Fenerbahçe seneye Avrupa'da (mı?)
UEFA’nın F.Bahçe için verdiği 2 yıllık Avrupa’dan men yasağı ile ilgili tamamen zıt kaynaklardan 2 farklı istihbarat ortalıkta dolaşıyor.
Birincisi UEFA’nın 2 yıl men cezası ile yetinmeyeceği; Yargıtay’dan son karar açıklanır açıklanmaz TFF’ye puan silme için başvuru yapacağına ilişkin. Bu tez sahipleri UEFA’nın TFF’ye böylesine bir istekle başvuracağını; eğer TFF gereğini yapmazsa devreye FIFA’nın sokulacağını iddia ediyor. 3 Temmuz sürecinin başından sonuna kadar UEFA ayağı sürekli birbiriyle çelişen kararlar verdiğinden; bir sene Avrupa’ya aldığı takıma ertesi yıl 2+1 yıl ceza verdiğinden “Bu iddialar safsata” deyip geçemiyoruz. Açıkça manipüle edilebilen, yakınlık dereceleri ve kişilerle ilişkiler üzerine karar alabilen UEFA’nın dürüst-adil-tam tarafsız olduğunu söyleyemeyiz.
Steau Bükreş Başkanı’nı men edip Rumen kulübüne ceza verip erteleyebilen UEFA’nın, F.Bahçe ile ilgili en ufak bir “2. şans fırsatı” vermediğini de biliyoruz. Ayrıca nihai CAS kararının halen gerekçesinin açıklanmamış olduğunu da bir kenara koyalım. Sanırım UEFA-CAS tarihinin en uzun süren gerekçeli karar hazırlanma aşaması bizim takımlarımıza denk geldi!
Dolayısıyla “UEFA’nın dayağı daha bitmedi” diyenler için kolayca “Hayal görüyorlar” diyemiyorum.
***
Fakat yine aynı gerekçelerle; yani UEFA’nın ‘bağlanabilir’ bir kurum olduğunu bildiğimden son günlerde kulaklara çalınan diğer iddiayı da ciddiyetle ele almak durumundayız.
UEFA-F.Bahçe ilişkisi hakkındaki 2. söylenti ise F.Bahçe’nin 2 yıllık cezasının ikinci yılının erteleneceğine ilişkin. F.Bahçe kanadı bu konuda resmi olmayan sinyaller veriyor (Ömer Temelli Twiter mesajları-Kiğılı’nın 2014 yılı beklentilerine ilişkin demeçleri v.b) Ama benim kulağıma gelen duyumlara göre bizzat Aziz Yıldırım’ın konuyla ilgili çok umutlu olduğu. Hatta İsviçre’de gizli bir görüşme yapıldığı ve F.Bahçe’nin kalan cezasının ertelenmesi hususunda UEFA ile anlaşıldığını işittim.
Son tahlilde 3 Temmuz sürecinin ‘birinci yargı aşaması’ Yargıtay kararı ile yurt içinde şekillenecek. Bilhassa ‘birinci yargı aşaması’ dedim çünkü bu meselenin ‘2. yargı aşaması’ da kesin olacaktır; ama bir yıl; ama 5 yıl sonra. O zamana kadar; yani birinci yargı aşamasından sonra UEFA’nın nihai yaptırımını da göreceğiz. Cezanın son 1 yılı ertelenecek mi yoksa UEFA yeni yaptırım talebiyle TFF’nin kapısını çalacak mı göreceğiz.
YILDIRIM DEMİRÖREN DIGITURK'UN ORTAĞI MI?
Kasımpaşa’nın bir başvurusu var. Diyorlar ki “TFF, Digitürk’ün ihale ile belirlenmiş yayın hakkı süresini yeniden ihaleye çıkılmaksızın 2018 yılı sonuna kadar uzattı. Rekabet Kurumu da bu talebi onadı. İtiraz ediyoruz…”
Kasımpaşa’nın gerekçesi de belli. Kulüp diyor ki; “Rekabet Kurumu bu uzatma kararını onamasa 2016 sonunda yeniden ihaleye çıkılacak ve bugünden daha yüksek meblağlı bir bedel belirlenecek. Böylece tüm havuz kulüpleri bugünkünden daha çok para kazanacak..”
***
Az biraz geriye saralım. Digitürk, 2010’da yapılan ihaleyi yüzde 126 artışla vergiler dahil 400 milyon dolara kazandı. Digitürk’ün iş planı ‘Lig TV özelinde’ ilk 2-3 yıl zarar, sonra kar şeklindeydi. Ertesi yıl 3 Temmuz süreci patladı ve Digitürk hesaplaması mümkün olunmayan bir iş riskiyle karşı karşıya kaldı. Dönemin TFF Başkanı M. Ali Aydınlar’ın kapısını çaldılar ve 2 yıl uzatma teklifini getirdiler. Dönemin TFF’si kulüplere sordu ve aldığı cevap üzerine Digitürk’e ‘Hayır’ dedi. Ancak Play-Off ucubesi peydah edildi ki Digitürk biraz daha fazla kazansın. Aydınlar istifa etti, yerine seçime kadar Hüsnü Güreli vekalet etti. Digitürk bu kez Güreli’nin kapısını aynı taleple çaldı. Güreli ikna oluyordu ki kulüpler itiraz etti ve uzatma işi olmadı. Sonra Yıldırım Demirören, TFF Başkanı oldu.
Demirören, 3 Temmuz’u ‘halletme’ sürecine başlamadan Digitürk’ü başında buldu. Talep aynıydı: 2 yıl ihalesiz uzatma. Demirören, Rekabet Kurumu’na danıştı; önce “hayır” yanıtı geldiğini söyledi. Sonra aradan zaman geçti; 3 Temmuz süreci TFF kanadında bitirildi. Digitürk yine başkana gitti, bu kez anlaşıldı. Ve fakat kulüplere sorulmadan ve hiç danışılmadan. Rekabet Kurumu kararı onadı. Aradan 1 ay geçti, Demirören’in sahibi olduğu Milliyet.com.tr maçların özet görüntü hakkını satın aldı. Bu anlaşmanın detayına haiz değiliz.
Özetle; Demirören, TFF Başkanlığı yetkisiyle; malın değer üreticisi kulüplere hiç sormadan Digitürk ile anlaştı ve ihale bedeli artışının önüne geçti. Digitürk de internet gol görüntülerini Demirören’e verdi. Ne karşılığında bilmiyoruz. Kasımpaşa’nın biraz da geç kalınmış başvurusu sonrası Kulüpler Birliği’nde konunun “Kasımpaşa haklı” noktasına geldiğini biliyoruz. O zaman soralım; Demirören elbette TFF Başkanı olarak Digitürk ile iş ortağı boyutunda ilişki kurmalıdır. Ama kulüplerin başkanı olup onlar lehine bir girişim yapabilecekken neden yayıncı kuruluş tarafından bir karar almıştır? Demirören, TFF Başkanı mıdır; yoksa Digitürk ile iş ortağı mıdır? Şimdi “Kasımpaşa haklı” diyen Kulüpler Birliği bu soruyu TFF Başkanı’na sormayacaksa artık kendini lağvetmelidir.