenmediği, duysa bile hiç umursamadığı kavramlar. Bu kişiler hayatlarını aşırı dini yorumların hurafeleri, batıl inançlar ve irrasyonel davranışların kesiştiği noktalarda yürütüyorlar. Emin olun, biraz rasyonalite taşıyan birinin dehşet içinde izlediği şu son olayları bunlar, sıradan, rutin ve karar değiştirmelerini gerektirmeyecek normal teferruatlar olarak görüyorlar. Bunu anlamak için bilim adamı filan olmanıza da gerek yok.
Yapacağınız tek iş, bir pastaneye gidin, gazete okuyormuş gibi yaparak etrafınızdaki sohbetleri dinleyin. Göreceksiniz ki birkaç selamlaşma sözünden sonra konu hemen hayatta duyabileceğiniz en saçma, akıllı bir çocuğun bile poposuyla gülebileceği düzeye çekiliyor. Ve sizin midenizi kaldırabilecek konulara kendilerini nasıl inandırdıklarını göreceksiniz. Bu yüzden bu insanların çoğunluğu oluşturdukları bir ülkede demokrasi katiyen olamaz, bu mümkün değildir. Ve Türkiye’de asıl felaket, çıkan bunca söylentiden, kanıttan sonra Başbakan’ın gücünden yine de bir şey kaybetmediğini gördüğü 31 Mart gününden itibaren çıkacak. Ondan sonra olacaklar için ne tür bir sloganlı rozet bastırırım bilemiyorum. Bunu hayal bile edemiyorum.