Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇ de olsa Vay Arkadaş filmini izledim bayramda. Ve hiç ummadığım kadar çok eğlendim. Caner Güler ve Cüneyt İnal'ın yazdığı ve Kemal Uzun'un yönettiği film beni kahkahalara boğdu. Manik, TikveDildo isimli üç arkadaşın eğlenceli hikâyesi sinemada uzun zamandır geçirdiğim en keyifli dakikaları verdi bana. Otomobil hırsızı üç arkadaşın çaldıkları otomobiller dolayısıyla düştükleri belayı anlatan filmde çok başarılı oyunculuk performansları var. Öncelikle Demet Evgar'ı hangi rolde olursa olsun izlemek büyük keyif. Bu filmde yine çok başarılı. Mete Horozoğlu yeni gözdelerimden. Filmin de başarılı isimlerinden. Geniş Aile dizisinden tanıdığınız Fırat Tanış, tikli karakterde çok ama çok eğlenceli. Yeni neslin çok parlak oyuncularından Ali Atay, bu filmde 40 filmindeki karakterinin neredeyse aynısını yine aynı mükemmellikte canlandırıyor. Konuk oyuncu Mustafa Üstündağ'ın Kurtlar Vadisi'ndeki rolüne atıf yaptığı sahne ise son zamanlarda Türk sinemasında izlediğim en zekice esprilerden biri. Sokak ağzını, Tarlabaşı hayatını bu kadar gerçek ekrana aktarmayı başaran ve bu kadar güzel diyaloglayan ekibe tebrikler. Ama insan bu kadar coşunca bir de mükemmel final bekliyor filmden. Ne yazık ki henüz filmlerin giriş-gelişme bölümlerinde iyiye gidiyoruz. Ama final çekme özürlüyüz. Bu da olunca tam süper olacak. Bir de küçük uyarı, bu film küçük çocuğunuzla gidebileceğiniz türde bir film değil. Kullanılan küfürlü sokak dili çocuğunuzun kaldırabileceği türden olmayabilir. Ama

        çocukları evde bırakıp eşinizle keyif yapmak için ideal...

        Mesele özür meselesi değil

        ÇARŞAMBA akşamı Kanal D ana haber bülteninde çok ama çok tatsız anlar yaşandı. Şile'de kaybolan küçük Berat'ın ailesinin evinden yapılan yayın gerçek bir felaketti. Kanalın muhabiri Özay Erad'ın evde yayın sırasında anneye, kulağına gelen yanlış bilgiyi verip "Bir çocuk cesedi bulunmuş" demesi ve annenin yürekleri paralayan haykırışları arasında yayın sunmaya çalışması çok korkunçtu. Ama mesele Özay Erad'ın anlık hatası değil. Bu yayındaki rezalet daha ilk dakikalarda başladı. Çocuğu kaybolan anneyi dakikalarca konuşturdu Özay Erad. Anne, Başbakan'dan başlayıp Cumhurbaşkanı'n-dan çıktığı akıllara zarar konuşmasında en küçük bir kısıtlama ile karşılaşmadı. Sonra da yanlış haber skandalı geldi. Ama mesele ana yayın kumandanın bu akışa hiç itiraz etmeyişi ve yayını sürdürmesi idi. Özay Erad bir emekçi. Ve ana yayın masasından kulağına ne söylenirse onu yapıyor. Bu olayda Erad, inisiyatif alıp olaya müdahale etmediği için ikinci derecede suçludur. Ama asıl suçlu bu yayını uzatan merkezdir. Zaten hepimizin söylenip durduğu ana haber bülteni anlayışı değişmedikçe bu tür skandalları daha çok yaşarız.

        Hiçbir mesele 'SAPIKLIKTAN' tartışılmaz

        BU konun ilk cümlesi kesinlikle belli: Hiçbir problem, mesele, toplumsal sıkıntı böyle tartışılmaya başlanmaz. Karşı tarafta olduğunu düşündüğünüz kişi veya kuruluşları, arkanıza aldığınız muhafazakârlık rüzgârına sığınıp alenen sapıklık yapmakla suçlayarak tartışma fitili ateşleyemezsiniz. Bu yöntemle sadece kavga başlatılır. AKP milletvekili Halide İncekara'nın, "Yaprak Dökümü, Fatmagül'ün Suçu Ne? gibi diziler sapıklığı teşvik ediyor. Senaristlerin ruh sağlığından şüpheliyim" cümlelerinden bahsediyorum. Bu tonda bir cümle ile konuya bodoslama dalmak benim açımdan meseleyi tartışabilir olmaktan çıkarıyor. Bu cümle söz konusu dizileri yaratan, izleyen herkesi zan altında bırakıyor. Üstelik çok üst perdeden bir suçlama ile: "Sapıklığa teşvik etme, sapık olmaya meyillenme, insanı sapıklığa teşvik eden bir yayından zevk alma"... Evet, sayın milletvekilimiz bunları da söylemiş oluyor o cümlesiyle. Üstelik bu diziler RTÜK tarafından çok ciddi ve en acımasız şekilde denetleniyor. Sayın milletvekili bu dizileri izliyor mu bilmiyorum ama dizi sektörü hakkında bir şey bilmediği ortada. Ama sanırım artık iş çığrından çıkıyor. Bundan böyle dizi yapımcıları, senaristlerine hazırlattıkları senaryo taslaklarını önce Meclis'e onaylatacaklar. Ve yapılacak gizli oturumlarda bu dizilerin senaryoları tartışılacak herhalde. Çünkü görüyorum ki RTÜK kısıtlamaları bile yetmiyor bazı insanlara. Bu çok vahim bir tartışma şekli, ve biliyorum ki bu tonda ve sapıklık suçlamasıyla başlayan tartışmalar sonunda

        birçok özgürlüğü daha alıp götürüyor. Bu açıdan Halide İncekara'nın durduğu yer bende endişe yaratıyor. Hem de Fatmagül'ü en çok eleştirenlerden biri olmama karşın.

        İhmaller denizinde cinayet

        HÂLÂ inanamıyorum. Bayram öncesi İhsan Doğu'nun haberleri yayınlandığında ilgiyle okumuştum. Bir adam, tüm polis ve jandarma peşindeyken saklanıp saklanıp gelip insanları öldürüyordu. Üstelik öldüreceği insanlar da biliniyordu. O korkunç adamın ancak bir cinayet daha işledikten sonra yakalanabilmesi büyük bir skandaldır. Tam altı insanın aynı sokak üzerindeki evlerde öldürülüp, kapıda bekleyen jandarmaya rağmen ölümden kaçamamasının bir açıklaması olmalı. Bu olayda ihmali olan ve adresi bilinen insanları koruyamayan güvenlik görevlileri şapkalarını önüne koyup bu ihmaller denizini nasıl yarattıklarıyla yüzleşmeli ve suçlular cezalandırılmalı. Bir de acilen hükümet pompalı tüfek satışını yasaklamalı. Meğerse cani adam çektiği kre di ile iki bin liraya aldığı bir pompalı tüfekle işlemiş kahrolası cinayetlerini. Bu toplumca yaşadığımız kaçıncı pompalı tüfek faciası. Sıradan bir adam bile bankadan kredi çekip kolayca pompalı tüfek satın alabiliyorsa hiçbirimizin can güvenliği yok demektir.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar