Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ERTUĞRUL Özkök dün bir yazı yazmış ve benden daha iyi bir gazeteci olduğunu söylemiş. Bu doğrudur, bir argümanım yok da mesleği sorulduğunda artık gazeteci demeyi çoktan bırakmış bir insanla kendisini karşılaştırdığından bence Ertuğrul Özkök boşuna yormuş kendini.

        Konu, onun bir ayakkabı hakkında yazdığı yazı yüzünden VVikileaks belgelerine düşmesi. Bugüne kadar yayınlanan belgelerde henüz benim adım geçmedi ya, onun adı var diye benden büyük gazeteciymiş. Kabul ediyorum ama belgelerde "sapık gazeteciler ve sapıklıkları" bölümüne henüz gelinmedi, bunu da hatırlatmak isterim.

        Fetişizm meselesine gelince, Ertuğrul Özkök'ün bu konuda sadece teorik nosyonu var. Bunu biliyorum, çünkü ona yıllar önce bir Japon fetiş filmi seyrettirdim, adamcağız hâlâ etkisinden kurtulamadı. Uygun olsun olmasın her yerde bunu anlatıyor. Hatta bir defasında Hürriyet'te yazı işleri toplantısında bile ayrıntılı şekilde anlatmıştı.

        MESLEKİ KARİYERİMİN BAĞLI OLDUĞU ORGAN

        Benim temel bir kriterim var; o filme tepki duyabilen hiçbir insan fetişist olamaz, o sadece güzel ayakkabıdan estetik keyif alan sıradan bir insandır.

        Bir de benim ayak fetişi üzerine mesleki kariyer yaptığımı yazmış. Bu benim için sürpriz oldu; çünkü ben mesleki kariyerimin bambaşka bir organa bağlı olduğunu düşünüyordum, meğerse o organ kadın ayağıymış.

        Bu konu açılınca Ertuğrul Özkök'ün ayak fetişinden de bihaber olduğunu anladım; çünkü o yazıyı esinlendiren fotoğraf, eğer bir insanda varsa bile her türlü fetişi anında öldürecek türdeydi. Ancak bilinçsiz bir fetişist bu görüntüden bir fetiş ilgi odağı çıkarmaya çalışabilirdi.

        Sonuç itibarıyla başlığımı tekrar okuyun.

        Halka müjde

        BEN her ne kadar Sırrı Süreyya Önder gibi büyük bir insan, muhteşem bir kişilik olmasam da öyle anlaşılıyor ki beni bile yazmadığım takdirde özleyebilecek insanlar hâlâ var.

        Bu yüzden New York'tan yazmama kararımı yeniden gözden geçirdim ve New York konulu yazıları önümüzdeki bir hafta boyunca oradan yazmaya karar verdim. Mizah da yazarız New York'u da, herkes biraz soluklanır, iç siyasetin boğuculuğundan biraz hep birlikte çıkarız. Bu arada benim de New York'ta yapmayı planladığım bazı çılgın projelerim var. Gayet tabii ki bunlar hakkında neler olduğunu da aktaracağım size.

        Sadece bana yarın için izin verin. Bugün uçuşta olacağım, varayım bir, ondan sonra sabah kahvesiyle birlikte yazının başına oturmaya başlayacağım.

        Rana, olmayan deniz kenarından yalı istedi

        BAŞBAKAN'ın açıklamalarını pek iyi duyamadım. Çünkü açıklamayı nedense odamda izlemeye karar veren Rana, hem bir yandan erik yedi hem de durmadan yüksek sesle yorumlar yaptı. Zaten ben her yıl mayıs-haziran aylarında sağır gibi yaşarım. Bu aylar malum Rana'nın en sevdiği meyve olan eriğin çıktığı aylardır. Sonra da karpuza geçiş yapıyor.

        Rana projeyi pek beğendi anladığım kadarıyla; çünkü açıklamanın sonunda, "Yeni boğaz kenarında evimiz olsun" dedi. Ben, "Bunu bir daha tekrar edersen kendimi hemen öldürürüm" dediysem de onu ikna edemedim galiba. Çünkü yeni boğaz kenarında ev projesini bana anlatmayı sürdürdü.

        Ben de karşılık olarak "2023 yılına kadar ölme projemden" bahsettim ama anladığım kadarıyla Rana, yeni yalısında benim oturmamı zaten düşünmüyormuş ki ısrarını sürdürdü. Bugün New York'a gidiyor olmamdan bu yüzden çok mutluyum; umarım oralara telefon edip de yeni ev projesini yine anlatmaz. Çünkü herhalde kabul edersiniz, bir insan seks şovundayken telefonun çalıp karısının ona bazı projelerden bahsetmesi hayli can sıkıcı bir şey. Geçmişte böyle şeyler oldu, umarım yine olmaz.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar