Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İTİRAF etmek gerekirse biraz kabak tadı vermişti. 2001'de ilk izlediğimde yeşil derili, komik kulaklı bataklık devi ve konuşan eşek arkadaşının hikayesi bir anda kendine aşık etmişti. Hem küçükler hem büyükler için tasarlanmış olan animasyon film çok ama çok komikti. Ardından ikincisi geldi. Fena değildi. Sonra hemen üçüncüyü dayadılar burnumuza. Ki bence serinin en zayıfıydı. Şimdi de bu yılın mayıs ayında serinin son bölümü "Forever After" geliyor. Bu bölümün en önemli özelliği üç boyutlu olması. Görünüşe göre onun koca göbeğini sallamasını üç boyutlu olarak görmek için yine dolduracağız sinemaları. Fragmandan izlediğim kadarıyla keyifli bir hikayesi var gibi görünüyor. Gerçi Hollywood, fragmanlarıyla bile insanı öyle kandırıyor ki şimdiden kesin bir şey söylemek güç. Ama ne yalan söyleyeyim Shrek'in bittiğine seviniyorum. Amerikan sinemasının hiçbir şeyi tadında bırakmaması ne korkunç!

        Oscar, benden uzak dur tepelerim!

        BRRR... Gazetelerde çok sevimliymiş gibi verilmiş ama bence çok korkunç bir hikaye. ABD'de Rhode Island'da bir huzur evinde yaşayan kedi Oscar ölümün kokusunu alabiliyormuş. Ölmesine saatler kalan insanları anlayan kedi, gidip bu insanların yanına uzanıyormuş. Bugüne kadar tam 50 insanın ölümünü önceden bilmiş. Hatta bir seferinde bir odada ağır bir hastanın değil, onunla aynı odada yatan iyi durumdaki hastanın yanına uzanmış. Ve gerçekten de ağır hasta yerine, yanına uzandığı ve ölümü beklenmeyen hasta hakkın rahmetine kavuşmuş. Tekrar Brrrr... Bir an için o huzurevinde konakladığımı hayal ettim. Düşünün sürekli bir gerginlik:

        "Oscar nerede?"

        " Az önce yemekhaneye geçti"

        "Ohh şükürler olsun gidip rahat bir uyku uyuyabilirim!"

        "Oscar nerede?"

        "Yaa galiba senin odaya girerken görmüşler az önce... Eyvah bayıldı... Hemşireee... Hemşireee..."

        "Oscar nerede?"

        "Elizabeth'in yanında yatıyormuş"

        "Oh olsun. Geçen ay yemek sırasında o kaknem Elizabeth dirsek atıp önüme geçtiydi. Allah taksiratını affetsin!"

        "Oscar, Oscar diyorum, git buradan, ulen kalk yatağımdan vallahi tepelerim. Yaa kalk git abdestimi bozdurma bana. Ben daha çok gencim!"

        Çünkü ben yaşlanmayı durdurdum

        "1999 yılında Bursa'da kurduğu Estetik International bünyesinde estetik ve plastik cerrahi konusunda önemli gelişmeler kaydeden, dünyada ve Türkiye'de ilklere imza atan Op. Dr. Bülent Cihantimur, bilgi birikimi ile her geçen gün işinde önemli gelişmeler kaydediyor ve estetik cerrahinin gündemini belirliyor. Estetiğin lüks değil bir gereklilik olduğunu söyleyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, 'Yaşlanma belirtileri 25 yaşından sonra başlar, benim hastalarım genelde genç ve önceden tedbir alıp yaşlanmayı geciktirmek isteyen kişiler, çünkü ben yaşlanmayı durduruyorum' dedi." Bu korkunç cümleler bana dün gelen bir basın bülteninin ilk cümleleri. "Estetik ameliyatlarınızı 25'ten itibaren yaptırmaya başlayın, yüzünüz bıçaksız kalmasın" demeye getiriyor doktor bey. Yaşlanmayı da durdurmuş. Bunu nasıl becerdi, anlamak imkansız. Estetik çılgınlığı denilen saçmalık her tarafımızı sarmaya başladı. Bu kutudaki fotoğrafı doktor beye hediye olarak yolluyorum. Yaşlanmayı durdurabilen herhangi bir tıbbi önlem henüz yok. Bence olmasın da. Yüzleri birbirine benzeyen, gözleri alınlarına mandalla tutturulmuş gibi gezinen, her türlü olaya botoks gerginliği yüzünden şaşırarak tepki veriyormuş gibi görünen kadınlardan geçilmiyor ortalık. Ne acayiptir ki erkek egemen toplumumuzda erkekler yaşlandıkça karizmatik ve azgın teke olurken kadınlar ise "yaşlanıyor ve çöküyor!" Bırakın yaşlanalım ve bir an evvel gidelim bu korkunç dünyadan!

        Dört mezarın sırrı Farmville'in Halloween kampanyası olabilir mi?

        SON günlerde sürekli genç insanların ölüm haberleri geliyor. O an önce anne ve babalarının sonsuza kadar değişen ve acı dolan hayatlarını düşünüyorum. Sonra da gidenin ardından günlük hayatı ile ilgili insanı üzen detaylar ortaya çıkıyor. Geride kalan korku dolu bir köpeğin fotoğrafı, yılbaşında giyilmek üzere alınmış bir kıyafet... Artık bunlara bir de Facebook hesabı eklendi. Şimdi ölen insanlar eğer Facebook'ta hesap açtılarsa yakınları bir de burada yazılanlara bakıp acı çekiyor. Ayrıca şüpheli bir ölümse bu hesap önemli bilgiler veriyor. Şimdilerde evinde ölü bulunan 28 yaşındaki Avukat Ece Arslan'ın Facebook'taki sanal çiftçilik oyunu Farmville hesabındaki çiftiliğinde dört mezar taşının bulunması dün gazetemizde haberdi. Polis bu dört mezar taşının anlamını araştırıyormuş. Fotoğraftan anladığım kadarıyla Ece, Farmville'in Halloween döneminde sınırlı bir süre satışta tuttuğu bal kabakları, mezar taşları, korkunç çitler, korkunç ağaç ve dev insan yiyen bitkileri çok beğenmiş. Ve çiftliğinde köşe yapmış. Benim çiftliğimde de bu tür şeylerden bolca var. Mezar taşları korkunç geldiği için almamıştım. Derin bir anlamı var mı bilmiyorum ama benim anladığım Ece'nin 28 yaşında, espri anlayışı gelişmiş, hayat dolu, eğlenceli bir kızcağız olduğu... Allah kimseye genç ölüm vermesin...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar