Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Soyu tükenme tehlikesinde olan cinekop, sarıkanat ve lüfer konusunda duyarlılık gösteren herkesi canı gönülden tebrik ederim. Ancak gecen hafta Metro'yu tebrik ettiğim icin pişman oldum. Neden mi? Detayları öğrendim de ondan

        Aynen şöyle demiştim: "Metro Toptancı Market soyu tükenmek üzere olan çinekop ve sarıkanatı satmama kararı aldı. Soyu tükenme riski taşıyan lüferin 20 cm altındaki türleri olan çinekop ve sarıkanatı, hiçbir mağazasında satmama kararı aldı ve raflarından kaldırdı. Tebrikler Metro'ya" Kişisel sitemde de (www.pinarreyhan.com) bu konuyu konuştuk, bir sürü okurumla birlikte tebrik ettik, ne güzel keşke herkes böyle sorumlu olsa diye düşündük...

        Sonra Defne Koryürek ile karşılaştık sanal âlemde. Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar diye bilinen sivil toplum girişimi.

        Beni öyle bir aydınlattı ki bu balıklar ve ölçüleri konusunda. Şoke oldum. Metro'yu tebrik ettiğim pişman da oldum. Neden mi?

        Defne diyor ki: "Lüfer popülasyonunun %10'luk bir bölümü çatal boy denilen ölçüyle 19 cm'de ilk yumurtayı bırakıyor. 19 cm çatal boy, 20.9 cm toplam boy ediyor. Toplam boy hesabı önemli, çünkü sirkülerde kılıç hariç tüm balıkların avlanma alt boyu toplam boy olarak verilmiş halde çatal boy olarak değil.

        Yani, lüfer popülasyonunun hepi topu %10'luk kısmı 20.9 cm'de ürüyor demek daha doğru. Tamam da bu ilk grup yumurtaların ne kadarının başarılı olduğuna dair bir araştırma da yok ki! Bu nedenle "korumacı deniz politikaları, popülasyonun %50-60'ının üreme aralığı "ilk yumurta bırakma aralığı" olarak kurgulanmak durumunda", diyor akademisyenler. Eğer sürdürülebilirlik ise derdimiz, bir türün toplam popülasyonuna bakmak ve %50'si ne zaman üreme ergenliğine erişiyorsa o zamanı ölçü almak gerekiyor. Bu da lüferde 24-25 cm toplam boy demek. Gerek bizim, Slow Food Fikir Sahibi Damaklar'ın "en az 24 cm" dememizin ve gerekse de Greenpeace Akdeniz'in "25 cm" diye üstlemesinin arkasında yatan mantık bu.

        Metro'nun neden 20 cm dediği ise gayet açık, kanaatimce: Var olan lüfer kampanyaları rüzgarından kendince faydalanmak... Niyeti lüferi korumak olsa önce bizlerin bir kapısını çalmaz mıydı yoksa, "STK'lar, derdiniz ne ben sizlere nasıl destek olayım" diye... "

        Şimdi dışarıdan bakılınca balıktaki cm hesabını bilmeyen herkes benim gibi Metro iyi bir iş yaptı tebrikler diye düşünür. Oysa durum başkaymış. Metro'yu tekrar tebrik ederim, seve seve yaparım ama 20 cm kararını 25 cm'e yani olması gerekene çekerse!

        Şimdi bize ne düşüyor?

        Lüfer alırken "kaç santim?" diye sormamız gerekiyor! Bunu bilirsek, sorarsak, 25 santim altında satılan balığa tepki gösterirsek toplumsal bilinçle bir yere varabiliriz. Çocuklarımızın da yetişkin olduklarında LÜFER diye bir balığın varlığını bilmesini sağlayabiliriz.

        ***

        Fikir Sahibi Damaklar kimdir, nedir, ne ypar

        Fikir Sahibi Damaklar, yerelliğe, yöreselliğe önem veren Slow Food'un İstanbul'dan filizlenen bir kolu, şehirli bir grup. Günümüzün pratiği içinde "tüketici" sayılıyorlar. Ancak sorgulama kabiliyetlerini birer üretici destekçisine dönüşmek için kullanıyorlar. Biliyorlar ki bugün markette satılan lezzetsiz domates ancak ve ancak "satın alındıkları sürece" reyondaki yerini muhafaza edebiliyor. Eğer "mevsiminde" almaya karar verirlir, üretici de mevsiminde üretecek. Gece saat 10'a kadar açık kalan hipermarketlerin insanı tembelliğe iterek, satılan yoğurdun "gerçekten" yoğurt, ekmeğin "gerçekten" ekmek olup olmadığının düşünülmesini engellediğine inanıyorlar.

        Bu nedenle "gerçek gıdadan ayrı düşme hali"ne çözümler üreten aktiviteleri benimsiyorlar. Çünkü hem şehirli kalmak, hem de gerçek gıdayı destekleyerek insanlığın ortak refahına katkı sağlamak istiyorlar.

        "Şehirli insan tercihini gerçek gıdadan yana yaptığında üretim de iyi, temiz ve adil olacak ve torunlarımıza miras bırakacağımız dünya ancak ve ancak böyle mümkün olacak" diyorlar. Haklılar da...

        ***

        Somalili çocuklara 200 litre süt

        Açlık, kıtlık, yoksulluk nedeniyle yaklaşık 5 milyon insanın ölümle karşı karşıya olduğu Somali'deki insani durumla ilgili olarak VVenice Kids, tüm mağazalarında başlattığı kampanyayla yardım çağrısına müşterilerini de davet ediyor... 68 ülkedeki 450 mağazası ve 1100 satış noktasıyla çocuk giyiminde dünyanın en önemli markalarından olan VVenice Kids, tüm mağazalarında "tek kişinin" yaptığı alışverişin %5'iyle Somali'deki çocuklara süt gönderme kampanyası başlattı. Dünyadaki en büyük insani felaket olarak ilan edilen bu duruma Wenice Kids CEO'su Oktay Özdemir kayıtsız kalınamayacağını belirterek: "Wenice Kids olarak çocuk giyiminde dünyanın en önemli markalarından biriyiz. Bu duruma elbette kayıtsız kalamayız. Dünyanın neresinde olursa olsun, çocuklar bizim için çok önemli. O yüzden, yardım çağrısında bulunmanın yanı sıra müşterilerimizi de başlattığımız kampanyaya dahil ederek, tüm mağazalarımızda tek bir kişinin yaptığı alışverişin %5'i ile Somali'deki çocuklara süt göndereceğiz" açıklamasında bulundu. Tebrikler Oktay Özdemir'e ve Wenice Kids'e...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar