Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tam 8 yeni transfer ile sezona başlayan Fenerbahçe’nin, Sivas-Dnipro-Guimaraes ve Olympiakos hazırlık maçlarını izledim.

        Vitor Pereira’nın rakip yarı alana yerleşip 35-40 metrede rakiple birlikte, rakibi dar alana hapsetmeyi planlayan stratejisine saygı duyuyorum. Anlaşılan Fenerbahçe yönetimi ve Terraneo, hocaya “Bu takım 2010-11 sezonunda Aykut Kocaman geldiğinden beri; yana pas, merkez kalabalığı, kontrol futbolu, düşük tempolu futbol oynuyor. 3 yıl Kocaman; 1 yıl İsmail Kartal ile böyle oynadık. Artık tempolu, agresif, hızlı oynamaya çalışan bir takım bekliyoruz” fikrini güzel anlatmış. Dünyada kontrol-pas futbolu bitmişken; Barcelona bile Luis Enrique ile birlikte Tiki-Taka’dan vazgeçmişken; Tiki-Taka’nın mucidi Guardiola kendisini devşirmesine rağmen Heynckes’in Bayern’inin yanına dahi yaklaşamamışken; dünya futbolu özellikle 2014 Dünya Kupası ile direkt pas, driplingçi oyuncu modeline geçmişken, Fenerbahçe’nin ‘kontrol-pas’ temelli kadrosunun değişmesi günceli yakalamaktır. Bu anlayış değişimini destekliyorum. Formasyonun ne olacağı 2. sırada geliyor. Pereira 4-4-2 düşünüyorsa o fikre de saygı duymak lazım. Ama yıllarca orta merkezi 3 oyuncuyla tutmuş bir takımın merkezi 2 oyuncuyla tutmaya çalışması için zaman ve uygun futbolcu gerek. Pererira bir sağ ön oyuncusu istiyor ama izlediğim hazırlık maçlarında takımın en önemli eksiğinin merkez orta alanda Appiah tarzı bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. Ramires gibi ayağı iyi, dripling yapabilen ve savunma bilen bir orta saha oyuncusuyla Pereira’nın istediği oyun planına daha kısa sürede ulaşacağı fikrindeyim. Bence 9. transfer Emre’nin hala boş kalan bölgesine yapılmalı.

        BEŞİKTAŞ YÖNETİMİ ARTIK SANTRAFORA ODAKLANMALI

        Dün dündür, bugün bugündür deyip Quaresma alındı. Stoper takviyesi de yapıldı. Sağ beke performansı garanti bir oyuncu, sol beke de Türkiye’de iş yapacak bir isim katıldı. Bana göre yanlış bir karar olmakla beraber ‘mevcut kalecilerle devam’ denildi. Takım omurgasında önemli bir yer tutan Tolgay’ın sakatlığı sonrası doğan boşluk olduğu yerde duruyor. Oraya takviye yapılıp yapılmayacağı belli değil. Ama en önemli eksik santrforda. Elinde Cenk Tosun dışında santrfor bulunmayan Beşiktaş’ın (Pektemek ile Şişmanoğlu forvet. Orijinal santrfor değil) Muhakkak marka bir 9 numara alması lazım. Yönetim Q7 ile Demba’nın gidişini kompanse ettiğini düşünüyor olabilir; stat zaten yeni yıldan önce yetişmez. Yönetimin artık ikide bir “Beşiktaş çok büyük takım” demekten vazgeçip aksiyon alması lazım. Ligin başlamasına 3 hafta kalmışken en geç 1 hafta içinde 9 numara takıma katılmalı.

        GALATASARAY YÖNETİMİ İMAJINI DÜZELTMELİ

        G.Saray Başkanı cebinden 14 milyon Euro vermiş, takımı bir arada tutmuş; 50 milyon Dolar borç ödenmiş. Aysal döneminden kalma ‘UEFA Sopası’ tepedeyken bütçe disiplinini aşamıyorlar. 2 yıl içinde 40 milyon Euro maliyet düşürmek zorundalar. Dışarıdan kaynak akışı çok zayıf. Camiadan destek yok ama maşallah herkes vizyoner, herkes Dursun Özbek’ten rahatsız. Kimse elini cebine atmıyor; Ibra’lar, Robben’ler havada uçuşuyor. Bu ahval ve şerait içinde Podolski’yi takıma katan yönetimin gördüğüm en önemli eksiği imaj. Yönetim ya çıkıp mali durumu gerçekçi bir biçimde herkese açıklamalı, “Kol kırılır yen içinde kalır” arabeskliğini bırakıp, “Kardeşim bizim şu kadar borcumuz var. Kaynağımız da bu. UEFA’nın kesin beklentileri şu. Bu şartlar altında elimizden gelen bu” demesi lazım. Ya da Jem Karacan’dan; Bilal’e, taraftarı kesmeyen isimleri parlatmaları lazım. Her halükarda bir imaj çalışması şart.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar