Hâkim ideoloji olarak hapishane kültürü
TELEVİZYON kanalının haber saatinin tanıtım filmini izliyorum. Tanıtım filminde yakın tarihe kayıt düşeceği sanılan bazı fotoğraflar var. Bunlar arasında hapishane fotoğraflarının ağırlığı çok fazla. Yakın tarihimizin olaylarına kayıt düşeceği düşünülen fotoğraflar toplamında hapishane fotoğraflarının ağırlıklı olması, yaşadığımız olaylar nedeniyle hapishane kültürünün toplumun hâkim ideolojisi olmaya başladığını gösteriyor. Haberlerin çoğunluğuda hapishaneler üzerine, dolayısıyla tanıtım filmini çekenlerin yapacağı fazla bir şey yok.
BİZİM KUŞAĞIN HAPİSHANE KÜLTÜRÜ
Hapishaneye düşmüş insanların yazdığı kitaplar, neredeyse milli edebiyatımızın tek unsuru olacak şekilde fazlalaştı. Hapishane kitapları alt kategorilere de ayrılıyor. Silivri kitapları doğal olarak en fazla rağbet toplayanlar. Ben bu gelişmeye ilerisi açısından çok önem veriyorum. Benim kuşağımdan birçok insanın ileride solcu olmalarına, 12 Mart döneminde yazılmış hapishane kitaplarının ve oralarda insanlara yapılan büyük haksızlıkların çok önemli rolü olmuştur. Bugün de özellikle Silivri’de tutuklu bulunanlara büyük haksızlıklar yapılmakta olduğu yolunda toplumda yaygın bir kanı oluşmuştur. Bu havanın da bugünün yetişen gençlerini ilerisi için bizim gibi bileyeceği kesindir. Bizler o dönemin şartları altında solcu olmuştuk, bakalım bugünün gençleri ileride ne olacaklar. Eğer bu iktidar dediği gibi dindar bir nesil yetiştirmeye özel önem veriyorsa, hapishane kitaplarının etkisiyle bilenen bugünün gençliğinin ileride fazla dindar olmayı seçmeyecekleri neredeyse kesindir, iktidar bunu görse iyi olacak.
KORKUNÇ BİR PROGRAM
Toplumda hâkim olmaya başlayan hapishane kültürünün bir başka örneğini televizyonda gördüm. Bir kanal kader mahkûmları için bir program yapmış. Gelen izleyiciler ve hapishanedeki tutukluların yakınları, stüdyoya konulmuş demir parmaklıkların arkasındaydılar. Ve ismi okunan tutuklunun yakınları kendilerini tanıtıyorlar, aralarından bir tanesi ise türkü söylüyordu. Anlayacağınız, her şey korkunçtu. Bunu uzun müddet seyretmek gerçekten zordu, ama ben bir ideoloji olarak hapishane kültürünü anlamaya çalıştığımdan bu işkenceye biraz daha uzun süre dayanmak zorunda kaldım. Bütün programı seyretmek durumunda kalsaydım, özgür olmak yerine içinde tek bir televizyon bile olmayan bir hapishanede uzun süreli tutuklu olmayı tercih eder hale gelecektim.
ŞİİR DÜNYASI
Gidişat gösteriyor ki edebiyat dışında şiir dalında da çok yakında hapishaneler hakkında yazılmış şiirler çok ağırlıklı çıkışlar yapacaktır. Çünkü bizde profesyoneller dışında şiir yazmak, arabesk kültürün hâkimiyeti altında tuttuğu kitlelere özgü bir vakit geçirme biçimidir, onlar bir tür acı uzmanı haline dönüşmüşlerdir. Her acıyı, her hüznü ilk önce onlar hisseder ve çekerler. Hapishanedekilerin acılarını da ilk önce şiirlerinde onlar yansıtacaklardır. Nüfusunun yarısı tutuklanmayı bekleyen, diğer yarısı ise içeride tutuklu olan yakınlarını düşünen bir toplumun sağlıklı olabilmesi mümkün değil tabii ki.
DERİN HAPİSHANE KÜLTÜRÜMÜZ
Ayrıca tabii ki bizde çok derin bir hapishane kültürü ve ideolojisi vardır. “Hasretinden Prangalar Eskittim” diyen Ahmed Arif’in şiirleri ve Nâzım Hikmet’in hapishane mektupları, Yılmaz Güney’in hapishane günleri, Deniz Gezmiş’in hapishane yaşamı ve bütün detayıyla anlatılan oradaki son günü, hapishane yaşamı hakkında popüler kültürde anlatılmış olan öyküler ve hapishane raconu hakkındaki efsanelerin toplam etkisi, bizim radikal tepkilerimizin temeline hapishanelere duyulan tepkileri yerleştirmiştir. Ve tabii ki askeri rejimlerde hapishanelerde acı çekmiş insanlar ve yakınlarından oluşan önemli bir grup da var. Onlar hapishanelere duyulan tepkiyi sağlamlaştırmıştır. Bu tarihimiz varken şimdi bir de tamamen haksızlıklarla yaratıldığı düşünülen, yeni haksız tutukluluk hikâyeleri biniyor üzerimize. Ruhumuzun, üzerimize binen bu ağırlığı uzun süre taşıyabileceği şüpheli. OLUŞAN TEPKİ Bir tepki oluşacak, oluşuyor da. İnsanların iktidara tepkili olmaya başladıklarını ve bu tepkiyi sert ifade eden fikirlere rağbet etmeye başladıklarını görüyorum. Daha önce dediğim gibi, bu ortamda yetişen gençlerin ileride ne yapacakları kesin değil. Ama bizim gibi orta ve üstü yaştaki insanlar, tepkilerini kendi içlerine çekilerek ve öfkelerini sadece yakın çevrelerinin duyacağı şekilde ifade ederek gösteriyor.
AKP DİKKAT ETMELİ
Derin stratejilerle ve büyük, güçlü Türkiye söylemleriyle ülkeyi yönetmek çok iyidir de iktidar popüler kültürde oluşmaya başlayan havaya ve tek ideolojimiz haline gelmeye başlayan hapishane kültürüne dikkat etse iyi olur gibi geliyor bana. Çünkü kendilerini en güçlü hissettikleri anda bile ayaklarının altındaki iktidar tepesinin kaymaya başladığını görebilecekler.
İKTİDARIN SON ŞANSI
Eğer Meclis Başkanı’nın dediği gibi yargı kendisine gönderilen mesajı bu defa alırsa, yani son yapılan yasal değişiklikleri öne sürerek haksız tutuklamalardan bazılarına son verirse, bu durum iktidara bu konuda verilen son şans olabilir.
YENİ ÇATIŞMALARA ZEMİN HAZIRLAR
Eğer yargı bu mesajı da almazsa o zaman hakikaten bir kötü niyet var demektir ortada. Ve bundan sonra cemaat ile hükümet arası ilişkilerin daha da gerginleşmesi beklenebilir.