Kansere karşı yüzde bir milyon koruma
CEYLA Gölcüklü ile ilgili haberler nedeniyle gündemimize birdenbire pankreas kanseri oturdu. Ben bu gibi durumlarda hep yaptığım gibi arkadaşım Onkolog Doktor Sualp Tansan ile konuştum. Onun görüşlerini aktarırken daima çok temkinli davranırım; çünkü o yanlış anlaşılmaktan haklı olarak korkuyor. Çok şifa dağıttığından ve çok da tanındığından dediklerinin durup dururken yanlış iyimserliklere yol açması fikri onu rahatsız ediyor. Aşağıdaki önerileri okurken bu uyarımı da dikkate almalısınız.
DOMATES MUCİZESİ
Konuşmamızın bir aşamasında ben, "Hatırlar mısın bir zamanlar bana prostat kanseri konusunda domates yememi tavsiye etmiştin. Şimdi bu kanser türüne de aynı şeyi söylüyor musun?" diye sordum. Cevabını hiç tereddüt etmeden verdi: "Yüzde bir milyon kere." Onu ilk kez konusu hakkında bu kadar kesin ve kararlı konuşurken gördüm. Domatesin kabuğuyla yenilmesi gerekiyor. Sualp Tansan'ın dediğine göre, domates suyu aynı görevi görmüyormuş, ama salça da domates kadar yararlıymış. "Domatesin kabuğunda kansere karşı etkin maddenin olması ihtimali büyük" diyor Sualp Tansan. Deneyerek bir şey kaybetmeyeceğimiz bir durum bu. Diyelim ki bu tavsiye yıllar sonra yanlış çıksın, ne kaybederiz ki, domates gibi lezzetli bir besinden fazla yemiş oluruz sadece. Bir de öteki yönünü düşünün: Kansere karşı onunla her gün mücadele eden, uzmanın ifadesiyle yüzde bir milyon oranındaki koruma ihtimalini. Bu tartışılacak bir konu değil bence.
KOLALI İÇECEKLER TEHLİKELİ Mİ?
Pankreas kanseri olma ihtimalini neyin artırdığını kesin olarak söylemek mümkün değilmiş, ancak Sualp Tansan'ın dediğine göre, kolalı içeceklerin yoğun tüketildiği ülkelerde bu kanser türünde belirgin bir artış oluyormuş. Bu bağlantıya rağmen yine de bilimsel açıdan, "Fazla kolalı içince pankreas kanseri olunacak" demek doğru olmazmış, ama yine de söylemeliyim kolalı içmeyi azaltmanın da zamanı gelmiş olmalı. Hele çocuklarımızı bunlardan mümkün olduğunca uzak tutmalıyız; çünkü ya düşünülen bağlantı gerçekten de doğruysa o zaman değmez mi bu fedakârlığa... Risk alacağımıza, ileride suçluluk duygusuyla dövünmemiz yerine şimdiden kolalı içecekleri azaltmanın zamanı çoktan geldi bence.
DENEYSEL KANSER İLAÇLARI
Bunun dışında Sualp Tansan, yine bu köşede geçenlerde çıkmış olan "ölümcül kanser hastalarına Amerika'da deneysel tedavi imkânları" konusunda çok temkinli olunması uyarısı yapıyor. Oralara gidecek hastaların mutlaka uzman doktorlar tarafından takiplerinin yapılmasını istiyor Dr. Tansan. O işin sömürmeye uygun olduğunu da ekledi ve "Dikkat edilmeli" çağrısını yaptı.
Gizli öğreti
BU yazıyı yazarken birkaç saat sonra başlayacak Öteki Gündem programımızın heyecanını yaşıyordum. Gece, usta yazar-araştırmacı Ergun Candan ile konuşacağız. Ergun Bey "Tasavvufi-Batıni-Ezoterik Öğretilere Göre Kuran-ı Kerim'in gizli öğretisi" adlı çok ilginç bir kitap yazmış, kitabı tartışıp konuları açacağız.
Bu yazıyı okurken umarım çoğunuz programımızı seyretmiş olursunuz. O konuşmadan bana çok ilginç yazılar için ipuçları çıkacağına inanıyorum. Tahmin ettiğim gibi çıkarsa yarından itibaren konuya girmeye başlayacağım.
Partiden Notlar
SEVGİLİ çocuklar...
Hepinize bugün evimizdeki partiye katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Bu arada misafir odasında tekrar Amerikan güreşi müsabakası yapmamanızı rica ediyorum. Çünkü bu güreşler, çok fazla sayıda kıymetli eşyanın aynı anda kırılmasına yol açıyor.
Ayrıca bir daha ben konuşurken suratıma yumurta atmamanızı da istiyorum. Bunu yapmak için daha çok küçüksünüz; üniversiteye gidince istediğinize istediğiniz kadar atın beni alakadar etmez. Ancak bugün bir yumurta daha atılırsa bunun karşılığını aynen vereceğim, bu da bilinsin. Yumurta bulamazsam başka bir şey atarım kafanıza...
Çocuklar, bir dakikanızı rica ediyorum, şimdi dönerim. (Bu aşamada baba çılgın bir şekilde karısına doğru gider. Ve aralarında hararetli bir konuşma geçer. Bir ara kadının sesi yükselir ve "Evet ne olmuş, cep telefonları açık, ne yapayım yani" diye haykırır kadın. Adam bunun üzerine gidip bir cep telefonu önünde durarak ona tapmaya başlar ve taparken de "Sayın başbakanım, beni lütfen affediniz. Çocuklara ileride size yumurta atmalarını söylemedim, sadece bugün bana atmalarını önlemeye çalışıyordum. Beni affediniz yüce başbakanım, beni işten attırmayınız ne olursunuz" diye konuşur ve çocukların yanına döner...)
Evet nerede kalmıştık sevimli küçük şeyler?..
Çocuklar, neden odanın orta yerine o idam sehpasını kurup sarkıttığınız ipin üstüne Serdar Turgut yazdınız anlayamadım. Bu durum, konuşmamdan sıkıldığınızı mı gösteriyor, peki o zaman kısa keseceğim.
Son olarak bu partinin sonuna kadar bir daha birbirinizi öldürmeye teşebbüs etmenizi veya kedilerin çamaşır makinesine atılıp yıkanmasını istemiyorum. Bu konuda kararım kesindir. (Tam bu sırada adamın suratında bir yumurta daha patlar ve alt kattan canhıraş bir kedi sesi gelir.)
Partinin sonunda çocukları en çok eğlendiren oyun, bahçeye kendi kazdıkları mezara ölü kediyi büyük bir seremoniyle gömdükleri oyun olmuştur.
Çocuklar evden giderken, onlara arkalarından yumurta atmaya çalışan babayı anne zor kullanarak engellemiştir.
Babanın eve girerken "Onlardan öcümü almalıyım" dediği duyulmuştur.