Anadolu Efes o virali Heineken'den mi aşırmış?
SON günlerde sabahları kalkıp Twitter'a baktığımda çok sık gülümsemiyorum.
İyice kavgacı, laf sokmacı, mutsuz, rahatsız insanlara dönüştük sanki.
Önceki gün ise işte o uzun süredir olmayan şey oldu ve neredeyse takip ettiğim insanların tamamının paylaştığı bir viral reklam videosuna tıklayıp tatlı tatlı gülümsedim.
Anadolu Efes'in ajansı harika bir fikri süper bir prodüksiyonla gerçekleştirmişti.
HEP BİRLİKTE DUMAN
Takımın tüm oyuncularını bir klasik müzik konserine gitmeye ikna etmişler önce.
Basketçi arkadaşlar dizilmişler konser salonuna.
Baygın bir melodi çalıyor önce orkestra.
Tatlı tatlı sıkılıyorlar.
Ama ardından ikinci şarkı büyük bir kreşendo ile başlıyor.
Bu tanıdık ama hangi şarkıydı demeye kalmadan Duman'ın Efes Anadolu reklamlarında kullanılan "Kimseyi tanımadım ben, senden daha güzel" şarkısı çalmaya başlıyor ve o da ne, bir seyirci ayağa kalkıp şarkının bir dizesini söylüyor.
Takım şaşkın.
Sonra bir başka seyirci, ardından bir başkası ve sonra tüm salon.
Müthiş güzel bir video olmuş hakikaten.
Düşüneni, gerçekleştireni kutlamak gerek.
AJANS DÜŞÜNSÜN
Bu arada bu video yayılır yayılmaz Heineken isimli bira firmasının İtalya'da benzer bir kamera şakası gerçekleştirdiği ve Efes'in ajansının bu fikri çaldığı lafı dönmeye başladı.
Youtube'dan baktım o videoya. İnsanları maç günü klasik müzik konserine götürme fikri ciddi benzerlik taşısa da bizimkiler İtalyanlardan çok daha özgün, çok daha etkili bir işe imza atmışlar.
Çaldıysa reklam ajansı düşünsün ne yapacağını.
Ben bir izleyici olarak hayli etkilendim, takım oyuncularına sempatim arttı.
Sanırım hedefi de tutturmuş oldular.
Tabiat Kanunu'nda söz endişeli çevrecilerin
İKİ gün önce Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu ile ilgili olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamayı buradan paylaşmıştım.
Şimdi de söz, bu yasa tasarısıyla ilgili endişe duyan çevrecilerin oluşturduğu platform adına WWF'de.
Bakanlık ve çevrecilerin bu köşeden fikirlerini tartıştırmaya zemin sağlamak hoşuma gitti doğrusu.
İşte WWF'nin açıklaması:
1- Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik yaptığı açıklama, kamuoyunun endişelerinin birçoğuna yanıt vermemektedir.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada yer alan ifadelerin büyük bir kısmı, doğa koruma konusunda çalışan yüzlerce sivil toplum kuruluşunun karşı olduğu noktalar zaten değildir. (Örneğin AB'ye uyum, ihtiyatlılık ilkesi, ekosistem iyileştirmesi gibi.)
'KANUN YORUM İÇERMEMELİ'
2. "Demokrasinin gereği olan katılımın eksikliği" endişemiz yanıtsız kalmıştır.
Kanunun hiçbir maddesinde kamu dışındaki paydaşların (STK'lar, yöre halkı, akademi gibi) karar alma ve uygulama süreçlerine katılımının sağlanması için bir mekanizma olmadığı eleştirimize dair bakanlıktan bir cevap gelmemiştir. Açıklamanın birinci maddesine yer alan "karar alma sürecinde şeffaflık ve yeterli düzeyde katılım öngörülmesi" ifadesine Çevre Komisyonu'nca onaylanmış olan kanun tasarısında hiçbir yerde rastlanamamıştır.
3. Açıklama kamuoyunda endişe yaratan, muğlak, yoruma açık ifadeler konusunu aydınlatmaktan uzaktır.
Bu gibi çerçeve kanunlar kesinlikle yoruma ve suiistimale açık maddeler içermemelidir. Aynı maddenin 4. bendinde "Korunan alanda öncelikli habitat tipi veya öncelikli tür bulunması halinde üstün kamu yararı; halk sağlığı, çevreye yarar ve kamu güvenliği ile sınırlıdır" denilmektedir. Kamu güvenliği ve halk sağlığı son derece anlaşılır gerekçelerken "çevreye yarar" kavramı tıpkı "üstün kamu yararı" kavramı gibi muğlaktır. Açıklama bu konuda da bilgi vermemektedir.
4. Açıklamada tasarının getirdiği öne sürülen olumlu katkılar halihazırda ülkemizde mevcuttur.
Açıklamada yer alan ve habitat ve tür envanterleri, koruma alanlarının belirlenmesi, plan ve projeler gibi özellikle uygulamaya yönelik bazı noktalar aslında mevcut mevzuatımızla bakanlığın zaten rahatlıkla yapabileceği konulardır.
Ancak buradaki asıl mesele yukarıda değindiğimiz gibi kanunun bütününde koruma hedefinin zayıf olması; açıklamada yer verilen "katılımcılık" gibi bazı kavramların yasada hiçbir şekilde somut karşılığının olmaması ve çeşitli kavramların tanımsız bırakılarak boşluklar ve muğlaklıklar yaratılmasıdır. Kamuoyu bilgilendirmesi bu konularda aydınlatıcı bilgi içermemektedir. Bakanlığın ülkemizin tabiatını daha da iyi koruyacağı iddiasıyla savunduğu, tasarıda yer alan "ekolojik etki değerlendirmesi" gibi bir sürecin bu kanun ile birlikte mevzuatımıza girecek olması olumlu bir adımken, mevcut Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinde yaşanan deneyimler düşünüldüğünde Ekolojik Etki Değerlendirmesi'nin de bilimsel esaslara ve objektif kararlara dayanan bir süreç olacağına dair inancımız son derece düşüktür.
'İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ'
5. Bakanlık tarafından yapılan açıklama, kanun tasarısı ile çelişmektedir. Oysa hukuki açıdan geçerli olacak metin kanun tasarısıdır.
Kanunlar, olası bir hukuki süreç başlatıldığında gerekçeleriyle birlikte değerlendirilirler. Kamuoyunun üstün kamu yararının ne olduğu, kimler ve hangi kriterler ışığında belirleneceği hususundaki endişelerine cevaben bakanlık açıklamasında ifade edilen "koruma odaklı bir üstün kamu yararı yaklaşımı" ifadesi ne kanunda ne de gerekçelerinde yoktur ve dolayısıyla da ileride hukuken hiçbir geçerliliği olmayacaktır.
Tam da bu noktada talebimiz son derece net ve çözüm odaklıdır: Bu kanun mevcut haliyle TBMM'den geçmemelidir; bir-iki ay gibi kısa bir sürede, yoğun bir çalışmayla yeniden, ülkemizin doğasını gerçekten korumayı hedefleyen ve uluslararası standartları karşılayan bir kanun hazırlanmalıdır. Ülkemizin doğasının korunması ve sağlıklı bir çevrede yaşam için çalışan 100 sivil toplum kuruluşu olarak böylesi bir süreçte katkı vermeye ve bakanlık ile birlikte çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu sizin aracılığınız ile kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Tabiat Kanunu İzleme Girişimi adına,
Tuğba Uğur
WWF-Türkiye
İletişim Yönetmeni