Halit ve Bergüzar iyi bir halt mı etmiş oldu?
ONLAR birbirlerini sevmişler. Ne zaman, nerede, tam olarak saat kaçta gibi soruların kimseye faydası yok. Biri bir buçuk yıllık eşinden boşandı, diğeri nişanlısını bir çırpıda bırakıverdi. Eski nişanlı da eski eş de haklı olarak duruma çok bozuldular, arkalarından çok konuştular. Konu aşk ve sevgi olduğunda her şeye ve her türlü mutluluğa karşı olan toplumumuzun avantajını kullanan ex-ler zaman zaman Bergüzar ve Halit üzerinde ciddi toplumsal baskı kurmalarına rağmen ikisini de bu yoldan döndüremediler. Halit ve Bergüzar belli ki bir halt etmiş ve hayatlarında başkaları varken, birbirlerini çok sevmişlerdi. Evet, ne yazık ki bunu hayatlarında birileri varken yapmışlardı. Bir an için onların şöhretlerini çıkarın omuzlarından, benzer olay başımıza geldiğinde hangimiz bu kadar cesur olabiliriz? Ben kendi adıma bu kadar cesur olamayabilirim. Rahatımı bozmak zor gelir. Hele bir de meşhur olduğunuzu ve hele de kadın oyuncular için anında "özel hayatı dizimize zarar verdiğinden kendisiyle yollarımız ayrılmıştır, yerine özel hayatında daha iffetli olduğunu düşündüğümüz filanca oynayacaktır" cümlesinin nasıl da hemen devreye girdiğini düşünün. Bergüzar ve Halit, çok iyi halt etti. Umarım bebekleriyle beraber çok mutlu olurlar. Onlar, birbirlerine aşık oldular ve mutluluk yolundaki tüm bedelleri ödediler. "Peki ya üzülen, geride bırakılanlar" diyeceksiniz. Size hemen Candan Erçetin'den "Hangi aşk adil ki?" şarkısını çalayım. Sakince bir düşünün.
Teoman'da köfte patatesçiymiş
DÜN bir gazeteye röportaj veren Teoman kendisine sorulan sorularla kendini anlatmış. Ailesi, sanatsal yaşamı, kadınlarla olan durumları vs. Ama tüm bu bilgilerin hiç biri bana, Teoman'ın da anne usulü pişirilmiş "köfte- patates" yemeği hastası olduğunu öğrenmek kadar heyecan verici gelmedi. Detay vermediği için kızartılmış olduklarını düşündüğüm köfte patates ikilisi bende afrodizyak etkisi bile yaratabilir. Hele bir de üzerinde ekşili domatesli sos varsa değmeyin keyfime. Çocukken bizim evde köfteler hep sayılı olurdu. Bu uygulamadan nefret ederdim. Bir tek benim annem bize bu sayılı köfte zulmünü yapıyor zannederdim. Bu nedenle köfteler sayım aşamasına gelmeden, kızartma aşamasına talip olup arada köfteleri ağzıma atıverirdim. Köfte çalma kısmı olmasa da Teoman'la bu basit detayı paylaşmak hoşuma gitti. Onun bu "herkes farklı, ben farksızım" hallerini çok seviyorum.
Halis Toprak'a bu yapılmamalıydı!
PANİĞE mahal yok. TMSF'nin yaptığı el koyma operasyonlarıyla ilgili haddimi ve bilgimi aşan saptamalarda bulunmayacağım. 'Nazlıcan evliliğini' de tasvip edenler korosuna katılmadım. Ama önceki gün tüm mal varlığına el konulan Halis Toprak'ın görüntüleri beni çok üzdü. Bu ülkeye yıllarca binlerce lira vergi vermiş, iş istihdamı yaratmış ve ekonomimizin dinamolarından biri olmuş adamın, el konulan cipiyle Adapazarı'ndan İstanbul'a gitmesine izin verilmeyişi çok sinirimi bozdu. Halis Bey'in koskoca fabrikasının önünde küçük bir tabure üzerinde TMSF görevlisi ile yaptığı konuşma çok sarsıcıydı. Ortada bitmiş bir adam vardı ve TMSF görevlisi öylesine coşmuştu ki nezaketi bir tarafa bırakıp, her şeyini kaybetmiş bu adama inceden ayar vermekten kaçınmıyordu. Halis Toprak borçlu olabilir, suçlu olabilir, her şey olabilir ama basın önünde böylesine küçük düşürülmeyi hak etti mi o tartışılır. Bu yaşlı adamı, üstelik eşi ve kayınvalidesiyle orada olan bu adamı el konulmuş cipi veya orada bulunan bir başka TMSF aracıyla iki saatlik yoldan İstanbul'a göndermek çok mu insanlık dışı olurdu? Bu intikam kokan uygulama hiç hoşuma gitmedi!
Ordu'da tüm dertler bitti, gözler pisuvarlarda!
ORDU'nun dereleri, aksa yukarı aksa, vermem seni ellere ordu üstüme kalksa, sürmelim aman" güzel türküdür. Bir kızcağızın aşkını anlatır. İnsan binlerce kere dinlese doyamaz. Hele de hafiften kafa güzelse insan o serin derelerde dolaşır. Bu türküleri yazan güzel insanlar nereye gittiler bilmiyorum. Ama Ordu şimdilerde böyle güzel türküler çıkarmıyor. Belli ki kentte tüm sorunlar bitti. Tüm kızlar sevdiklerine kavuştu, kentte aç veya açıkta kimse kalmadı, tüm altyapı dertleri halloldu, eğitim kalitesi son yüzyılın en yüksek seviyesinde. Şimdi sıra pisuvar sorununu çözmekte. Pisuvar, biz kadınların erken yaşlarında gizlice girilen erkek tuvaletlerinde ne amaçla kullanıldığını bir türlü anlamadığı aygıtlardır. Belli ki Ordu Valisi de bu tarz bir sıkıntı içinde ki "dinen caiz değildir" fetvasıyla kaldırıvermiş kentteki tüm pisuvarları. Pisuvar iyi bir şey midir, erkeğin hayatında önemi nedir tam olarak bilemem. Ama umarım sayın valimiz kentte böylesine dinsel bir karmaşayı çözdüğü için müsterihtir. Artık Ordu'nun sırtı yere gelmez.