Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yahşi Batı'dan güzel kokular geliyor

        CUMARTESİ günü MAGAZİN gazetemizde çok özel bir manşet haber vardı. Arkadaşlarım Cem Yılmaz'ın yeni filmi Yahşi Batı'nın setini görüntülemeyi başarmıştı. Görüntüler daha şimdiden heyecan verici cinsten. Aslında bu filmle ilgili daha heyecan verici olan ise Cem Yılmaz'ın Ömer Faruk Sorak'la yeniden birlikte çalışmaya başlaması. Ömer Faruk, bence bu ülkede gişe sinemasını en iyi okuyabilen ve seyircinin ne zaman ne istediğini en doğru analiz edebilen isimlerden biri. Yahşi Batı için kurulan dev set ve iki Osmanlı'nın vahşi batıda olması, "komedi katsayısının yüksekliği" beklentimi şimdiden arttırıyor. Yüzyıllar önce Leman Kültür'deki ilk gösterilerinde Süperman'in Türkiye maceralarını anlatıp, hepimizin gülmekten seslerimizin kısılmasına neden olan Yılmaz, eminim senaryosunda fantezide sınır tanımıyordur. Ekime kadar nasıl sabrederim bilemem.

        Eşinin sevişme görüntülerini verir misin?

        OLAY patladığı gün düşünmeye başladım bu soruyu. Bir kadınla evlenmişsin. İyi bir işin var. Beş yıldızlı bir otelde aşçısın. Keyfin yerinde, mutlusun. Sen eşini, eşin seni çok seviyor. En azından sen öyle zannediyorsun. Sonra bir şüphe sarıyor dört yanını. Ve bir şekilde şüphelerinde haklı olduğunu öğreniyorsun. Artık elinde dünyanın en acı görüntüleri var: Karının başka bir adamla sevişme görüntüleri. Sonra tabii ki boşanmaya karar veriyorsun. Ve bu görüntüleri mahkemeye delil olarak sunuyorsun. Karının ilişkisi olan adamın askeri savcı olduğunu ve bu görüntülerin mutlaka basına ulaşacağını bile bile. Bunu yapar mıydınız? Kendimi o kadının yerine koyuyorum. Kadın aldatmak konusunda belki haklı, belki değil. Aldatmanın haklı tarafını bulmak da kolay değil ama yine de böyle bir cezayı hak ediyor mu bilmiyorum. Kendimi adamın yerine koyuyorum; öfkesi, çıldırmışlığı, can acısı içimde canlanıyor. Amma karışık bir hal. Eyy Habertürk okuru, siz olsanız ne yapardınız? Ama iyice düşünün, klişeye takılmayın. Cevaplarınızı heyecanla bekliyorum.

        John Dillinger da dinlemeye takılmış:)

        AMERİKA'NIN efsanevi gangsterlerinden John Dillinger, 1934 yılında Manhattan Melodrama filminden çıkarken polisler tarafından öldürüldüğünde tüm zamanların en karizmatik suçlularındandı. Amerika o yıllarda "Büyük Depresyon Dönemi" denilen ve bugünkü ekonomik krizi aratmayan bir krizin etkilerini yaşıyordu. Halk, bankalardan nefret ediyordu ve John Dillinger bu bankaları soyuyordu. Dahası onu içeride tutabilecek bir hapishane bulunamıyordu, çünkü hepsinden bir şekilde kaçmayı başarıyordu. History Channel'ı izlediğinizde bu bilgilere sahip olabiliyorsunuz. Ama Michael Mann'ın çektiği 'Halk Düşmanı' filminde daha fazlası var. Johnny Depp'in muhteşem oyunuyla bir suçluyu nasıl da efsane haline getirdiğine, Christian Bale'in de soğukkanlı polis Melvin Purvis rolünde süper bir oyun çıkardığına tanık oluyoruz. 30'ların Chicago'sunu, banka soyduktan sonra otomobilden ateş ederek kaçan geleneksel mafya görüntülerini ve ağırefektlerle süslenmeden gerçeklik ve inandırıcılık konusunda çok başarılı çatışma sahnelerini barındıran film, gönül dünyamda 'Bonnie ve Clyde'ın durduğu yerin yanına rahatlıkla oturuyor. Tavsiyeler tavsiyesi :)

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar