''Hoptrililaylom, Lay-Lay-Lilay-Lom!''
Bir şeylerin farkına varabilmek için ille de yaşamak gerekiyor. Yaz aylarındayız. Üstüne uzun Şeker bayramı ile birleştirilebilme cazibesine sahip tatil sezonu ile kıyılara aktık. Eylül başına denk gelen Kurban bayramı ufukta. ‘‘Hoptrililaylom, Lay-Lay-Lilay-Lom’’ durumu yani.
Buraya kadar her şey ‘‘yeme de yanında yat’’ boyutlu. Çevirelim madalyonun diğer yüzünü. Düğün-bayramdan ibaret gördüğümüz bu fotoğraf, insanlık dramı içeren bir ayrıntı barındırıyormuş aslında. Yaşayınca farkına vardım.
Babam, yaşıtlarının korkulu rüyası kalça kırığı talihsizliğini yaşadı. Kazasız-belasız diyemeyeceğim bir sürecin ardından taburcu oldu, evine döndü. Kırılan kalça tarafının anlayamadığım bir nedenle fizik tedavisi aile bireylerimize bırakıldı. Hoş, hastanedeki tedavi bakım sürecinde de tüm kader ortakları gibi durum farklı değildi. Niye şaşırdı isek, def-i bela kabilinden hastamızın nefes alıyor olduğuna şükredip, kabullendik. ‘‘Aman elimizde kalmadan def edelim’’ vücut dilinin aleniliğine rağmen, “önümüz yaz. Deniz-havuz iyi gelir’’ reçetesine sarıldık.
CAN SİMİDİMİZ
Yazlık can simidimiz var. Ama karşılaştığım tokat nitelikli bir gerçek oldu. Aslında “züğürt tesellisi’’ imiş bizimkisi. Deniz 30 metre, tekerlekli sandalye ve dört ayaklı baston (wolker) donamımıza rağmen denizle buluşamadık. Ne yaptı isek kumsalı aşıp, babamı deniz ile buluşturamadık.
İşte o zaman kafama dank etti. Haydi bu mağduriyet, maddi olanaklar kapsamında aşılabilir diyelim. Fizik tedavi hizmeti veren tesisler var. Hastanelerin ‘‘heyet’’ duvarını aşabilmeniz durumunda, bu olanağın giderlerini ‘‘sevk’’ belgesi karşılığı devlet karşılıyor. Ama mesele o da değil.
Hepimiz bazı özelliklerimizle birbirimizden ayrılıyoruz ve bu ayrılıklar hayatın ta kendisi. Bizlerden farklı olan bu insanların yaşamlarını zorlaştıran da; yine bizleriz çoğu zaman. Aslında onların ihtiyacı olan tek şey “empati”. Engelli bireylerin yaşamını nasıl zorlaştırdığınızla ilgili fikir sahibi olmak için benimki bana yetti de arttı.
SOSYAL ALANLAR
Sosyal alanlar kapsamında bulunan plajlar önemli değerlerden biri. Özellikle tekerlekli sandalyeye bağımlı bedensel engellilerin denize girebilmesi için bir düzenleme şart. Erişilebilirlik kapsamında plajların ve sosyal alanların düzenlenmesi engelli bireyler için ne biliyor musunuz? Bedensel engelli bireylerin kıyıdan denize girmeleri koca Türkiye Kıyı Şeridinde Foça, Bodrum Akkaya ve Alanya’dan ibaret. “Engelsiz Plaj” çağdaşlığını sadece buraların belediyeleri akıl etmiş durumda.
Ne kadar ‘‘Hoptrililaylom, Lay-Lay-Lilay-Lom’’ bir durum sizce?