Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        EMİNİM AK PartiCemaat tartışmasında yer alanlar anlamlı, önemli bir tartışma yaptıklarını düşünüyorlardır.

        Dediklerinin Türkiye'nin geleceği için öneminin büyük olduğuna inanmalılar. Çünkü taraflar çok ateşli, birçok risk alıyorlar; inanmasalar bu olamazdı diye düşünüyorum.

        İnanç yöntem farklarını da içeren bu tartışmada denilenlerin nüansını onlar kadar inanç merkezli olmadığım için daima anlamasam da, tartışanlar açısından meselenin öneminin büyük olduğunu teslim ediyorum.

        Ancak olan biten hakkında hayli bencil bir itirazım var.

        AK Parti seçim sonuçlarına göre çoğunluk olabilir, Cemaat de kendi söylediğine göre hayli güçlüymüş, bütün bunları kabul ediyorum. Kendi haklarında dedikleri ne kadar doğru olursa olsun ikisinin toplamının, hayli büyük olacağına da şüphe yok.

        Ama bu toplumda AK Partili ve Cemaat'ten olmayan insanlar da yaşıyor.

        Benim gibi Atatürkçü olarak yetişmiş, Kemalist ideolojinin yanlışlarını bildiği halde Atatürk düşüncesinden kopmayan, aile boyu seküler olan, böyle yetişmiş, çocuğunu da böyle yetiştirmeye çalışan, kendisine bu temelde bir hayat tarzı belirlemiş ve hiç kimseye karışmadan kendisi de sadece karışılmadan yaşamak isteyen, toplumda yerleştirilmeye çalışılan dinselleşme sürecinin dışında bilinçli bir şekilde kalmaya çalışan... Modernliğin, global dünyanın gerçeklerine, gereklerine uyumla sağlanacağını düşünen insanlar da var bu ülkede. Hem de kendi güçlerine bakmaktan ötekileri göremeyen güçlülerin sandığı kadar da az değil bu insanların sayısı.

        Şimdi bu gruptan olan ben örneğin AK Parti ve Cemaat arasındaki tartışmada söylenen sözlere bakınca, bu sözlerden kalkarak bir gelecek projeksiyonu yaptığımda açıkça söyleyeyim, kendim ve benim gibi insanlara bu ülkede bir gelecek göremiyorum.

        O yüzden bu tartışma hakkında bugüne kadar tavır almadım, laf söylemedim, çünkü hangi taraf haklı çıkarsa çıksın, hangi tarafın geleceğin Türkiye'sini kurmasına yol açılırsa açılsın bunun benim anladığım kadarıyla ülke açısından hayırlı olabileceğini düşünmüyorum.

        Çünkü bu tartışma, görünen nedeninin dışında aslında Türkiye'nin gelecekte nasıl daha da dinselleşeceğinin, bunun doğru yönteminin tartışmasıdır.

        İnançlı insanların, inancı hayatının merkezi yapmış olan insanların nasıl daha da dinselleşeceğimiz tartışmasından mutlu olmaları gayet normal. Ama herkes onlar kadar inançlı değil, olsalar bile herkes inancını aynı şekilde yaşamıyor.

        Ve inançlısı inançsızı farklı şekilde inancını yaşayanlar, yani bizler Türkiye'nin daha fazla dinselleşmesi gerekip gerekmediğini tartışmadık. Eğer gerekir denilecekse bunun da nasıl olması gerektiği konusunda toplumsal mutabakatımız henüz yok.

        Benim 87 yaşındaki babam ateisttir, ben de deistim. Bizim yakın gelecekte bu toplumda ne olacağımız artık kesin değil, toplumdaki hızlı dinselleşme süreci, bu konudaki sosyal garantiyi ortadan kaldırma eğiliminde.

        Gerçi Başbakan "Bu toplumda her türlü inanç sahibi, hatta ateist bile bizim güvencemiz altında" dedi ve Anayasamız da buna güvence veriyor, ama bunlar resmi süreçlerdir. Bir de toplumun dinamikleri var ortada. O dinamik de bugün acil ve hızlı bir dinselleşme sürecindedir.

        AK Parti ve Cemaat arasındaki tartışma ben ve benim gibi binlerce insana Türkiye'nin geleceği açısından hiç umut vermiyor.

        Belgeler ortada, her şey kayıt altında. Hayatı boyunca inançlı insanların haklarını savunmaya, zor duruma düşürüldüklerinde onların yanında durmaya dikkat etmiş bir insan olarak bugün sadece aynı anlayışı ve aynı tavrı inançlı insanlardan bekliyorum.

        Ama benim gördüğüm; belki de yılların üzerlerindeki ağır yükü nedeniy e o sa gerek bu kesimde bir kızgınlık, bir anlayışsızlık ve evet, bir kindarlık var. Ve bu duygular onları sıkça teslim alıyor. Ortak bir yaşam kurmak için diyalog açmamızı bu duyguları engelliyor.

        Yıllar içinde Türkiye'nin gidişatından çok umutlandığım ve heyecanlandığım anlar da olmuştur ama iktidar hayli tavır değiştirdi ve güç kaymaları olunca da Türkiye'deki şartlar da değişti ve benim artık eski heyecanım, eski duygularım kalmadı. Artık kendim açısından Türkiye'nin geleceğinden korkuyorum. Korkuyorum ve çok da tedirginim.

        Ben yazılarıma sanki kendime çok önem veriyormuşum gibi "Açık mektup" diye başlık atmaktan hoşlanmam ama aslında bu yazı hem Cemaat'ten hem de AK Parti'den arkadaşlara bir açık mektuptur. Hepiniz kendi ruh dünyalarınıza daldınız, hepiniz mutlak haklı olduğunuza inanırken bizleri tamamen unuttunuz. Ama unutmayın ki bugün içinde bulunduğunuz tartışmaları kim kazanırsa kazansın ilerisinin Türkiye'sinin güçlü olması için kendi iktidarına meşru güç sağlayabilmesi için dinselleşme sürecinin dışında kalmaya çalışan nüfusunu da arkasına alması gerekiyor. Bu 21'inci yüzyılın global dünyasında modern Türkiye'nin var olabilmesi için olmazsa olmaz koşuldur.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar