Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BENİM üzerimde sıkı bir mahalle baskısı var.

        Yaş grubumdan kişiler, bana karımı mutlaka aldatmam için baskı yapıyorlar. "Aldatmayan adamın yarım insan sayılacağı, hatta erkek bile sayılmayacağı" yolunda imalar var. Onlara kızıyorum ve "Erkek olduğumu ispat edeyim şunlara" diyorum ama bunu nasıl yapacağım konusunda hiçbir fikrim yok.

        Bunlar yüzünden artık evden çıkamaz hale geldim. Ne zaman birkaç arkadaş buluşsak konu dönüp dolaşıp yine çapkınlığa geliyor. Sohbet, "Ne olacak bu memleketin hali"nden başlasa da birkaç adım sonra konu hemen kadınlara dönüşüyor.

        Buna temelde bir itirazım yok, kadınlar hakkında istedikleri kadar konuşurum, zira teorik bilgim çok bu konuda. Ayrıca arkadaşlarımı eskiden de böyle olmadığıma inandırmaya çalışıyorum; "Eskiden benim de kız arkadaşlarım oldu" diyorum ama ikna olmuyorlar.

        Eskiden benim bile kız arkadaşım olduğuna onları ikna edebilmem için şimdi de yeni kız arkadaşlar bulmamı istiyorlar. "Bulduğun takdirde bakalım neler yapacaksın" türü, müstehzi, imalı konuşmalar da var. Baskıya dayanamayıp bir gün kafayı yiyeceğim ve çıldırıp onların kız arkadaşlarını alacağım; sonra da hep birlikte göreceğiz neler yapacağımı, böylece meraklar giderilecek.

        ARKADAŞLARIM BİRER TAVUSKUŞU

        Dün dedim ya, bu tür konularda bilimsel çalışmaları pazar yazılarım için mecburen okuyorum. Anladığım kadarıyla benim çapkın arkadaşlarım, tavuskuşu sendromuna sahipler. Erkek tavuskuşları, dişi tavuskuşlarının kuyruğunda bulunan tüylerin takıldığı her şeyle çiftleşmeye çalışıyorlar.

        Dişi tavuskuşunun kuyruğundan üç adet tüy yolun ve bunu koltuğa veya süpürgenin ucuna takın, (nereye takarsanız takın ama sakın ha kendi pantolonunuzun arkasına filan şaka olsun diye takmayın) deneylerde görülmüş ki erkek tavuskuşları, bu tüyleri üzerinde taşıyan her cisimle çiftleşmişler, hatta zorlayarak da olsa hayli ateşli seks yapmışlar.

        Benim arkadaşlarımda da çapkınlık konusunda bir erkek tavuskuşu duyarlılığı olması gerekiyor; çünkü hiçbir seçicilik yapmadan, hiçbir ekstra uyarıcıya lüzum görmeden her türlü kadınla çiftleşebiliyorlar. Zayıf, şişman, esmer, sarışın hiç fark etmiyor onlar için.

        Bazen etrafta görüyorum, İstanbul'da genelde erkekler arasında tavuskuşuluk hayli revaçta. Kadınlar ise dişi tavuskuşunu galiba iyi incelemişler. Onlar erkeğin gözünü neyin karartacağını çok iyi biliyorlar ve o kozu da sonuna kadar iyi kullanıyorlar.

        BEN BİR SIÇANIM

        Tamam, arkadaşlarımı anladım da asıl mesele benim ne olduğumu anlamak. Bu daha zordu. Bunu benim de insanlık âleminin de çözmesi hayli zor olacağa benziyordu. Bu garip durumumun bilimsel yanıtını almak için hayli uğraşmam gerekti. Çok kitap okudum, çok da örnek olay inceledim.

        Sonunda nihayet gerçeği anladım. Eğer arkadaşlarımı birer erkek tavuskuşu olarak nitelendireceksek, benim de bir "peromyscus Californicus" olduğum ortaya çıktı. Yani ben bir California sıçanıyım.

        Bu hayvanla birçok ortak özelliğimiz var. İlk önce bu tür sıçan, diğer sıçanlardan daha şişmanmış. Aynen benim gibi. Ayrıca bu tür sıçanın erkek cinsi, her koşulda üzerine ne kadar gelinirse gelinsin, ne kadar tahrik edilirse edilsin hep eşine sadık kalmasıyla biliniyormuş. Yine aynen benim gibi.

        Hatta bu türün erkeğini ev ortamından zorla çıkarmışlar (ben de bir gün çıkmaya karar verirsem bu ancak üzerimde zor kullanılarak olacak herhalde). Dişi sıçanın onu takip etmesini engellemişler, erkek yine de etrafta bulunan diğer dişilere yaklaşmamış ve eve dönmek istemiş. Tekrar aynen benim gibi, hatta dişi onun bu kadar eve düşkün olmasından sıkılıyormuş bile. Aynen Rana gibi.

        Tabiat âleminde bana bu kadar fazla benzeyen bir türün olabilmesi çok da şaşırtıcıydı aslında. Şişmanlığımız da, monogamimiz de benziyordu California sıçanıyla. İkimiz de bir tabiat ucubesi sayılabilirdik.

        Ben şimdi büyük merakla bekliyorum; bir gün bu garip sıçanın beyin kimyasını çözüp bu tuhaf davranışlarının nedenini bulup açıklarlarsa, bu tabiatın yüz karası varlığının gizemi çözüldüğünde, belki ben de o gün kendi tuhaf davranışlarımın nedenini anlarım.

        Belki o gün büyük gizemi çözerim diye düşünüyorum, bu arada açıklamalar gelinceye kadar utanmayı sürdüreceğim.

        ***

        Bir de ciddi yazı

        "CİDDİ yazı yazmayacağım" dedim ama olmuyor, galiba kendimi tutamıyorum. Bugün son derece ciddi bir konuda birkaç laf etmek zorundayım. Bu Türkiye'nin en hassas sorunlarından bir tanesi. Bu nedenle affınıza sığınıyorum bugünlük.

        "Hülya Avşar acaba ne tür bir Pandora kutusunu açtığının farkında mı? Acaba bunu bilerek mi yapıyor, yoksa saflığından mı?"

        Geçenlerde son şovunda yere yatırdığı erkek misafirinin üzerine ayakkabılarını çıkarıp çıplak ayaklarıyla bastı. Bunun Türkiye'de hangi Pandora kutularını açacağını ve ne tür duyguların zincirlerinden boşalacağını bilse eminim bunu yapmazdı.

        Çünkü bir kadının bilerek bunu yapacak kadar sadist olması beklenemez. Evet Hülya Hanım, bu yaptığınızın ayak fetişistlerinin dünyasında özel bir adı vardır. Bu da "trampling"dir ve adamın kadının ayağı altında çiğnenmesi demektir.

        Bazı insanlar bunu son derece tahrik edici bulurlar. Ülkemizde ne kadar fazla ayak fetişisti var, bunların sayıları nasıl da fazla artıyor bir bilsen, bu birçok erkeği çıldırtabilecek hareketi eminim ki yapmazdın ekranda Hülya Avşar.

        Bugünlük ciddi yazım bu kadar, bir daha yapmam söz veriyorum.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar