Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BEN yazı yazmaya başladıktan 10 yıl sonra doğanlar, daha önce doğmuş olsalar bile okumayı yeni yeni sökenler, kısacası Ş'leri S olarak söyleyen tüm bir kuşak (ASKIM kusağı) benim eskiden Amca diye bir karakter yarattığımı, onun arada bir kendisine gelen mektupları cevaplandırdığını bilmezler. Bugün bu büyük eksikliği gidermenin vakti geldi; çünkü Amca'nıza gelen mektuplar hayli birikti.

        AMCA'YA MEKTUPLAR

        Rumuz: Kalbim Temiz

        Soru: Amcacığım, ben uygun bir eş arayan orta yaşlı bir erkeğim. Fotoğrafımı ekte gönderiyorum. Eş bulmama yardımcı olursanız çok sevinirim.

        Cevap: Sevgili Kalbi Temiz. Nedendir bilmiyorum, haddinden fazla çirkin olan tüm insanlar, istisnasız kalplerinin temizliğiyle övünürler. Örneğin, bir insan hakkında "Fiziği nasıl?" diye sorarsınız, size "Kalbi çok temiz" cevabını verirler. "Ne yani kalbiyle mi yatacağım, başlatmayın bana kalbi filan da soruma cevap verin" de diyemezsiniz; çünkü karşınızdaki büyük bir ihtimalle meseleyi kavrayamayacak kadar aptaldır da. Senin meselene gelince...

        Tabii yardımcı olacağım sana; fotoğrafına baktım, şimdi hemen atlayıp hayvanat bahçesine gidiyorum. Orada mutlaka çiftleşme dönemine gelmiş bir şebek vardır. Onu alıp sana getireceğim. Muhakkak ideal bir çift olursunuz.

        P.S: Bir daha mektup yazarsan zarfa uyarı koy, "İçeride fotoğrafım var" diye. Öğle yemeğini yerken açmayayım zarfı.

        Rumuz: Çocuk

        Soru: Amcacığım, çok çocuk istememe rağmen bir türlü olmuyor. Annem beni kızlara üfürükle tedavi yapan bir adama götürecek. Ama ben biraz korkuyorum. Adam üfürüğünü yaparken o bölgeye yoğurt koyuyormuş. Ne yapmalıyım sence, benimle yüz yüze konuşur musun bu işi?

        Cevap: Sevgili Çocuk. Sen galiba çocukların son derece rahatsızlık verici, kötülük yapma potansiyelleri olan, genellikle çirkin varlıklar olduğunu bilmiyorsun da o nedenle bu kadar fazla çocuk istiyorsun. Üfürükçüye annen çok istiyorsa git tabii ama şunu da bil: O bölgeye konulabilecek en zararsız şey yoğurt olmalı. Sana da konuşmak için gayet tabii gelirim. Ama sadece tek bir ricam olacak. Ziyarete geldiğimde bana sakın ha, rica ediyorum, ne olursun ayran ikram etmeye kalkışma. Bunun dışında ne olsa içerim. Bilmem anlatabiliyor muyum?

        Rumuz: Felsefe

        Soru: Sevgili Amcacığım, para mutluluk satın alabilir mi?

        Cevap: Bak sevgili Felsefe, bak sevgili kardeşim, salakçığım. Meseleyi tersinden alalım, mutluluğun da parayı satın alamadığı neredeyse kesindir. İşte ben bu yüzden cebinde sadece bugün öğleden sonra saat 15.00'e kadar yetecek para olduğu halde mutlu bir şekilde ortalıkta dolaşan insanlardan hiç hoşlanmamışımdır. Onların sadece aptal değil aynı zamanda tehlikeli birer deli olduklarını düşünürüm. İki görüşü bir arada değerlendirirsek, mutluluğun parayı satın alma şansı hiç yoktur ama paranın mutluluk satın alması ihtimali hep olacaktır. Özellikle mutluluğu, kaliteli bir fahişe, bir şişe pahalı şampanya ve lüks bir otel odası olarak tanımlarsan bu kesindir bile diyebiliriz.

        Rumuz: Len

        Soru: Nassın kardeşim, ne yapıyon, bana da cevap yazacak musun?

        Cevap: Ben hayatımda ilk kez mektubuna Süleyman Demirel'miş gibi başlayıp da ebleh bir barbar olarak bitiren bir insanla ilk kez karşılaşıyorum. Bak, şimdi sen dua et, terbiyeli olma sözü vermemiş olsaydım o "Ne yapıyon" lafını tüm sülalene okutup sonra sana gelirdim. Şimdi ise terbiyeli bitirmek zorundayım. Senin ağzını bururum lan, sonra bütün laflar sen istemesen de ne yapıyon, yazacak musun diye çıkmaya başlar. Soru ortada olmadan neye cevap yazacağım hayvan oğlu hayvan? Oraya gelirsem senin ağzını burnunu kırarım.

        Rumuz: Bakire

        Soru: Amcacığım, fotoğrafımı gönderiyorum. Herkes bana "Evde kalırsın" diyor, sence beni beğenecek bir erkek olamaz mı?

        Cevap: Sevgili Bakire. Hiç olur mu öyle şey. Beyaz Baston Körler Derneği üyesi her erkeğin sana bayılacağına ve derneğin tüm üyelerinin seninle olmak için sıraya bile gireceğine eminim. Geçenlerde göz doktoruma gittim; o yüzden bir gün seninle olmak için kuyrukta bekleyenler arasında benim de olduğumu söylerlerse hiç şaşırma ve bir kıyak yapıp öne aldır beni.

        Rumuz: Ateş

        Soru: Hayatım Amca. Ben 19 yaşında, ateşli ve dolgun vücutlu bir kızım. Yazı da yazıyorum. İşyerine gelip sana yazılarımı tek tek anlatmak istiyorum, hepsi de seks üzerine, gelmem uygun mu?

        Cevap. Sevgili Ateş. Seni gelmeye ikna etmek için ne yapmam gerekiyor, onu söyle yeter. Köşe yazarı mı olmak istiyorsun, başyazarlığa ne dersin? Evli olmam bir sorun yaratıyorsa söyle karımı öldüreyim. Zaten teşvik edici bir nedene ihtiyacım vardı. Kız kıza konuşmak istersen o zaman da cinsiyet değiştiririm hemen. Soruna da cevap veriyorum; evet sanırım biraz seksisin de, "Aynı zamanda akıllıyım da" diyeceksen beni teferruatlarla uğraştırma ne olur. Ben gazetede yaşamaya başladım, artık eve gitmiyorum, bekliyorum ziyaretini. Dua et de yaşlandım, artık kolay heyecanlanmıyorum. Eskiden olsaydı, sen de benim heyecanlanmış halimi görseydin korkup saklanırdın.

        Bu gece Konya'dayız

        BU akşam uzun zamandır arzuladığım bir şeyi gerçekleştiriyorum. Bu akşam "Şeb-i Arus" törenlerini canlı yayınlamak ve olan bitenin anlamını çözmek için Konya'da olacağız. Canlı yayınımız saat 21.00'de başlayıp 24.00'te sona erecek. Tasavvuf konuşacağız, "aşk"ı konuşacağız.

        Anlayacağınız, birçok zaman anlamsız olabilen bu hayata küçük bir noktalı virgül koyacağız. Anlamlı güzel şeyler hakkında sohbet edeceğiz. Hepinizi Habertürk Televizyonu'na bekliyoruz.

        Ben bugüne nostalji duyuyorum

        BUGÜNLERE nostalji duymak.

        Çok güzel bir kavram bu. Kimbilir nereden not almışım.

        Büyük ihtimalle bir roman olmalı kaynak.

        Kavram çok güzel de hakkında nasıl yazabileceğimi henüz çözemedim.

        Aslında bir yazı yazdım, ülkem hakkında, yaşamım hakkında eskiden kurduğum hayallerin bugünlerle hiç çatışmadığını yazdım.

        Ortaya çok kötümser bir yazı çıktı.

        Bugün yeni kuşaklara mizahımdan örnek vermeye başladığım gün olacak. Cin bir kere şişeden çıktı, artık yeniden şişeye zor girer.

        Bu nedenle köşenin hiçbir yerinde karamsar bir cümle olsun istemiyorum. Hem ben bu gece yarısı Konya'da törenlerden sonra yıldızlara bakarak hayal kuracağım. Belki orada "bugüne nostalji duymak" yazımı kafamda daha iyi yazarım. Sonuçlardan önümüzdeki günlerde sizi de haberdar edeceğim tabii.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar